Devletin son yıllarda Taşeron işçi çalıştırması ile ilgili aksaklıklar artık ölümle sonuçlanmaya başladı. Bunun son örneğini TPAO’nun Batman Şelmo Güney-1 doğalgaz sahasındaki patlamada gördük. Bu patlama sonucu üç insanımız yanarak hayatlarını kaybetmişti. Üstelik de öylesine bir ölüm ki acılı aileler çocuklarını tanıyamamış, DNA testi yapılarak evlatlarını teslim alabilmişlerdi.
Bekirhanlı Sabahattin Sönük. Üç çocuk babası. Yavruları öksüz büyüyecek
Gercüşlü Hasan Hüseyin Deniz henüz 23 yaşındaydı. Hayatını yaşayamadan gitti.
Akça Köylü İbrahim Çelik. Yirmi beşinde.
Bir tek Serdar Kaya isimle çalışan bu patlamadan yara almadan kurtulabildi.
Batman Şelma Güney-1 Doğalgaz sahası Batman-Sason karayolu üzerinde bulunuyor. Görenlerin ifade ettiği gibi buraya sanki bir Scud Füzesi düşmüştü. 300 metrelik alana yayılan bu tüplerin her birinin ağırlığı 100 KG. Patlama sonucu 20 Km. ötedeki Köylüler bile kulakları sağır eden gürültü ile olay mahalline gelmişler ve gördükleri manzara karşısında dehşete düşmüşler.
Gelelim basiretsiz yetkililerin durumuna.
Taşeronlaşma ile birlikte kurum kar edecek deniliyor. Bu arada Müteahhit zenginleşiyor. Mutsuz, eğitimsiz bir çalışan sınıfı göze çarpıyor. Çalışanların tamamının kadrolu olması gerekir. Özellikle de patlayıcı-yanıcı maddelerin bulunduğu mahallere ehliyetsiz kişilerin bırakın çalışma yapmasını, yaklaştırılmaması gerekirken öyle yapılmıyor.
TPAO Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Mehmet Uysal patlama sonrası Batman’a geldi ve “gerekli önlemleri aldık” dedi. Evet çok güzel alınmış bir önlem manzarası var karşımızda. Üç ölü. Önlem dediğiniz şey olay vuku bulmadan önce alınır. Olaydan sonra değil. Koskoca bir Genel Müdür. Üstelik de Saint Louis Üniversitesinde Jeofizik Mühendisliği dalında Master yapmış bir kişi. Ancak o bile tedbir alınması ile ilgili sınıfta kalabiliyor. Önlem alınsaydı bu insanlar ölmezdi. Neler söyleniyor neler?
Güvenlik elemanının dolum yaptığına dair söylentiler var.
Teknik Emniyet kurslarının verilmediği yada göstermelik kağıt üzerinde verildiğine dair söylentiler. TPAO Türkiye geneli başarılı sondaj çalışmaları ile ismini duyururken beri taraftan da taşeronlaşma-ucuz işçilik ve torpille adam alınması gibi konularda ne yazık ki öne çıkmaktadır. Özellikle Batman TPAO’da bazı mühendis kökenli amirlerin adliyelik oldukları söylentileri dolaşmakta. İsim verebiliriz. Hatta bir kısmı Batmanlı. İhalelerle ilgili bu konuda mahkemenin son kararını vermesini bekleyeceğiz tabii ki.
Çalışanlarında sitemleri var. Genel Müdürlükte görüştüğümüz bazı çalışanlar durumlarından memnun değil. Kurum da yükselmek için belirli yerlere üye olmak yada diz çöküp hayır duası istemek mi lazım? Nasıl oluyor da 70’li yıllarda işe girip de çok başarılı olmasına rağmen bir yerlere terfi ettirilmezken birileri, öte yandan 90’lı yılların ilk yarısında işe girip de bugün en yüksek mevkilere, hatta bölge müdürlüğüne kadar yükselebilmek TPAO’nun son zamanlardaki eksilerinden değil midir?
Protokollere takım elbise altında Brad Pitt tarzı açık yaka dar tişört giyip de “üstüne devlet adamlığına yakışır bir şeyler giysin” diye fırça atılan yine Batman TPAO’dan değil mi? Mühendisleri işleriyle ilgilenirken bir taraftan da STK’lara üye de olsunlar. Buna diyecek bir şeyimiz yok. Ancak kişinin önceliği işi olmalıdır.
1983 yılına kadar TPAO ve TÜPRAŞ bir iken daha sonra ayrıldılar. Bugün TÜPRAŞ özelleşmiş bir kuruluş. İsteyen gidip bir görsün orada yapılan çalışmaları ve insan hayatına verilen önemi. Bir kişi işe alınmadan önce mutlaka Teknik Emniyet kurslarından geçirilir. Kurs sonunda bir sınava tabi tutular. Her hafta bir gün seçilir ve kadrolu-kadrosuz tüm çalışanlar Sağlık Emniyet Çevre konulu bir saatlik bir bilgilendirmeye tabi tutulur. İtfaiye erlerinin gözetiminde tüm çalışanlar kadın-erkek fark etmeksizin yangın ile mücadeleye tabii tutulur. Hatta bunun için oluşturulmuş özel bir birim de vardır. SEÇ Müdürlüğü. Bu birimin en tepesindeki isim Mehmet Sakın. Soy ismi gibi teknik emniyet ve insan hayatı konusunda azami dikkat sarf eden ve olası tehlikeli durumlardan personelini sakınan bu kişi ve ekibinden TPAO yetkililerinin randevu almalarını, birikimlerinden istifade etmelerini öneririm. Mehmet Sakın’ın Batman Rafinerisine gelmesiyle birlikte Atık su arıtım tesisi ful kapasiteye alınmış, ölümlü kaza ise yaşanmamıştır. 2-3 hafta önce yeni tadilata alınan lojmanlarda müteahhit personelinin teknik emniyet şartlarına gereğince riayet edilmemesini görüp fırçayı basan ve tekrarında kapı dışarı edileceğini haykıranda yine anı kişiydi. Sayın Sakın ile birlikte tabii ki yeni alınan genç dinamik mühendis kadrosunun da etkisi var bunda. Ancak burada göze şu çarpıyor; ben müdürüm, ben amirim demeyip sahalarını dolaşıyorlar. Nasıl olsa maaşımı alırım deyip de pineklemiyor, denetimlerini periyodik bir biçimde devam ettiriyorlar. O’nun içinde kaza olmuyor, o’nun için insanlar Rafineri de ölmüyor. Gitsinler bu kişilerle bir görüşsünler. Ama dikkat etsinler Rafineri sahasına girerken kendilerine de kısa bir teknik emniyet slaytını izlettirebilirler. Hani belki alışık değillerdir ya, o yüzden söylemek istedim. Birde jöleli saçlar için bir uyarı, baret de giydiriyorlar.
Aslında TÜPRAŞ’ta bir zamanlar böyleydi. Ama artık değil. TÜPRAŞ’ta özelleşmeden önce takım elbise ve kravatlarla ortalıkta boy gösteren Mühendislerin yerini bot ve tulum giyen, kanal ve tanka giren bir mühendis profilini gözlemliyoruz.
TPAO yetkilileri kendilerine bir sorsunlar; acaba hemen yanı başında bulunan TÜPRAŞ’tan bir şeyler öğrenebilirler mi? diye.
Son olarak Cemiyet Başkanımız Sayın Arif Arslan’dan bir alıntı yapmak istiyorum:
Bu çalışanlar gerekli eğitimle donatılmış olsa ve gerekli denetim TPAO tarafından düzenli bir şekilde yapılabilseydi ve sırf reklam uğruna “Doğalgaz TPAO’ya geliyor” diye latife yapılmadan önce gerekli tedbirler alınabilseydi, ne bu olaylar yaşanır ne de böyle canları kaybedecektik.
Umarız TPAO’da gerekli revizyonlar yapılır. Teknik Emniyet kuralları bilimsel olarak uygulanır ve denetimler sıklaştırılır. Artık insanlarımızın ölmesini istemiyoruz.