Son günlerin en çok tartışılan konulardan biri de mücavir alan meselesidir. Öncelikle mücavir alanın ne olduğu konusunda bir tanımlama yapmak gerekiyor. Mücavir alan Belediyenin belirlenmiş olan sınırlarına komşu olan alanı tanımlamaktadır.

Bilindiği gibi Belediyeler hizmet sunarken sınırları içerisindeki alandan sorumlu bulunmaktadırlar. Tıpkı köylerde köy sınırlarının belirlenmesinde olduğu gibi şehirlerin de bir sınırı mevcuttur. Belediyeler kent gelişimi ile ilgili olarak ilerisi için planlar hazırlarken (Master Plan) kentin gelişim yönünü ve imar düzenlemelerini bu sınıra göre ayarlamaktadırlar.

Zaten süreç içerisinde bu mücavir alanlar kentin büyüme hızına paralel olarak Belediye sınırlarına dahil olmakta ve Mahalle şeklinde yapılanmaktadırlar.

Son  yasal düzenlemeler ile Belediye olan yerleşim yerlerine 5000 metre yakın olan yerleşim yerlerinde Belediye kurulamamakta ve nüfusu 5000’in altında olan yerleşim yerleri de Belediye teşkilatına kavuşamamaktadırlar. Bu demektir ki Belediyelerin 5 km yakınında olan yerleşim yerleri de Belediye sınırlarına karşılıklı mutabakat ile dahil edilebilmektedir. İdari ayrılma ve birleşmeler için gerekli olan prosedürü buradan anlatmayacağız ancak okuyucuların bilgilendirilmesi amacı ile bu konuyu biraz irdelemek istedik.

Mücavir alanı beli olan yerlerde (Belediyelerde) mücavir alandaki yapılaşmalar konusunda izinlerin ilgili Belediyeden alınması gerekmektedir. Belediyenin yetki alanı dışındaki yerlerde ise Bayındırlık ve iskan Müdürlüğü bu izinleri vermektedir. Örneğin; Burnumuzun dibinde yapılan ve son olarak Sayın Başbakanın anahtar teslim törenine katıldığı ancak anahtara rağmen teslim edilemeyen TOKİ konutlarının mücavir alan sınırının belli olmamasından dolayı Belediye hizmetlerinden faydalanması kanunen mümkün görünmemektedir.

Bu konu ile ilgili olarak tarafların gazete manşetlerine yansıyan açıklamalarını hepimiz okuyoruz zaten. İlginç olan tarafların aslında konuyu en iyi bilenler olması. Çünkü konu ile ilgili olanların tamamı Belediye kökenli insanlar. Bu nedenle taraflara bilgi vermek gibi bir anlayış sergilemeyeceğiz. Ancak bu mücavir alan meselesi artık sürüncemede bırakılamayacak kadar önem arz etmektedir. Konu ile ilgili spekülasyonlar sorunun bir an önce çözümlenmesi zaruretini beraberinde getirmektedir.

Belediyenin konu ile ilgili çalışmalar yürüttüğünü biliyoruz. Komşu olan köylerin Belediye sınırlarına dahil edilmesine yönelik başlatılan çalışmalar köy sınırları içerisinde bulunan hazineye ait arazilerin böylesi bir durum karşısında Belediyeye kalacağı endişesi ile veya başka bir yaklaşım ile bu arazilerin artık köylüler tarafından kullanılamayacak olması nedeniyle sonuçlandırılamamıştı. Bu endişe bir süre daha devam edebilir ancak bu durum eninde sonunda çözümlenmek zorunda olduğundan herkesin gerekli adımları geciktirmeden atmasında toplumsal yarar bulunmaktadır.

Belediye Mücavir alan sınırlarının belli bir şekle kavuşturulmaması ileride değişik sorunların da ortaya çıkmasına neden olacaktır. Halen fiilen sürdürülen bazı önemli hizmetler konusunda sorunlarla karşılaşmak mümkün olabilecektir. Bu nedenle ilgili tarafların bir araya gelerek soruna çözüm noktasında olumlu yaklaşım göstermesi herkesin yararına olacaktır.

Sel felaketi ile yeterince acı çekmiş olan vatandaşlarımızın hizmet noktasında da aynı acıları yaşamaya devam etmemeleri için, konunun siyasal malzemeye dönüşmemesi için bu adımın atılması ve konu ile ilgili uzlaşının sağlanması gerekmektedir. Karşılıklı suçlamalar yönelterek sorunların çözümü mümkün değildir. İdarecilik sıfatı taşıyanların temel görevlerinden biri de uzlaşı kültürüne öncü olarak topluma örnek olmaktır. Yönetim makamları sorunları tırmandırma değil çözüme kavuşturma yerleridir diye biliyoruz. İmar planlarında bu makamların ne tevhide ne ifraza ihtiyaçları vardır! Ancak bu makamların sağlıklı imar palanlarını çıkarmak ve vatandaşları sıkıntıdan kurtarmak gibi bir görevlerinin olduğu kesindir.

Konunun detaylarına girmeden ilgili bütün taraflardan halkımızın beklentisi çözüm üretmeleridir. Belediye sınırları içerisindeki uygulamalar konusunda bile hemfikir olmayanların bu sorunu açık alana çıkıp mücavir alanda da devam ettirme gayretlerini görüyoruz ancak bunun gereksiz ve yararsız bir çaba olduğunu düşünüyoruz. Yöneticilerimizden isteğimiz kavgayı bir tarafa bırakıp uzlaştırıcı yönlerini bize hizmet olarak sunmalarıdır. Çok şey mi bekliyoruz sizce?