İnsanları en fazla etkileyen olaylar yanı başlarında olup bitenlerdir.İlgilenme alanlarına göre çember giderek genişler.Eğer bir uzmanlık alanları yoksa dünya olayları ile ilgilenmeleri etkilenme oranları ile sınırlı kalır.

Çevremizde olup bitenler mutluluk verici gelişmeler ise bu insana pozitif enerji verir. Girdiğiniz ortamda herkesin yüzü gülüyorsa bir süre sonra siz de güleç yüzlü biri olur çıkarsınız yok her kes somurtuyorsa herkes üzgünse, herkes düşünceliyse siz ne kadar sevinç doluysanız bile gülecek haliniz yok.

Bir dostumuz ‘ne kadar gülüyorsanız o kadar mutlusunuz diye’ yazmış. Durup düşündüğümüzde bu sözün doğruluğuna diyecek bir şey bulamıyoruz. Mutlu değiliz çünkü gülemiyoruz. Mutlu değiliz çünkü etrafımızda olup bitenler canımızı sıkıyor. Bireysel anlamda sıkıntımız olmadığı halde etrafımızdaki rahatsızlık bize aynen yansıyor.

Yerelde soruyoruz soruşturuyoruz hemen hemen herkes bir takım sıkıntılarının olduğunu ve hayatın çekilemez duruma geldiğini belirtiyor. Esnaf durgunluktan, vatandaş satın alamamaktan, köylü kuraklıktan, gençler işsizlikten, patron hayat pahalılığından şikâyetçi.

Cinnet geçireni mi ararsın, kapkaç ve hırsızlık yapanını mı ararsın, eline bıçak alıp etrafındakileri keseni mi ararsın, çetecisini mi ararsın bilemem ama ne ararsan ara hemen elinin altında. Eksik bir şey varsa o da mutluluk…

Etrafımızda olup bitene baktığımızda gülemiyoruz, neşelenemiyoruz, içimiz kıpır kıpır olmuyor.

Bakınız ne durumdayız ülkede kan oluk oluk akıyor. Her gün operasyon her gün çatışma her gün şehit haberleri. Bir inat uğruna fidan gibi canlar yok olup gidiyor. Bakmayın atılan naralara herkesin içi kan ağlıyor. Televizyon ekranları karşısında söylenen hamasi sözler o fidanları geri getirmiyor atılan sloganlar giden canları geri getirmiyor. Bağırma çağırmalar insanların ölmesini engellemiyor.

Olay çözümden çok kim kimi ne kadar fazla öldürdü mantığına indirgeniyor. Sanki kaybedilen bunca emek verilerek büyütülen canlar değil de atari oyunlarında kaybedilen piyonlarmışçasına davranılıyor ve bu bizi üzüyor. İnsan hayatı bu kadar ucuz mu? Siyaset sorunlara çatışmasız çözüm bulma sanatı ise siyasetçiler ne yapıyor. İnsanların ölümün üzerinden bir şeylere varmak, bir yerlere varma hesapları yapmak ne kadar da üzücü…

Sürekli yazıp çiziyoruz belki birileri görür belki birileri anlar belki birileri çözüm yolunda bir adım atar diye. Belki operasyonlar yapılmaz, belki çözümler bulunur belki insanlar ölmez diye. Ancak nafile her gelen asarım keserim der her gelen bir operasyon da kendisi yapar ve yüzlerce can yok olur.

İnsan, yeryüzünün en değerli varlığı olan insandan söz ediyoruz.

Yaşam,  yeryüzünün en kutsal hakkından söz ediyoruz.

Çözümsüzlük yüzünden en değerli kavramlarımızdan en değerli varlıklarımızdan oluyoruz.

İşsiziz, açız, perişanız, cinnet geçiriyoruz, birbirimizi vuruyoruz.

Acınacak durumdayız çünkü paranoyalarla yaşıyoruz.

Birilerinin dev projeleri kapsamında birbirimizi yiyoruz

Ama akıl edip birbirimizi öldüreceğimize yan yana oturup yaşam sürdüremiyoruz.

Manzara kötü, manzara gülmemizi engelliyor, manzara oyun içinde oyuna kurban gittiğimizi gösteriyor.

Pratikten de anlaşılacağı gibi ne Ergenekon gibi yapılanmalarla, ne hizbilkontralarla, ne kavgalarla, ne çatışmalarla bu iş bitmiyor bu manzara düzelmiyor. Aklın yolu birdir. İnattan vaz geçip Meclis çatısı altında sorunlarımıza çare bulunması lazım. Bugün meclis kararları ile çözümlenebilen sorunlarımızı çözmezsek bu manzara bizi başkalarının meclislerince alınacak kararlara mahkûm kılar.

Manzarayı değiştirmek bizim elimizde yöneticilerimden isteğimiz  gelin el ele vererek bu manzarayı düzeltelim.etrafımızdaki örneklerden ders alalım ve daha kötü olmadan çözüm bulalım.Olamaz olmaz demeyelim olmaz olmaz!