Bölgemiz uluslar arası kutuplaşma mücadelesinin ateş çemberine çevirdiği bir alan haleni geldi. Komünizme karşı yeşil hat oluşturma planından sonra şimdi de yeşil hattı ortadan kaldırma girişimleri ile silah pazarcıları ve güç göstericileri manevralar sergilemektedirler.
Hemen yanı başımızda yakılan bu ateşlerin ne zaman bize sıçrayacağı ise merakla beklenmekte.
Gürcistan devlet başkanı Mihail Şaakaşvili kimin dolduruşuna geldiyse geldi ve Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin’in yaptığı hatayı tekrarlayarak Osetya’ya saldırdı.Tshinvali’ye yapılan saldır fitili ateşleyen hareket oldu.
Olayı biraz düşünerek takip etmek gerekmektedir. Rusya Bu savaş ile ilgili olarak ABD, Türkiye ve NATO’yu suçlamaktadırlar. Ruslara göre Gürcistan’ı saldırganlaştıran ve onlara silah desteği sağlayanlar en az savaşı çıkaranlar kadar suçlu.Yani Rusya Gürcistan’dan çok onu kullandığına inandığı devletleri suçluyor.
Türkiye son dönemde Gürcistan’ın askeri altyapısının güçlendirilmesi konusunda yardımlar yapan askeri işbirliği çerçevesinde Gürcistan askerlerini eğiten devlet görüntüsünde.Bu durum ilgili taraflarca da biliniyor.ABD’nin Gürcistan’a demokrasi adına! Yardımlarda bulunduğu gerçeği de ortada.
Elde Irak örneği bulunduğu halde Gürcistan’ın bu saldırısını ne ile izah etmek gerekir? Toplam beş milyon nüfusa sahip olan bu ülkenin Rusya’nın açık müdahale kararlılığına rağmen böylesi bir girişimde bulunması hangi mantıkla izah edilebilir?
Askeri bir müdahaleden sonra başka bir devletin bu kadar hızlı karşılık verdiği operasyonlar nadirdir. Rusya bu karşı çıkışla kendi çöplüğüne kimseyi sokmama kararlılığını sergilemektedir. Çok açık bir tavırla müdahil devletlere benim alanıma karışırsanız sonuçlarına katlanırsınız demektedir.Müdahil devletlerin ise ateşkes çağrısından başka yaptıkları bir iş yok.
Buradan iki sonuç çıkmaktadır: Ya Gürcistan devlet başkanı destekleneceğine dair sözler aldı ya da Gürcistan devleti ve devlet başkanı çok açık bir şekilde kandırıldı.
Osetya bölgesindeki karışıklıktan faydalanan Abhazya bölgesinin de saldırıya başlaması planlı bir işin çevrildiğinin alametleri gibi görünüyor.
Dikkat edilirse İran’ın etrafı teker teker istikrarsızlaştırılan devletlerle çevriliyor. Afganistan savaşta, Irak savaşta, Gürcistan savaşta, Türkiye bunlardan farklı değil. Durum böyle olunca yani herkes başının derdi ile uğraşırken İran üzerinde planlar yapmak daha kolay hale gelir.
Tabi kazın bir de ikinci ayağı var.Ortadoğu’nun yeniden yapılandırılması için istikrarsızlaştırılması zorunlu!İstikrarsızlık olacak ki milletinin beklentisi olsun.Yoksa hangi gerekçe ile bunca devletin içişlerine elini kolunun sallaya sallaya müdahale edeceksiniz.
Görülmektedir ki bölgemiz istikrarsızlaştırma ve güçsüzleştirme konusunda bir ateş çemberinin içine sokulmuş bulunmaktadır. Öyle görünüyor ki işin ucu ufak ufak Türkiye’ye de dokunmaktadır. Rusların bu savaştan sonra farklı stratejiler ortaya koyacağı kesin. İranın etrafında dönen bunca oyunu okumaması imkânsız. ABD’nin bütün bunları plansız bir şekilde izlemesi mümkün değil.
Sonuç olarak etrafımızda olup biteni iyi okumak zorundayız. Ya biz olup biteni iyi okuyup dersler çıkararak bu karmaşadan en az zararla çıkmaya çalışacağız yada bu konuda birileri bizim adımıza kararlar vererek daha çok zarar görmemizi sağlayacak. Uluslararası arenanın bir birini bu kadar çabuk satan politikaları ile karşı karşıya olan bir bölgede kalıyoruz. Ders kitaplarında ülkemiz stratejik öneme sahip bir coğrafyada bulunmaktadır demenin ötesine geçmemiz gerekmektedir.Herkes kendi sorunlarını barışçıl müdahalelerle çözmek zorunda bu kadar müdahaleye açık hale getirilen bölgede yok etmek yada yakmak biraz zor görünüyor.Ateş çemberinin içine tam girmemek için sorunlarımızı çözelim aksi taktirde bu çemberin iki sonraki ayağında biz varız gibi görünüyor.Anlayana sivri sinek saz anlamayana bunca savaş az!