1991 tarihinde dönemin başbakanı Süleyman Demirel “Kürt realitesini tanıyoruz” deyince Kürt sorunun çözümü konusunda oldukça sevindirici bir hareketlenme olmuştu. 49. hükümetin bu açıklaması 70 yıllık devlet politikasının değişimi anlamını ifade etmekteydi. Ancak kısa bir süre sonra “dün dündür bugün bugün” sözünün mimarı Süleyman Demirel söylediklerinin altını dolduramadığı anlaşıldı. Ardından gelen Tansu Çiller Hükümeti ise gelinen noktaya zemin hazırlamaya bire bir sebep oldu.

Başbakan Recep Tayip Erdoğan da iktidara geldikten sonra Diyarbakır’da yaptığı konuşmada, Kürt sorunu konusunda devletin yanlışlıklar yaptığını ifade etmiş ve sorunu çözümüne yönelik işaretler vermişti. Arkasından ise artan operasyonlar sivillere yönelik saldırılar gerçekleşmiş ve onlarca sivil hayatını kaybetmişti.

Bölge insanı ya da Kürtler, devlet adına yapılan en ufak açılıma ve atılan en küçük adıma büyük değerler verdiği halde arkasının gelmemesi ve söylenenin altının doldurulmaması nedeniyle kuşkuya düşmüş durumdadır. Koyunları kurt kaptı yalanını uyduran çobanın hikâyesi misali artık gerçek olan açıklamalara bile kuşku ve güvensizlikle bakılmaktadır. Bu nedenle bu tereddüttün ortadan kaldırılması gerekmektedir.

Sorunun adı Kürt sorunu ve

Çözümü demokratikleşme ise

O zaman çözüm metodu da kendiliğinden gelişecektir.

Kürt sorununun çözümünde muhatap Kürt vatandaşlardır. Yöntem olarak Kürtlerin sorunlarının çözümü demokratik yollarla gerçekleştirileceğine göre o zaman muhatap temsili demokrasi modeli gereği seçilmiş olan Kürt temsilcileridir. Onların kim oldukları ise çok açık ve nettir.

1-Kendini Kürt olarak tanımlayan Milletvekilleri

2-Bölgenin seçilmiş olan Belediye Başkanları

3- Bölgenin Belediye ve il genel meclis üyeleri

Temsili demokraside muhatap olarak kabul edilecek olanlardır. Bölgenin ileri gelenleri, bölgede faaliyet gösteren sivil Toplum örgütleri ve meslek kuruluşları da görüşlerinden faydalanılacak konumda olan muhataplardır.

Bu çerçevede konu ele alındığında bölgeye yönelik politikalar belirlenirken DTP’nin görüş ve önerileri ile desteğinin şart olduğu görülebilmektedir. Ancak bu muhataplık sorunun çözümünde DTP’nin bütün söylediklerinin ya da istemlerinin kabul edileceği anlamına da gelmez elbette. Masaya herkes önerileri ile oturur ve ortaklaşılan konularda uzlaşıya varılır. Görülebileceği gibi Kürt sorununda bir muhatap bulamama sorunu yoktur. Hükümet istemlerinde samimi ise ki öyle olduğunu kabul ediyoruz o zaman demokratik bir şekilde meclise gelmiş olan bölgenin birinci partisi ile oturup konuyu görüşmelidir.

Eğer hükümet direk ya da dolaylı yoldan PKK ile görüşmek istemiyor ya da PKK’yı muhatap alamıyorsa bu konudaki tek can simidi meclis çatısı altında bulunan DTP ‘dir.

Siyasal zeminde DTP’nin muhatap alınmadığı bir yapının Kürt meselesinin çözümünde başarılı olma şansı yoktur. Bu konuda ortaya konulacak direnç seviyesi sorunun çözümsüzlüğünü isteme gayreti ile eşit olacaktır.

Kürt sorununa Türkiye modeli ile çözüm bulma çabalarını olumlu görmek gerekmektedir. Gerçekten de her ülkenin sorunlarını çözme modeli farklılık arz eder. Her hangi bir modeli (İRA-ETA vb.) ele alıp aynen uygulamaya çalışmak sorunun çözümüne yeterli katkıyı sunmaya bilir. Ancak bu o modelleri uygulayanların tecrübelerinden faydalanılmayacağı anlamına gelmez.

Bir sorunun demokrasi ele çözümü demek sorunun ön koşul ve şartlara bağlanmaması anlamına da gelir. Demokratik yapı içerisindeki her istemin ilgili muhatap tarafından kabul ya da ret edilebilmesi için iletişim kanallarının açık olması gerekmektedir. Bu nedenle atılması düşünülen adımların açıklanması ve ona göre istemlerin sıralanması gerekmektedir.

Bu aşamada da direk olarak devlet adına olmasa bile bir arabulucu komisyonun kurulmasına zemin hazırlamak gerektiği kanısındayız. PKK’dan silah bırakması isteniyor ya da sınırların dışına gitmesi isteniyorsa birilerini gidip o talebi gerekçeleri ile birlikte kendilerine anlatması lazım değil mi?

Bu kez çözüm çabalarında ciddi olunmak zorunda. Yok, ben şunu yapmam yok ben bunu kabul etmem mantığı ile olaya yaklaşmamak gerekir. Her iki tarafın da kırmızıçizgilerinin bulunduğu gerçeği ortada. O nedenle kırmızılardan ziyade yeşillerle işe başlamanın çözüme katkı sunacağını düşünüyoruz.