Midyat garajının ikinci caddesinden girişinin sağ köşe başındaki dükkanda İzzet Sipahioğlu’nun işlettiği Nur eczanesi vardı. Genişlik bakımından orta büyüklükteydi. İlaç raflarını önüne kalfaların geçebileceği genişlikte bir ara bırakılarak L harfi şeklinde bir tezgah yapılmıştı. Kalfalar gelen hastalara verilen reçetelerini burada hazırlayarak, hasta veya yakınlarına veriyordu.. 
*
İzzet bey hastaya verilen ilaçların tutarını hesap makinesi konumundaki eli ile hesaplayarak bedelini alırdı. İzzet bey sarışın orta boyluydu, saçlarının yan taraflarının dökülmesine rağmen üst kısmında kalan saçları uzatmaya yetecek kadardı. Gözlük takarak hesap işlemlerin yaptığını hatırlıyorum. Bıyıklarını sırma tarzında bırakıyordu. 
*
Söz konusu dükkan eczane olarak kullanılmadan önce fırın olarak çalıştırılıyordu. O tarihlerde Batman'da fırıncılık mesleğini yapacak ustalar yoktu. Bu mesleği icra etmek için Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgesinin bazı illerinden ustalar kente gelerek fırıncılık mesleğini yapıyorlardı. Tarif edilen yerdeki fırını da Erzurum’un İspir ilçesinden gelenler fırını açmışlardı. O dönemlerde Artvin'den gelerek fırıncılık yapanlardan biri de Abid Dilekçi idi. 
*
Midyat garajı ve çevresinde Eczanelerin olması yakınlarda doktorların muayenelerinin olması ile bağlantılıydı. Nur eczanesinin sırasında bir kaç dükkan ileride ikinci katta dahiliye uzmanı Dr. Bedrettin Alyamaç'ın muayenesi vardı. 
*
Alyamaç, eski SSK hastanesi olarak bilinen şimdi ki Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinde çalışıyordu. Öğlen tatilinde ve paydos saatinde muayeneye gelerek hasta kabul ediyordu.
*
Midyat pasajının bulunduğu alanda bir veya iki doktor muayenesinin daha olduğunu hatırlıyorum. Bir tanesinin muayenesine İzgi matbaasının bir kaç dükkan ilerisindeydi.İkinci kattaki muayenehaneye dar bir merdiven aralığından çıkılarak ulaşılıyordu. 
*
Ara caddeni diğer yanındaki ilk dükkan oldukça büyüktü. Ürünlerin çeşitliliği bu günkü süpermarketleri hatırlatıyordu. Şehmus Aktaş ve oğlu Nuri Aktaş tarafından işletilen dükkanın müşterisi eksik olmazdı. Dükkanın temiz ve düzenli olması diğer dükkanlar ile arasındaki belirgin farklardan biriydi. 

Behçet Arıkan, profil malzemeleri satardı. Dükkanın arkasındaki küçük yazıhane zeminden yüksek bir yere monte edilmişti. Bir kaç merdiven basamağını çıkarak yazıhaneye girilebiliyordu. Şekil ve ebatlarına göre düzenlenen malzemeler güçlü bir raf dizilerek sergilenirdi. 

Behçet Arıkan sürekli resmi giyinirdi. Saçlarının ön tarafı dökülmüştü. Bıyık bırakır, ancak uzatmazdı. Esnaf Kefalet ve Kredi Kooperatifi Başkanlığı da yapmıştı.  
*
İzgi matbaası ile Behçet Arıkan'ın dükkanın arasındaki dar merdiven aralığından ikinci kattaki Ticaret ve Sanayi Odasının yazıhanesine çıkılırdı. Odanın ilk Başkanı merhum Mahmut Ortaboy'du. Kısa süre bu görevi yürüttü. İstanbul'da geçirdiği bir trafik kazasından sonrasında hayatını kaybetmişti. 
*
Oda Başkanlığına merhum Mehmet Teymur getirildi. Görevi uzun yıllar sürdüren Oda Başkanı Teymur, uzun boylu hafif göbekli mavi gözlü biriydi. Görevi gereği sürekli resmi giyinir ve bıyık bırakırdı. 
*
Tornacı merhum Abdülkadir Uygur usta, yerine yetiştirdiği ilk tornacıydı. Sanatkar oluşu ve kişilikli duruşuyla çevrede sayılan sevilin bir insandı. Sanatına söz söyletmeyecek kadar ustaydı. 1977 yılında şu an esnaflar sitesi olarak kullanılan eski sanayi sitesinde bir torna atölyesinde çalışırken kendisi ile tanışma fırsatım olmuştu. Aynı yıl hayatını kaybetmişti. Sanat yaşamı boyunca başta yeğeni Ziya Uygur olmak üzere bir çok sanatkarın yetişmesinde yardımcı olmuştur. 
*
Midyat garajı için anlatılanların bir kısmına şahit olmadım o dönemde. Yaşayanların anlatıları düzenleyerek yazdım. 
*
Bu anlatılardan biri o yıllarda ‘Chevrolet’ marka otomobillerin taksi dolmuş olarak kullanılmasıydı. Beş yolcu tamamlandığı zaman dolmuş taksiler duraktan kalkarak yolcuları gidecekleri yerlere götürürdü. Taksileri kullananlar arasında Koreli Behçet ve merhum hayat fırının sahibi ‘Amo Nado’nun çocukları da vardı. 
*
Otomobiller rahattı, o dönemin en hızlı ulaşım araçlarıydı. Tek olumsuz yanları pahalı olmalarıydı.