Kürtçe, Kürt vatandaşlarımızın ana dili. Geniş bir coğrafyada konuşulduğu halde yazım dili olarak kullanılmadığından dolayı birçok Kürt veya Kürtçe konuşan vatandaş Kürtçe dil yapısının özelliklerini bilmemektedir. Hatta daha da vahim olanı Kürtçe konuşan vatandaşların çoğu yazım dili olarak Kürtçeyi bilmediğini de bilmemektedir.
Yani hem bilmiyoruz hem de bilmediğimizi bilmiyoruz!
Şimdi diyeceksiniz ki peki sen nasıl bunu anladın?
Ben Kürtçeyi yazım dili olarak bilmediğimi kürdi der sayesinde öğrendim. Bildiğiniz gibi Kürdi Der Kürt dilinin araştırılması ve öğrenilmesi çalışmalarını yürütürken öğrenmek isteyenlere de Atölye çalışmaları çerçevesinde bir öğrenim yardımı sunuyor.
Bende bu atölye çalışmalarına katılınca bülbül gibi Kürtçe konuştuğumu zan ederken aslında Kürtçe dil bilgisi ve yazımı konusunda kargayı bile geçemediğimi anlamış oldum. Aslında bize anlatılanları bilmiyor ya da anlamıyor değiliz elbet. Ancak konuştuğumuz ve anladığımız olgu ve kavramların yapısını ve yazılımlarını tam olarak bilmiyoruz. Bunu öğrendikçe de ne kadar eksik kaldığımızın farkına varıyoruz.
Hastalığı teşhis ettikten sonra tedavinin kolay olduğunu söylerler. Hastalığımızı teşhis ettik. Kürtçeyi biliyorum diyebilmek için atölye çalışmalarına devam etmemiz gerekiyor. Bu konudaki büyük sıkıntıyı da tabi ki mamosta Vildan Hanım çekiyor. Bilmediği halde bildiğini zanneden bir sınıf dolusu bilmeyen bilgiçle uğraşmak zorunda!
Kertafen kesaneden başlayan öğrenme sürecimiz; Cinavk, Navder, renkder, Leker, daçek, vekataneke binavkiri süreçleri ile devam etmekte.
Bundan daha elim ve daha vahim olmak üzere konuşurken kullandığımız birkaç yüz kelime dışında kelime dağarcığımızın da oldukça kısıtlı olduğunu öğrenmiş olduk.
Pembe’nin helesor
Mor’un binevşi olduğunu da atölye çalışmalarımız sayesinde öğrenmiş olduk. Biliyorum şimdi birçoğunuz sen bilmiyorsun ama biz biliyoruz diyecektir. Emin olun başlamadan önce bende sizlerden farksız değildim. Biri bana Kürtçeyi bilmediğimi söylese ağzını caaart diye yırtardım. Şimdi ise sadece susarım.
Bu çalışmalar sayesinde bir dilin varlığını sürdürebilmesi için yazım kültürünün geliştirilmesi gerektiğini açık olarak öğrenip kabul etmiş olduk.
Ortaya çıkan diğer bir gerçek ise eğer dilimizin özelliklerini kaybetmeden yaşamasını istiyorsak yazım halini de öğrenmemiz gerekir. Bugün itibari ile devletin imkânları ve çatısı altında böyle bir hizmetin sunulmadığını biliyoruz ama diliyoruz ki en kısa sürede bu gerçekleşir ve Kürtçe gibi zengin olan bir dil yapısı korunur ve geliştirilir.
Bir dilin sürdürülmesi ve geliştirilmesi özel girişimin imkânlarına bırakılamayacak kadar önemli ve gereklidir. Her ne kadar Suriye, Irak ve İran da da Kürtçe konuşuluyor ve bazı ülkelerde eğitim ve öğretimi resmi düzeyde sürdürülmekteyse de Kürtçe konuşanların yüzde 80’ine yakınını konuştuğu kürmanci lehçesi bizim ülkemizde kullanılmaktadır.
Anlaşılan odur ki Kürtçe konuşup Kürtçe yazamayan ya da Kürtçe öğrenmek isteyenler devlet gerekli düzenlemeyi yapıncaya kadar adres olarak Kürdi Der’i görmek zorundadırlar. Çünkü başka yol görünmemektedir.
Bu nedenle Kürdi Der ve yöneticilerine sundukları bu hizmetten dolayı şükranlarımızı sunarken her duyarlı insanın da desteğini esirgememesini dileriz.