Mart ayı ülkemizde ve bölgemizde yılın en sıcak ayıdır. Baharın başlangıcı ile birlikte yeniden yaşamın sevinci, hüznü, hazırlıkları hep bu ayda start alır. Bu sene genel hazırlık ve kutlamaların yanına bir de önümüzdeki beş yıllık süreçteki yaşamımızın yönünü etkileyecek bir karar verme süreci de eklendi; Yerel seçimler.

Bütün eksiklik ve aksaklıklarına rağmen şunu açıkça belirtmeliyiz ki bu yıl Mart ayı etkinliklere geçen yıllara oranla hem daha büyük katılımlara sahne oldu hem de daha az olumsuzluklara sahne oldu.

8 Mart Kadınlar günü kutlamaları ilimizde gerçekleştirilmiş bulunan en görkemli kadın eylemi olarak tarihe geçti. Binlerce kadının bir araya gelerek gönüllerince eğlenip sorunlarını dile getirdikleri bir etkinlik, sağduyu içerisinde ve olaysız olarak atlatılmıştır. Kadınların yıllardır sıkıntısını çektikleri konuları sıkıntıyı yaratanlara aktarması başarılı olmuş sıkıntı yaratanlar ise bunu çok demokratik bir olgunlukla dinleyip değerlendirmişlerdir.

Ardından 21 Martta yüz bine yakın insanın katılım gösterdiği newroz etkinlikleri yapıldı. Yeni bir alanda ve yağışlı havaya rağmen erkene alınıp kutlanan newroz bayramında hemşerilerimizin gösterdikleri yüksek katılım ve gösterdikleri kararlılık gerçekten takdire layık bir tavır olarak tarihe yazılmıştır. Bu kadar kalabalığa rağmen Newroz kutlamalarında da her hangi bir tatsızlığın yaşanmamış olması halkın artık demokratik değerleri benimsediğini kurumlarında gerekli olgunluğu gösterdiğinin işareti olarak algılanabilir.

Her iki etkinliğin ortaya çıkardığı diğer önemli bir unsur da halkın taleplerini net olarak demokratik platformlarda dile getirmeleridir.Hem kadınların hem de genel olarak Kürt sorununun muhatapları ne istediklerini çözümü nerede gördüklerini açıkça ortaya koymaları sorunların çözümüne de katkı sağlayacaktır.

Bunca etkinliğin yanında sürekli devam eden bir çalışma ve etkinlik daha vardı. Seçim çalışmaları. Ülkede yaşanan genel kaos ve partilerin bölgemize bakış açısı sonunda Fıratın Doğusundaki seçim mücadelesini iki partiye kadar indirmiş bulunmaktadır. Kürt sorunu nedeniyle bu bölgede genel olarak siyaset sahnesindeki parti sayısı ikiye inmiştir.

AKP ve DTP.

Her ne kadar iki parti de Kürt meselesinin çözümünde muhatabın kendisi olduğunu söylüyorsa da ayrı kulvarlarda ve ayrı çözüm önerileri ile sonuca gitmeye çalıştıkları aşikârdır.

AKP rejimin sözcülüğü ile dini duyguları kullanarak oy toplamaya çalışmakta, DTP de buna karşı çıkmaktadır.

AKP, Kürt sorununu diye bir şey yoktur dersen sorun ortadan kalkar demekte, DTP ise böyle bir yaklaşımın gerçekçi olmadığını savunmaktadır.

AKP sorunun makarna, kömür, Beyaz eşya sorunu  (yani ekonomik sorun) olduğunu bunların dağıtımının düzgün yapılması durumunda ortada bir şeyin kalmayacağını söylemekte, DTP buna karşı çıkıp sorunun ekonomik geri kalmışlıktan ibaret olmadığını siyasal ve sosyal sorunların çözümünün sağlanamaması durumunda bu meselenin bitmeyeceğini açıklamaktadır.

Gerçek ise tektir.

Bölgemizde bir insanlık dramı yaşanmaktadır. Ekonomik, sosyal ve siyasal sorunlar artık insanların canına tak etmiştir. Açılan her kapının ardından işsizlik, yoksulluk, perişanlık bulunmaktadır.

Kazılan her toprak parçasında insanların kemikleri çıkarılmaktadır.

Çıkılan her dağda çatışmalar, operasyonlar yaşanmaktadır.

Bölgenin kaderini çizenler bir türlü uzlaşmak için bir zemin yaratamamaktadırlar.

Bu sıkıntıların demokratik çözümü yine demokratik bir kararlılıkla mümkün olabilecektir.

O demokratik kararlılık bu hafta sonunda gideceğimiz sandıktır. Sandıkta gösterilecek olan kararlılık sorunların çözümüne büyük faydalar sağlayacaktır. Bu nedenle iki şeyi artık ihmal etmeden gerçekleştirmeliyiz;

1- Her ne olursa olsun Pazar günü yapılacak olan seçimler için sandık başına gidip demokratik hakkımız olan oyumuzu kullanmalıyız.

2- Bölgemizde yıllardır akan kanın durması için tercihimizi bildiğimiz en doğru şekilde vicdanımızın sesine kulak vererek kullanmalıyız.

Sıkıntılardan başka türlü kurtulmanın yolu bulunmamaktadır. Karar ve sonuç ne olursa olsun memleketimize ve milletimize hayırlı olsun.