Cumartesi günü Şırnak’ın Cizre ilçesinde gece 03.00 sularında YDGH yani Yurtsever Devrimci Gençlik Hareketi üyelerinin kurmuş oldukları çadıra giden yüzü maskeli olduğu belirtilen iki kişi tarafından çıkarılan kargaşa ve olaylar neticesinde aynı günün akşamı itibariyle 2 kişinin öldüğünü en az 3 kişinin yaralandığını öğrenmiş olduk.
Olay basına ve kamuoyuna PKK yandaşları ile Hüda Par yandaşlarının çatışması olarak yansıdı veya yansıtıldı.  Konu ile ilgili olarak yayınlanan haber özetle şöyle; “Şırnak'ın Cizre İlçesi'nde PKK’nın Gençlik yapılanması olarak bilinen 'Yurtsever Demokratik Gençlik Hareketi' (YDGH) ile Hür-Dava Partisi (Hüda-Par) üyeleri arasında silahlı çatışma çıktı. Polis panzerleri sokaklara kazılan hendekler nedeniyle çatışmaya müdahale etmekte zorlandı. Şırnak Valiliği tarafından yapılan açıklamada dün geceden bu yana süren çatışmalar sırasında 2 kişinin öldüğü ve 3 kişinin de yaralandığı bildirildi. Şırnak Valiliği, Cizre ilçesinde çıkan olaylarda 2 kişinin hayatını kaybettiğini, 3 kişinin yaralandığını bildirdi. Valilikten yapılan açıklamada, saat 03.00 sıralarında Cizre'nin Nur Mahallesi'nde silah seslerinin gelmesi üzerine bölgeye ekiplerin sevk edildiği belirtildi. Açıklamada, çıkan olaylarda Yasin Özer ve Abdullah Deniz'in öldüğü, Nedim Kültür, Hakim Budak ve Hekim Kasırga'nın yaralandığı kaydedildi. Bölgede güvenlik güçlerince zırhlı araçlar ve helikopterler vasıtasıyla gerekli çalışmaların yürütüldüğü aktarıldı.”
Bu olayların duyulması üzerine başta HDP ve DTK olmak üzere Kürt siyasal çevrelerin harekete geçip olup bitenler hakkında sağlıklı bilgilere ulaşmaya ve çatışmaların önüne geçmeye çabaladıkları da görüldü.  Meydana gelen olaylardan sonra DTK Eşbaşkanı Hatip Dicle ile Hüda-Par Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yılmaz telefonla görüştü. Rûdaw'a konuşan Hüseyin Yılmaz, Hatip Dicle ile Cizre'de meydana gelen olaylar hakkında bir telefon görüşmesi yaptıklarını söyledi. Yılmaz, görüşme ile ilgili şu bilgileri verdi: "Sayın Hatip Dicle ile telefonda görüştük. Aynı kanıdayız. Ortada bir provokasyon olduğunu düşünüyoruzKobani olaylarından sonra Sayın Dicle ile bir kez bir araya gelmiştik. Aramızda bir protokol imzalanmış değil."
Bu olayın son zamanlarda meydana gelen diğer olaylarla birlikte değerlendirildiğinde Kürtleri birbirine kırdırtma provokasyonu olduğunu söylemek mümkün. Çünkü son zamanlarda bir takım odaklar tarafından böylesi bir çatışma ortamı yaratmak için her türlü yolu denendiğini söylemek yanlış olmayacaktır. Diyarbakır, Batman, Bingöl, Adana ve Cizre’deki olayları sıraladığınızda bunu anlamak pek güç olmuyor. Yaratılmak istenen sürecin önüne sekte koymak, engel çıkarmak ve Çözüm sürecini başarısız kılmaktır. Bir PKK –Hizbullah çatışması yaratarak Kürtleri 1990 sürecindeki gibi birbirine öldürtmek ve kaos ortamı yaratmaktır.
Ancak bu kesimlerin böylesi oyunlara gelmemeleri gerekiyor. Özellikle legal siyasal alanda mücadele eden siyasal partilerin HDP,DBP ve HÜDA PAR’ın bu provokatif olayların üzerine gitmesi ve gerekli çabayı ortaya koyması gerekiyor. Geçen süreçten önemli derslerin çıkarılması ve herkesin kendi geçmişinde yaptığı hatalardan ders çıkarması şu an için lazım olan en sağlıklı yoldur. Bu yapıların yöneticilerinin de olayların provokasyon olduğu noktasında birleşmeleri ve açıklamayı bu yönlü yapmaları da bu konuda umut verici bir gelişme olarak belirtilmelidir.
Bu olayın nedeni ve zamanlamasına bakıldığında da şüpheleri artıran birçok gelişme var.
1-      DAİŞ çetelerinin hem ırakta hem de Suriye’de savaşı kaybetmeye başlamaları ile Türkiye’de olayların artması arasında bir bağlantı olasılığı değerlendirilebilir
2-      Çözüm sürecinde olumlu adımların atılmaya başlandığı ve kısa sürede başarılı adımların atılacağı açıklamalarından sonra olayların artması dikkat çekiyor
3-      Silopi’den HPG gerillalarının cenazelerinin alınacağı bir günde böylesi bir olayın çıkarılması anlamlı olarak değerlendirilebilir
4-      Diyarbakır’daki olaylardan sonra yapılan görüşmelerden sonra ortaya çıkan olumlu havanın tekrar kaosa çevrilmesi için bu olay tertiplenmiş olabilir
5-      Kürtlerin birlikte hareket etme olasılıklarının arttığı, çatışma yerine diyaloga başvurdukları ve uluslar arası çevrelerden destek aldıkları bir süreci baltalama girişimi olarak bu olaylar çıkarılmış olabilir
Bu kadar olumlu gelişmenin kat edildiği bir süreçte Kürtleri birbirine vurdurtmak isteyen ve Türkiye’yi çatışma ortamına çekmek isteyen ülkelerin boş durmayacağını da hatırdan çıkarmamak gerekiyor. Bütün bu nedenlerden dolayı çıkan olayları provokasyon olarak görüyor ve çatışan kesimlerin bir an evvel bunun farkına vararak çatışmaları sona erdirmelerini diliyoruz. Unutulmamalıdır ki kim ölürse ölsün sonuçta ölen hanesinde bir Kürt bulunmuş olacak!