Suriye sınırındaki mayınları kim temizleyecek, nasıl temizleyecek derken insafsızca döşenen mayınlar altı canı daha aldı. Yeni umutların yeşerdiği ülkede kan ve gözyaşı tekrar bu umutları söndürme aşamasına geldi.
Hükümetin mayın temizleme ihalesi ile ilgili tasarıyı geri çekmesi olumlu bir adımdır. Olumlu ve yapıcı muhalefet etkisini gösterdi. Neticede AKP bindiği dalı kesmemeliydi. Umarız tekrar aynı hatayı tekrar etmek istemez.
65 yıl önce mayınları yerleştirmeyi bilenler, iş bu mayınları çıkarmaya gelince imkânlarımız yetersiz diyerek sıyrılmaya çalışıyorlar. Birileri devletin halkıyla barışmasını istemiyor. Ülkede siyasetin yönetimde aktif rol almasını içine sindiremiyor. Sürekli karışıklık, sürekli kavga, sürekli gerilim istiyorlar. Ülkede barış ve huzur ortamının hâkim olması onların huzurunu kaçırıyor.
Çukurca’da yollara döşenen mayınlar da bu çabanın bir sonucudur. Bu mayınları patlatanlar, yükselmeye başlayan demokratik ve özgürlükçü sesleri kısmak, açmaya başlayan gülleri soldurmak için telaşla sağa sola saldırmaya başladılar.
Bu aşamada başta DTP olmak üzere bu barış girişimlerini engellemek isteyenleri deşifre etmelidir. Eğer Kürt sorununun sadece silahla çözülmemesi yönündeki isteklerinin tüm halkın vicdanında yankı bulmalarını istiyorlarsa, zor da olsa bunu göze almaları gerekir.
Aynı şekilde siyasiler de bu çözümü engellemek isteyen Ergenekon ve Derin Devlet yapılanmalarının üstüne kararlılıkla gitmeye devam etmelidirler. Derin yapılanmaların en çok hassas oldukları kırmızı çizgilerden biri de şüphesiz Kürt Sorunudur. Herkesin çözümü çözümsüzlükte aradığı bir sorunda insiyatifi ele almak en başta siyasilerin görevi olmalıdır.
Siyasilerin el atmaya korktukları her sorunda çözümsüzlük devam ettikçe birileri bu sorundan nemalanmaya devam edecektir. 30 yıldır ülkede onbinlerce insanın ölümüne ve milyarlarca dolar maddi kayba neden olan bu sonu gelmez ve adı tam konulamayan savaşın bitirilmesi için aklı başında olan insanlığı ve halkını seven herkesin elinden gelen çabayı göstermesi gerekir.
Ancak nedense kimse cesaretle elini taşın altına koymaya yanaşmıyor. Herkes bir şeylerden açık veya gizli bir şekilde korkuyor. Ey Siyasetçiler, bu sorunu siz çözemezseniz kim çözecek. Sorunu hep öteleyerek, görmezden gelerek, sizden sonrakilere havale ederek mi çözeceksiniz?
Ve ey bütün TSK’yı da Kandil’e yığarsanız bile bu sorunu çözemezsiniz itirafında bulunanlar. Bu sorunun çözümü için daha kaç eve ateş düşmesi gerekir. Daha kaç aile gencecik oğullarını kara toprağa gömecek? Ve daha kaç ailenin çocuğu sorunun çözümünü dağda arayacak?
Ülkenin mezarlıklarının hepsini şehitlik mi yapmaya çalışıyor bazıları? Bu ülkenin insanları şehit olmaları gerektiği zamanlarda gözünü kırpmadan şehit olmasını da bilmiştir.
Artık her gün televizyonlarda dramlarla karşılaşmak istemiyoruz. Mayınların patlamadığı, silah seslerinin duyulmadığı, anaların ağlamadığı günleri görmek bu topraklarda yaşayan herkesin hakkı değil mi?
Next