Ebu Garip cezaevini Irakta ABD askerlerinin ıraklı direnişçilere uyguladıkları baskıların merkezi olarak tanıdık.
Ne hikmettir bilinmez ama her baskıcı rejimin kirli çamaşırlarının gün yüzüne çıktığı ilk merkezlerden biri mutlaka cezaevleri olmaktadır.
Baskıcı ve sömürücü güçler en acımasız uygulamalarını insanların yüzlerine karşı bütün açıklığı ile açıklama cesareti gösteremezler. Birer laboratuar olarak kullandıkları merkezler gözlerden ırak, kulaklardan uzak cezaevlerinde, kapalı mekânlarda gerçekleştirirler.
Tarafsız ve adil bir yargılama ile suçlu bulunanların suçlarının infaz edildiği ve uluslar arası hukuk kurallarına göre işletilmesi gereken cezaevleri bir anda işkence merkezlerine dönüştürülürler.
Uygulamaları ile Bölgemizin başına 1979 darbesiyle İran rejimini musallat eden batılıların yıllarca bu ülke ile ırak arasında çıkardıkları savaş yetmezmiş gibi Kuveyt ve Nükleer silah bahanesiyle Irak işgaline de zemin hazırlamışlardır.
Bir savaşta işgale uğrayan devletin ya da coğrafyanın mensuplarının kendi ülkelerini ve düzenlerini korumak için direniş göstermeleri çok doğal karşılanmaktadır. Iraklıların da yaptıkları bundan ibarettir. Zaten hiç kimsenin de kimseye neden ülkeni koruyorsun demeye hakkı yok sanırız.
Savaşların normal süreçler olmadığı malum. Savaşlar esnasında insan haklarının ihlal edilmesi de sık rastlanılan durumlardandır. Ancak yapılan savaşlarda bile sivil insanların hak ve hukuklarının korunduğu uluslar arası normlar vardır. Bütün devletler bu kurallara uymak zorundadırlar.
Kuveyt işgali ile başlayan ve halen sürmekte olan savaş Iraklıları ve Ortadoğu’yu Saddam diktatörlüğünden kurtardığı için olumlu görülebilir. Ancak Irak ve ıraklıları Saddam zulmünden kurtaranların bu ülkenin insanlarına Saddam zulmünü aratmayan işkenceler yapmaları anlaşılabilir ve kabul edilebilir değildir. Irak işgaliyle başlayan ve hala süren savaşta ABD ve Müttefiklerinin Iraklılara karşı takındıkları tavırları ve uyguladıkları zulmü benimsemediğimizi defalarca yazdık çizdik. Demokrasi getirdik diyenlerin uygulamaları ortaya çıktıkça getirdikleri demokrasinin hiçte ekranlarda göründüğü gibi olmadığı görülmektedir. Bunun en son örneği de Ebu Garib cezaevindeki uygulamaların fotoğraflarının Barack Obama tarafından gazetelerde yayınlanmasının yasaklanmasıdır. Amerikan askerlerinin tutuklu ıraklılara uyguladıkları insanlık dışı uygulamaların resimleri ABD imajının zedeleneceği askerlerin morallerinin bozulacağı gerekçeleri ile yayınlanamamaktadır.
Kendi ülkelerini savundukları gerekçesi ile tutuklananların cezaevlerine konulmalarını, yargılanmalarını, terörist muamelesi görmelerini savaş ortamı açısından anlamak mümkündür.
Ama hiçbir gerekçe tutuklanıp cezaevine konulmuş insanların işkenceye tabi tutulmalarını. Tecavüze uğramalarını, insanlık onurunu ayaklar altına alan uygulamalara maruz bırakılmalarını meşru gösteremez.
ABD’nin dünyanın süper gücü olması onun yaptığı her hareketin doğru olacağı ya da bu hareketler karşısında sessiz kalınması gerektiği sonucunu doğuramaz. Yeryüzünde hiç kimseye başkalarının namusuna el atma hakkı verilmemiştir.
Dünyaya karşı demokrasi havarisi kesilen ABD ve askerlerinin Ebu Garib ve Guantanamo uygulamaları bu söylemin ne kadar komik kaldığının da göstergesi.
İnsanların memleketini işgal edeceksiniz, kadınlarına kızlarına tecavüz edeceksiniz hatta utanmadan sıkılmadan erkeklerine de tecavüz edeceksiniz, tellerle, coplarla tecavüz metotları uygulayacaksınız, onları çırılçıplak soyup işkence ile birbirlerine tecavüz etmelerini sağlayacaksınız, Onları birbirlerini çırılçıplak bağlayıp üst üste yığacaksınız, o halde iken köpeklerin önüne atıp hatıra fotoğrafları çekeceksiniz ve bunun adına “ülkenize demokrasi getirdik” diyeceksiniz.
Şimdi soruyoruz Ebu Garip ve Guantanamo cezaevlerinde yaptıklarınızı gözden geçirdiğinizde sizin Saddam diktatöründen ne farkınız var?
İnsanlık onurunun ayaklar altına alınması, insanlara işkence yapılması, İnsanlara tecavüz edilmesi anlayışı hangi demokratik değerlerin bir ölçütüdür?
Birileri binlerce kilometre uzaklıktan gelip, karınıza, kızınıza, kendinize, vatanınıza tecavüz etseydi ne düşünürdünüz?
Bu insanlık dışı uygulamaların fotoğraflarını yayınlamamak sizin vicdanınızı rahatlatıyor mu?
Gerçekleri olmamış gibi gösterebiliyor mu?
Next