MEZARLIKLARA KİN TAŞINMAZ!
Son dönemlerde insanlar içlerindeki anlamsız kini artık yaşayanlardan çok ölülere yöneltme girişimlerinde bulunuyorlar. Çok yanlış hem dinen yanlış hem de etik olarak yanlış.Bütün toplumlarda ölüye duyulan bir saygı vardır.Ve kin ve nefret ölülere kadar uzanırsa bunu önünü kimse alamaz.Bu hassasiyete herkesin dikkat etmesi gerektiği gerçeği ile bu konuda yazılan bir yazıyı sizlerle paylaşmak istedim.
“GÖLBAŞI MEZARLIĞI’NDAN FERYAT VAR!”
Gülsima SAKIK’a
Anne!
Beni çok gördüler biliyor musun mezarlıklarında?
Bana yabancı muamelesi yaptılar, ben buralarda olmamalıymışım anne!
Anne!
Sana çok kızmam gerekirken kızamıyorum biliyor musun? Bize kardeşlikle ilgili neler neler anlatıyordun. Biz hem dinde ve hem de Âdem ile Havva’da kardeştik. Hani insan olmamız yeterdi kardeşlik için hani?
Anne!
Hani dedelerimiz beraber savaşmışlardı? Hani birlikte ölmüşlerdi?
Hani kalubeladan beri kardeştik?
Hani bizim kaderimiz birdi?
Hani tasada-sevinçte, açlıkta-toklukta beraberdik?
Hani kıblemiz, fatihamız, yasinimiz aynıydı anne hani!
Anne!
“Aynı mutfak, aynı sofra, aynı duamız var” diyordun,
Peki anne böyle mi olmalıydı? Allah aşkına bir şeyler söyle;
Anne!
Yoksa bizi kandırıyor muydun bu kardeşlik sözlerinle?
Anne!
Bana şimdi doğrusunu söyle lütfen;
Biz gerçekten buralı değil miyiz?
Bizim yurdumuz değil mi buralar? Kaldı ki başka ülkelerde ölen yabancılara kimse ses çıkarmıyor ki ülkelerinde… anne ben buralı değil miyim?
Anne!
Sen söylerdin hep “ülkemizin insanının hanımlarına ve ölülerine saygılı” olduğunu…
Söyle anne;
Ben ölü bir hanım değil miyim? Artık beni Allah yargılayacak kullar değil, öyle değil mi anne?
Ama anne mezarımı kimler yangın yerine çevirdi söyle anne?
Hani hayatta olanların birbirleriyle alıp vermedikleri vardır biliyorum. Ama anne biz ölülerden ne istiyorlar? Biz artık cevap veremeyiz ki…
Anne!
Doğru söyle; “kardeşiz” diyerek bizi kandırıyor muydun?
O zaman bana bir avuç toprak neden çok görüldü anne?
Ama anne ben buraları çok sevdim; ezan sesleri seher yeli ve rüzgârlarla karışıp bizi sarıyor anne…
Ama anne bana buraları çok görüyorlar duydun mu?
Ne?
Duymadın mı? Anne duymamış olamazsın; bütün dünya mezarlıklarında bile duyuldu anne!
Sen yine beni kandırmaya çalışıyorsun anne. Burada diğer mezar arkadaşlarım duyunca bana geldiler; “biz kardeşiz sen merak etme”, “diriler de anlayacak kardeş olduğumuzu, üzülme” dediler. Anne! galiba bana asıl şimdi “başsağlığına” geldiler.
Anne!
Çok yorgunum, çok uykusu ve çok mutsuz;
Galiba ölmek istiyorum.
Anne!
N’olur beni Gölbaşı’na defnedin olur mu? Buraları çok sevdim zira buram buram Anadolu kokuyor.
Ben burada mutlu olmak zorundayım.
Anne! Üzülme olur mu?
İlle de kardeşiz, inadına kardeşiz ve ebediyen kardeş kalacağız.
Anne!
Biliyorum; “aferin kızım” diyeceksin ve ağlayacaksın… artık analar ağlamasın olur mu?
Bunu bütün annelere söyle anne; çocuklarına sahip çıksınlar, onları başıboş bırakmasınlar ve ölümü anlatsınlar yaşarken.
Öpüyorum anne(ciğim).
Be ölmeye gidiyorum, böylesi daha iyi…
Gülsima’n
Ahmet AY”