Bu nereden çıktı denilebilir. Hiçbir şey durup dururken ortaya çıkmaz. Birisi ortaya bir tükrük atar veya bir kitap yazar. Başka birisi de buna tarih der. Şayet birisini karalamak isterse, tarih dediği kitabı dayanak olarak ileri sürer. Bir ara Kürtlerin varlığı inkâr ediliyordu. Bunlar dağ Türkleridir veya şeytan neslindendirler. Diye tarih kitapları yazılıp askeri yetkililerin verdiği konferanslarla bu düzmece tarih kitaplarından alıntılar yapılıyordu. Böyle tarihler olmaz. Bunlara düzmece ve yalan tarihler denilebilir. Çünkü tarih objektif gerçeklere dayanması gerekir.
Gelelim konumuza: 3.2.2010 günü saat 22.20 sıralarında tv. 5 i açtım. Necmettin Erbakan dönemindeki bakanlardan İsmail Müftü Oğlu 28 Şubat sürecini anlatıyordu. Bu arada söz Irak´a geldi Müftü Oğlu Mesut Barzani´nin Yahudi dönmesi olduğunu iddia etti. Oturumu yöneten zat onu uyarıp dedi ki, bu konuda biraz dikkatli olalım deyince, Müftü Oğlu ne yapalım tarih yazıyor. Diye iddiasını sürdürdü. Birkaç sene önce Vakit gazetesi de aynı iddiayı ortaya attı ve Kürtler tarafından tepkilere yol açtı. Ben de merak ettim ve İnternette konuyu araştırmaya başladım. İbretlik. Blokçu.com” de Tarihçi olarak adlandırılan Ahmet Uçarı´n bu konudaki görüşlerini okudum. Büyük ihtimalle İsmail Müftü Oğlu´nun tarih dediği kitap da bu imiş. Ahmet Uçar Osmanlı arşivlerini araştırdığını ve araştırma neticesinde bir belge bulduğunu söyleyip şöyle devam ediyor:” Bir defa bölgede Barzani adıyla bilinen tek bir aile var. Bu aile, Kuzey Irak´taki Barzan köyünde yaşıyor. Osmanlı Arşivi´nde çalışırken, bu aile ile ilgili bir belge buldum. Bu belgede, 1855-56 yılında bu köyün mensuplarından Sallum Barzani adlı bir hahamın önce İstanbul´a, arkasından Selanik´e sürgün edildiği belirtiliyor.”
Ayrıca Molla Mustafa Barzani´in Irak hükümetiyle mücadelesi sırasında İsrail´de yaşayan ve Kürtçe konuşabilen Davit Gabay adlı hahamın evinde misafir kaldığını delil gösteriyor. Bir de Californiya Üniversitesinde görev yapan Kürt Yahudisi Prof Yona Sabar´n 16 ve 17 yüzyılda bölgede Barzan ailesi en güçlü aile olduğu ve bu ailelere mensup Yahudi hahamların bir eğitim kurumunu kurdukları delil göstermektedir. Oysa Yona Sabar´ın aynı belgede her Barzan doğumluya Yahudi demek yanlış olduğunu dediğini de eklemeyi ihmal etmiyor. Zira Barzan bir aşirettir. Orada Yahudilerde yaşamış olabilirler. Zaten yakın tarihe kadar Türkiye´de de durum aynı idi. Bazı köylerde Müslüman, Yahudi ve Ermeniler yan yana yaşıyorlardı. Orada Yahudiler yaşamış diye Müslümanlara da Yahudi dönmeleri mi dememiz gerekir?
Aynı sitede Muhsin Kızılkaya ise şunları söylemektedir: Tarihçi Uçar´ın iddia ettiği gibi Barzan tek bir aşiret ve köyden müteşekkil değildir. Barzani aşireti, Beroji, Mizorî, Şêrvanî ve Dolemêri gibi dört aşiretten oluşan bir aşiret konfederasyonudur. Kökenleri, Amediye paşası Zübeyir´e dayanmaktadır. Bugünlerde, Doz Yayınları arasında çıkmış olan Mesut Barzani´nin babasının hayat hikayesini anlattığı “Barzani” adlı kitabında da belirttiği gibi, Barzani ailesinin kökleri Amediye paşalarına uzanır. 1600´lü yıllardan bugüne kadar gelen aile şeceresinin içinde bir tane yabancı ada rastlanmaz. Aile, baştan beri İslam dinine bağlı, imam ve şeyhleriyle ünlüdür. Sülaleleri şöyledir: Amediye Paşası Zübeyir´in oğlu Mansur´dan Mele Sait, Abdurrrahim, Şeyh Mehmet, Mele Ahmedê Reş, Sait, Mele Abdüsselam, Mele Tacettin, Mele Abdürrahim, Şeyh Mehmet 2, Mele Abdullah, Şeyh Abdüsselam, Şeyh Mehmet 2, Musul´da Osmanlılar tarafından asılan Şeyh Abdüsselam 2, Şeyh Ahmet ve Mele Mustafa Barzani. Bu dörtyüz asırlık bir şeceredir. Baba´nın yazdığı Tariha Meşahidê Kürt´te de iki üç yerdeki isim değişikliğiyle yukarıda anlatıldığı sayı zikredilmektedir.
Ben, Mesut Barzani´nin her yaptığı doğrudur veya onun hayranıyım anlamında bunları söylemiyorum. Ancak Barzanilerin şahsında Kürt milletini inkâr etmeye karşıyım. Yukarıdaki tabloya bakıldığı zaman olayın ne kadar saptırıldığı hemen anlaşılacaktır. Bazen insanların dini imanı olmaz ama biraz insaflı olurlar diye bir söz vardır. Acaba kendilerini İslamcı olarak tanıtan İsmail Müftü Oğlu gibilerin Barzani ailesine karşı kinleri nereden kaynaklanıyor? Nereden kaynaklandığı belli. Çünkü bu aile her kavim gibi kendi kimlikleri ile yaşayıp varlıklarını sürdürmek için başta İngilizler olmak üzere egemen devletlerle hep mücadele etmişlerdir. Yukarıda Selahattin Kızılkaya´nın da ifade ettiği gibi dört asırdan beri bu aile mensupları dinine bağlı tarikat şeyh ve medrese hocalarından meydana gelmişlerdir. Ben 1960 civarında Irak Kürdistan´ında iki sene medreselerde okudum. O zaman Molla Mustafa Barzani Irak hükümetine karşı savaşıyordu ve bazı yerleşim yerleri onun kontrolündeydi. Kurduğu yerel ve bölgesel mahkemelerde medrese hocaları kadı olarak görev yapıyorlardı. Yanı Batı hukukuna göre değil, İslam hukukuna göre mahkemeler çalışıyordu.
Molla Mustafa Barzani de Medrese ilmini bitirmiş bir Molla idi. O şartlarda İslam coğrafyasındaki liderler arasında dine en yakın bir insandı. Kendisi ve dedeleri İngilizlere karşı savaşmışlar. Dindarlıkları yüzünden İngiltere onlara güvenmediği için devlet kurmalarına müsaade etmedi. İsrail ve Amerika´ya yakınlıkları; Ürdün, Küveyt, Suudi, Mısır, Pakistan ve Türkiye kadar değildir. İsrail devletini zamanımıza kadar sırtında taşıyıp besleyen Türkiye´den başkası değildir. Necmettin Erbakan başbakan iken İsrail´le Tank modernizasyon anlaşmasını imzaladı. Bazı yandaş kimseler bunu inkâr ettiler. Ancak bir canlı yayında bir muhabir Erbakan´dan konuyu sorunca, Erbakan bu milli bir meseledir deyip imzaladığını ret etmedi. Şu anda İsrail uçakları Konya semalarında uçup eğitim yapmaktadırlar. Küveyt işgal edilince, Küveyt ve Suudi devletleri Amerika´yı kendi memleketlerine davet edip yerleştirdiler.
İslam coğrafyasının durumu bu iken, Bu kocaman dünyada ve 52 İslam ülkesi arasında bir karış toprak üzerinde Allah´ın kendilerine vermiş olduğu dilleriyle kendilerini ifade için çırpınan Barzani ailesiyle uğraşıp onları günah keçisi yapmak vicdan ve insafa sığmaz. Her zaman insanların yaptıkları eleştirilebilir. Ancak İftira büyük günahlardandır. Öyle bir Tablo çiziliyor ki, sanki başında halifesi bulunan bir İslam ümmeti var da Barzani ailesi de bunu bozup parçalamış ve Amerika´ya teslim etmiştir. Kendilerini Müslüman olarak tanıtan kimselerin, bu gibi ırkçı ve inkârcı söylem ve yaklaşımlarla, bir kısım Kürtleri İslam´dan soğuttukları bir gerçektir. Türklerin sekiz kadar devletleri vardır. Arapların da yirmi iki devletçikleri vardır. Kürtlere de Kürt kimliğiyle kendilerini ifade edebilecekleri azcık bir hak tanıyın. Müslümanların kurtuluşu, Kürtlerin de kendi kimlikleri ile içinde yer alacakları ve Bediüzzaman´ın da işaret ettiği İslam birleşik cumhuriyetler federasyonu çatısı altında bir araya gelmektir. Hadiste buyrulur ki: “Biriniz nefsi için istediğini kardeşi için istemedikçe mümin olamaz.” (Müslim, Buhari)
İsmail Müftü Oğlu gibilerine tavsiyem bu hadisi iyi okuyup tevbe etmektir. Yoksa ahirette İftira ve ırkçılık suçundan çok çekeceğiniz olabilir. Acaba birkaç asır önce kimin nereden geldiği belli midir? Devşirme yoluyla nice gayri Müslimlerin çocukları büyütülüp devletin değişik kademelerine yerleştirilmedi mi? Belki onların neslinden birçok kimse şu anda İslami en güzel yaşayanlardan olmuş olabilirler. Yusuf İslam Yahudi asıllı bir Müslüman´dır ve İslami en güzel bir şekilde temsil etmektedir. Sen Yahudi asıllısın diye onu kınamamız mı gerekir? Hangimizin kökü Şamanizm, Zerdüştlük, Mecusilik veya başka bir dine dayanmıyor? Babası putperest diye Hz. İbrahim´i kınamamız mı gerekir? Allah´a emanet olun!
Next