Yıllardır ülkemizde bölücülük unsuru görülüp öcü olarak yansıtılan, Mezopotamya topraklarının kuzeyinde yer alan coğrafya olarak bilinen ve Kürtlerin yaşadıkları yurt olarak tanımlanan “Kürdistan” ismi yasaklı isimler arasında yer almaktaydı.
Komşu ülkeler içerisinde bulunan bölümlerinde bu isim serbest olarak kullanılırken Türkiye’de ismin tanımlanması siyasi gerekçelerle yasaklı ve tehlikeli olarak görülmüştür. Aslında korku gasp edilen bir hakkın talebinin mümkün olabileceğinden kaynaklı bir siyasi kaygıyı taşımaktadır. Bu nedenle de coğrafik bir tanımlama olan bu sözcük hep korkulan bir isim olarak yönetimlerce algılanmıştır.
Kürtlerin yaşadıkları alan olarak tanımlanan bölge ismi olarak kullanılan Kürdistan sözcüğü ve tanımlaması Selçuklulara ait bir tanımlamadır. Eğer Anadolu Selçuklu Devletini ve Büyük Selçuklu Devletini kurulmuş olan Türk Devletleri arasında sayarsak bu aynı zamanda “Kürdistan”  sözcüğünü ve tanımlamasını ilk kullananların Türkler olduğunu da göstermektedir ancak günümüze kadar gelindiğinde yasaklamanın da aynı ulustan geldiğine tanıklık etmekte ve acı bir çelişkiyi yaşamaktayız.
Bu yazıyı yazmamıza sebep olan yargıtayın Kürdistan ismi ile ilgili olarak almış olduğu karardır. Doğan Haber Ajansının 13 Temmuzlu haberinde özetle şu bilgilere yer almaktadır;“Yargıtay 18'inci Hukuk Dairesi'nin yerel mahkemenin kararını bozduğu ve oy birliği ile aldığı kararda şu ifadelere yer verildi:

"Her kişinin bir adı olması zorunlu kılınmıştır. Bu zorunluluk kişinin yaşamıyla özdeşleşen ve kişiliğinin ayrılmaz bir öğesini oluşturan adını özgürce seçmesi ve onurla taşıması için kendisine tanınmış bir temel kişilik hakkıdır. Bu hak Anayasa'da güvence altına alınmış, temel hak ve özgürlüklerden olup, her Türk yurttaşı eşit olarak yararlanır. İlgili yasalarda çocuğun adını koyma hakkı anne ve babaya aittir. Ayrıca adın yabancı kökenli olması da onun değiştirilmesini gerektirmez. Gerçek kişilerin ön adlarının düzenlendiği yasal mevzuat kapsamında söz konusu ismin tescilini ve kullanılmasını engelleyen bir hüküm bulunmamaktadır. Ayrıca bu hakkın kullanılmasını ortadan kaldıracak şekilde mahkemece mevcut ismin silinerek yerine re'sen Helin isminin verilmesi hukuken mümkün değildir. Hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kararın bozulmasına oy birliği karar verilmiştir."

AİLE MUTLU OLDU

Kızlarına koydukları 'Kürdistan' ismi kullanabilecek olmanın sevincini yaşayan baba Yunus Toprak, yerel mahkemenin aldığını ileri sürdüğü siyasi kararın 
Yargıtay'da bozularak adaletin tecelli olduğunu söyledi. Kızlarına eşiyle birlikte Kürdistan ismini vermeyi kararlaştırdıklarını anlatan Toprak, "Mahkeme kızıma Helin isminin koyulmasını kararlaştırdı ama biz bunu kabul etmeyince davayı Yargıtay'a taşıdık.Yargıtay bu davayla ilgili olarak tarihi bir karar verdi ve biz buna çok sevindik. Kızımıza yaşadığım coğrafyanın ismini verdik. Bu ismi koyduğum için açılan dava nedeniyle içim acıdı ama Yargıtay çok sevindirici bir karar verdi" diye konuştu.

Kürdistan'ın annesi Elif Toprak ise 
Yargıtay'ın vermiş olduğu karar ile kızlarının isminin kimliğinde kalacak olmasının mutluluğunu yaşadıklarını ifade etti.

AVUKAT BENEK: TARİHİ KARAR

Ailenin avukatı Bekir Benek ise 
Yargıtay'ın kararını tarihi olarak yorumladı.Yargıtay'ın aldığı karar ile isteyen herkesin çocuğuna istediği ismi verebileceğini ifade eden Benek şöyle konuştu:

"Müvekkillerim kendi istekleriyle dünyaya gelen kız çocuklarına Kürdistan ismini koymak için 
Hilvan Nüfus Müdürlüğü'ne müracaata bulunuyor. Kürdistan ismiyle çıkan kimliği sonradan fark eden yetkililer, aileyi yanlarına çağırıyor ve ismin değişmesini istiyor. Aile kabul etmeyince dava açıldı. Ardından Kürdistan ismi; çocuğu ve toplumu rencide edebileceği gerekçesiyle Helin olarak değiştiriliyor. Böyle bir kararın hukuki ve yasal dayanağı yoktur. Buna ilişkin temyize gittik. Yargıtay18'inci Hukuk Dairesi yaptığı inceleme sonunda tarihi bir karar verdi. Çözüm sürecinin devam ettiği bu günlerde böyle bir kararın çıkması bizleri de mutlu etti. Kürdistan isminin kullanılması ve nüfusta tescilinin yapılmasında herhangi bir sakıncası yoktur. Bundan böyle Türkiye'de yaşayan herkes çocuğuna Kürdistan ismini verebilecektir. Bununla ilgili yasal bir engelleme olmadığı Yargıtay kararında açıkça vurgulanmıştır."(DHA-13.07.2013)”
Yani yerelde red edilen bu isim Yargıtay tarafından kabul görüyor ve resmileşiyor. Keşke rahmetli İhsanê Malêgir de bu Yargıtay kararını görmüş olsaydı diye hayıflandım. İhsanê Malêgir yıllar önce kızının adını “Kürdistan” koyduğu için gözaltına alınan, işkencelere maruz bırakılan, kemikleri ve kolu kırılan bir insandı. Uğradığı bütün baskılara karşı direnmiş ancak yine de kızının isminin Kimliğinden silinerek “Gülistana” çevrilmesine engel olamamıştı. Bu yoldaki mücadelesini sürdürürken bir polis memurunun sebep olduğu Trafik kazasında (!) yaşamını yitirmişti. Bu vesile ili İhsanê Malêgir amcamızı da saygıyla anmış olalım.
Haberde de belirtildiği gibi aslında yargıtay 18. Dairesinin almış olduğu bu karar tarihi bir karardır. Bu karar aynı zamanda var olanın resmen ikrarı anlamı da taşır ve dolayısıyla ülkemiz için kara bir sayfanın kapanması anlamı taşır. Üzerinde Kürdistan yazdığı için havaalanına inmesi problem olan İran uçağını da hatırlıyoruz. Doksanlarda Türkiye’ye gelen bir İran uçağında bu isim kullanıldığı için protokol krizi yaşanmış konu gazetelere yansımıştı.
Binlerce insanın acılar yaşamasına neden olan bu yasaklama ortadan kalkınca kıyametin kopmadığı bir kez daha görülmüş oldu. Ülke bölünmedi ve kıyamet kopmadı. Ancak yargıtayın bu kararı ile utanması gerekenlerin burnunun biraz sürtülmüş olması gerekir diye düşünüyoruz.