Geçen hafta Samsun´da, DTP´nin yasaklı lideri Ahmet Türk´e faşizanca yapılan saldırıdan sonra ülkede olumlu ve olumsuz gelişmelere tanık olduk. Önce olumlu gelişmeye değineyim: Daha öncelerde Siyasi Kürt Liderlerinin karşılaştığı darp ve diğer olumsuz tepkiler karşısında hükümet, siyasi partiler, stk´lar ve Türk aydınları seyirci kalırken, hatta destekler nitelikte olurken ne oldu da bu kez seyirci kalmayıp da bu saldırıyı kınadılar. Saldırının hemen sonrasında bir dönem Ahmet Türk´ün elini dahi sıkmayan başbakan Erdoğan, ABD´den telefonla Ahmet Türk´ü arayıp geçmiş olsun dileğinde bulunması ve saldırıyı kınaması. CHP ve MHP liderlerinin saldırıyı kınaması. Saldırının gerçekleştiği Samsun´daki tüm siyasi partilerin il başkanlarının bir araya gelerek saldırıyı kınamaları. STK ve Türk aydınlarının çoğunun saldırıyı kınamaları ve tabi ki olayın gerçekleştiği ilin Emniyet Müdürü, Emniyet Müdür Yardımcısı ve şube müdürünün ihmalkârlıklarından dolayı görevlerinden açığa alınmaları demokratik açıdan gayet olumlu gelişmelerdir; çünkü başta da belirttiğim gibi ismini andığım kesimler daha öncelerde Kürt siyasetçilerine yönelik olumsuz vakalarda değil tepki gösterme alenen taraf olduklarını çıplak gözlerle görüyorduk. Bu da gösteriyor ki büyük bir kesim artık Türk-Kürt kavgasının sona ermesini istiyor, dolayısıyla silahla çözümün olamayacağı ve bunun da demokratik bir yaklaşımla olabileceğidir. Tabi bu konuda en büyük olgunluğu, sağduyulu yaklaşımıyla saldırıya uğrayan yasaklı siyasi lider Ahmet Türk ve bu saldırıyı kendilerine yapılmış kabul eden Kürt halkının sağduyulu yaklaşımını görmezden gelmemek gerek. Ahmet Türk´e yapılan saldırı sonrası olumlu gelişmeyi yüzeysel de olsa belirttikten sonra asıl değinmek istediğim olumsuz gelişmeye geçelim.
Burada öncelikle şuna değineyim bir kere Muş (Bulanık) olayı davasının Samsun´a alınması başlı başına hata ve sanığın can güvenliği gerekçesiyle davayı Samsun´a alıp üstelik mağdur tarafın can güvenliğinin riske atılması kafalarda soru işaretleri bırakmakta. Bunu da belirtikten sonra şimdi asıl olumsuz gelişmeye geçelim.
Faşizanlık!
Ahmet Türk´e saldırı sonrasında haddini aşan bazı gazete ve yazarların saldırıyı doğru bir şeymiş gibi savunmaları tehlikeli bir oyunun açık göstergesi. MHP ve BBP gibi partiler dahi saldırıyı kınarken Kemalist düşünceli Hürriyet ve Sözcü gazetelerinin saldırıyı adeta savunur gibi yazılarla okurlarının karşısına çıkmaları kafalarda soru işaretleri bırakmadı değil. Bu saldırı önceden planlanmış mıydı da ve Kürtlerle- Türkleri birbirine düşürmek için mi yapılmıştı; ama bu böyle olmayınca acaba planın ikinci aşaması olarak basını mı devreye sokmak istediler. Bunun için düşünmek gerek, zaten öyle görünüyor ki siyasi partiler başta BDP olmak üzere bu oyuna gelmedi. Sağduyulu hareket etti ve umut ediyorum diğer partiler de bu saldırıda ve gelişebilecek farklı olaylar için de şimdiye kadar gösterdiği yaklaşımıyla yaklaşırlar. Ve böylece ülkeyi karıştırmak isteyenlerin oyunları bozulur.
HAFTANIN MİZAHI!
Hemen hemen tüm ulusal gazetelerin ön sayfadan verdikleri İzmir´de bir atın çiftlik tellerini aşarak beş yarış atına tecavüz etmesi, benim de bu haftaki köşemin mizah bölümünde yerini bulmuş oldu. Bu at acaba tecavüzün suç olmadığını öğrenmediği için mi böyle bir girişimde bulundu; yoksa insanların ahlak kurallarını böyle rahat etmelerini mi örnek aldı!
HAFTANIN KARA TAHTASI!
Bu hafta köşemin kara tahtasına Hürriyet ve Sözcü gazeteleri yer aldı. Özellikle de Hürriyet yazarlarından Yılmaz Özdil´in faşist yazısından (Ahmet Türk´e yapılan saldırı için “adaletin tokmağı yerine kondu”) dolayı kara tahtaya yazılamaya fazlasıyla hak etmiştir.
HAFTANIN GÖZDEESİ!
Haftanın gözdesi, Samsun´da saldırıya uğrayıp burnu kırılmasına rağmen gösterdiği olgun hareketleri ve sağduyulu yaklaşımıyla siyasi lider: Ahmet Türk!
HAFTANIN SÖZÜ !
Adaletin olmadığı yerde herkes suçludur.
(Duverger)
Next