Başbakan´ın merakı da olmasa faşist ve faşizm kavramları neredeyse unutulacak bir hal alacaktı.

Neyse ki Sayın Başbakan hatırladı da sorma gereğini duydu.

Gerilmenin son noktasına gelince Sayın Başbakan da artık dayanamayıp faşist göndermesi yaptı.

Sağcı bir zihniyete sahip olan bir siyasal partinin diğer sağcı bir siyasal partiye bu şekilde yönelmesi pek rastlanmış olan ve alışık olduğumuz çıkışlar değil.

Meşhur bir siyaset adamının “bana sağcılar adam öldürüyor” dedirtemezsiniz mealindeki sözleri halen yazılıp, çizilirken Sayın Başbakanın MHP´ye yönelik bu çıkışını anlamlandırmak gerekir.

Faşizm vikipediye göre şöyle tanımlanmaktadır; “ kurucusu Benito Mussolini sayılan, İtalyan filozof Giovanni Gentile´nin Benito Mussolini den etkilenerek 1920´li yıllarda ardı ardına yayımladığı kitaplarla ilkeleri belirlenmiş bir siyasi doktrindir. Gentile´den yoğun olarak etkilenen ve faşizmi bir dünya görüşü olarak benimseyen İtalyan lider Benito Mussolini´nin 1922´de İtalya´da iktidarı ele geçirmesinin ardından, Mussolini iktidarı döneminde, İtalya´da resmi ideoloji olarak yürütülmüştür. Kısa süre içerisinde genel anlamıyla baskıcı, otoriter rejim anlayışını betimler bir nitelemeye dönüşmüş ve Nasyonal Sosyalizm başta olmak üzere,anti-demokratik ideoloji ve yönetim sistemlerinin tamamına halk tarafından verilen genel bir isim halini almıştır.

Kavramın kökeni Antik Roma yöneticilerinin geniş hükümet yetkisini sembolize eden ucunda balta bulunan bir çubuk demetinin adı olan Latince fasces sözcüğünden ileri gelir. Aynı simge daha sonraları Fransız Devrimi sırasında Aydınlanma anlamında, halkın elindeki devlet gücünü temsil etmek üzere kullanılmıştır. Söz konusu sembol bir takım değişikliklerle 1926 yılından itbaren İtalya´nın resmi devlet sembolü olmuştur. Sembolün üçlü anlamı, yani devlet gücü, halk mülkiyeti ve birliktelik Mussolini´nin propagandasında kullanılmıştır.”

Ancak halk dilinde daha çok baskıcı, ayrımcı bir zihniyet olarak tanımlanmakta ve görülmektedir.

Bu tartışmalar, meclisteki kavganın son damlası olduğu, iktidar muhalefet çekişmesinin geldiği boyutu da göstermektedir.

Bu çıkışla artık aradaki köprülerin atıldığını anlamamak için kör olmak gerekiyor. Ancak aynı zamanda buradaki ince ayrıntıyı da gözden kaçırmamak gerekiyor.

MHP´yi faşistlikle suçlayan anlayışın milliyetçi kesimler için bir uyarı olarak mı algılanması gerektiği ya da Sayın Başbakanın bu kesimlerin oylarından vazgeçtiğinin göstergesi olarak mı görülmesi gerektiği konusunu.

Daha evvel de yazmıştık. Türkiye´de bir muhalefet boşlunun varlığından kaynaklı sıkıntılar yaşanmaktadır. CHP´nin sol ile alakalı politikaları bir kenara bırakma tavrından sonra boş olan alanı iktidardaki parti doldurmaya başlamıştır.

Sağ kulvarda olmasına rağmen sosyal demokratlardan daha fazla ezilen kesimlerle ilgilenen bir siyasal iktidar ile karşı karşıyayız.

Beğenirseniz ya da beğenmezsiniz ama AKP sosyal politikalar konusunda çok hassas. Sadece ilimiz için üç yıl içerisinde vatandaşlara yönelik sosyal yardımlar kapsamında yapılması hedeflenen parasal miktar 50 milyon TL´nin üzerinde. Yani eski haliyle 50 trilyon lira civarında sosyal yardım yapılması hedefleniyor. 

Sağcı iktidar bunu yaparken sosyal demokrat ya da sol partiler nerede?

Ülkede daha solu kucaklayacak bir partinin nasıl kurulacağı tartışılıyor.

Durum böyle olunca doğal olarak da MHP´ye faşist imasında bulunma görevi sağcı iktidarın başında bulunan Sayın Başbakan´a kalıyor.

Bu durum Sayın Baykal´ın burnunun yanmasına neden oluyor mu bilemeyiz tabi?

Allah cümlemizi faşizmin şerrinden korusun diyelim.