CHP Milletvekili Hüseyin Aygün’ün kaçırılma nedeni sansasyonel bir olay gerçekleştirip gündemi yönlendirmek ise eylemin başarılı olduğunu söylemek mümkün. Ancak işin yapılma tarzı konusunda aynı görüşü beyan etmek pek mümkün görünmüyor.
CHP Tunceli Milletvekili Aygün Ovacıktan Tunceli’ye dönmek isterken önü kesilen silahlı kişiler tarafından kaçırıldı. Danışmanı ve incelemelerini takip eden muhabiri serbest bırakan silahlı eylemcilerin daha sonra Aygün’ü yanlarına alarak ormanlık alana yöneldikleri belirtildi. Danışman ve muhabirin aktardıklarından anlaşıldığı kadar aralarında bir diyalog gerçekleşmiş ve kaçıranlar milletvekiline birkaç gün misafirimiz olacaksınız bildiriminde bulunmuşlar.
Bir milletvekilinin kaçırılması takdir edilmelidir ki sıradan bir olay değil. Olayın meydana gelişini değişik açılardan değerlendirdiğimizde de sıradan bir olay değil;
Zaman bakımından
Mekân bakımından
Süreç bakımından
Kişi bakımından
Parti bakımından
Değişik yorumlara muhatap kalacak bir eylem tarzı.
Bir Milletvekili kaçırma olayı bildiğimiz kadarı ile bu tarzda PKK’nın yaptığı ilk eylem oluyor. Siyasetçilerin, korucuların, askerlerin, sivil yurttaşların, Memurların ve basın mensuplarının zaman zaman kaçırıldıklarını biliyoruz ancak bir milletvekilini kaçırmayı bilmiyoruz.
Politik talep ağırlıklı bir mücadele iddiasında bulunup Aygün’ü kaçırmak her halde sağlam gerekçeleri olan bir adım olmalı. Ancak bu adımlar ne olursa olsun kamuoyu algısı red refleksi göstermiştir. Bir Milletvekilinin silah zoru ile kaçırılması doğru bir davranış değildir. Olayın bir de detayları var. Sayın Aygün’ün yanında bulunan görgü tanıklarının anlatımlarına göre aracı durduran iki kişinin sivil giyimli olmaları “Kuşku” mefhumunu beraberinde getirmektedir.
Ancak şekli ve yöntemi ne olursa olsun üzerinde durmamız gereken konu bu tür davranışların kimin tarafından yapıldığından ziyade doğru olup olmadığıdır. Politika yapan insanların silah zoruyla götürülmelerinin doğru bir tarz olarak kabul edilmesi mümkün değil. Olayın özel nedenlerini bilmemiz elbette söz konusu değil. Tahmin etmek de güç ancak sonuç itibariyle sabah kalkıp gazete ve internet sayfalarındaki haberlerin tepesinde bir milletvekilini kaçırıldığı haberini okumak her halde sıradan bir iş değil. Bir milletvekili kaçırma girişiminin sıradan masumane bir iş olarak lanse edilmesi de pek mümkün görünmüyor. Bu tarzın ulusal ve uluslar arası arenada izah edilebilecek bir yönünün olduğunu da açıkça sanmıyoruz.
Eğer ülkede görüşlerini beğenmeyenler birbirlerini kaçırmaya yönelseler o zaman siyaset yapabilecek bir tek kişi bile bulmak mümkün olmaz.
Bu nedenle Hüseyin Aygün’ü kaçıranların bir an önce bu yanlıştan vazgeçip kendisini sağ salim aldıkları yere göndermeleri yanlışta ısrar etmeme anlamına gelecektir. Sayın Aygün derhal serbest bırakılmalıdır.
Olayın yukarıda belirttiğimiz değişik açılardan kamuoyunda çok tartışılacağı da açıktır. Dileriz böylesi olaylar tekrar etmez ve siyasal iklimin yumuşatılması için herkes elinden gelen çabayı gösterir. Gidişatın iyi olmadığı her halinden belli oluyor.
Kürt sorunu konusunda gerekli adımların atılmamasının, kriz politikasının bizi getirdiği durum bakın gelip nerelere kadar dayandı. Bu durumdan memnun olan tek bir Allahın kulu var mı? Ortamı sertleştirmeye yönelik açıklamalar yaraya merhem olmuyor işte.
Next