Cezaevlerindeki durum malumunuz. Konuya daha evvel de dile getirmiştik ancak hatırlatma babında ana başlıkları ile tekrarlamakta fayda bulunmakta.
Türkiye’deki cezaevlerinin kapasite kaba olarak 121 bin civarında. Halen ceza ve infaz kurumlarında bulunan tutuklu ve hükümlü sayısı ise adalet Bakanlığı verilerine göre 132.369 kişi. Doluluk oranı ülke genelinde kapasitenin üzerinde bulunmakta.
Tabi dağılım bölgesel koşullara göre farklı olduğunda bazı cezaevleri kapasitelerinin birkaç katı kadar doluluk oranına sahip iken bazıları ise kapasitelerinin altında hükümlü ve tutuklu barındırmakta.
Bu sıkıntıların nedeni değişik elbet. Türkiye cezaevlerinin kapasiteleri artık mevcut yapıyı kaldıramıyor. Mevcut tutuklular arasında bulunan siyasi tutuklu ve hükümlülerin sayısının on bin civarında olduğunu düşündüğümüzde geriye kalan 122 bin hükümlü ve tutuklu adli vakalardan dolayı içerde bulunuyor. Tabi bunların bir kısmı ismen değişik olsa bile siyasal bağlantılı.
Hukukun temel ilkelerinden birisi de suç ve cezanın kişiye göre tanımlanamayacağı yani yasal düzenleme yapılırken düzenlemenin kişiye göre yapılamayacağı esasına dayanır. Bir suç tanımlaması yasal olarak kabul edilir ve bu kategoriye girenler bu tanıma göre hak ediyorsa bir cezai yaptırım ile karşı karşıya kalır.
Cezai yaptırım ile karşı karşıya kalan kişinin cezasını insan onuruna yakışır bir şekilde çekmesi için gerekli ortamın düzenlenmesi görevi de yargının kararını uygulayan veya infaz eden erkin görevidir. Çünkü o insanın can güvenliği ve vücut bütünlüğü yargı kararını ifa eden erken güvencesindedir. Bu nedenle her tutuklu ve hükümlünün insan onuruna yakışır bir şekilde cezasını çekmesi ülkemizde Adalet Bakanlığının görevidir.
Gelin görün ki ülkemizde ne yazık ki eşitsizlik her alanda kendini göstermekte gecikmiyor. Bunun son örneği Susurluk kazası sonrası ortaya çıkan silahlı teşekkülün yönlendiricisi olarak görülen ve cezaya çarptırılan Emniyet Genel Müdürlüğü eski Müdürü ve İçişleri eski Bakanı Mehmet Ağar’ın durumudur.
Mehmet Ağar konumu ve yapısı ile bilinen bir insan. Bu bilgiler ışığında ve eldeki verilere göre yargı tarafından yargılanmış ve teşekkülü kurup yönetmekten hapis cezasına çarptırılmış bu ceza Yargıtay tarafından onanmıştır. Buraya kadar olan bölümü geçelim. Ağar can güvenliğini gerekçe göstererek güvenli bir cezaevi talebinde bulunmuştur. Bu da doğal karşılanması gereken bir durum olarak algılanmıştır. Ancak burada ilginç olan konu şudur. Sistem bir yandan Mehmet Ağar’ı yargılayıp cezalandırırken yani suçlu ilan ederken öte yandan kendisine özel hapishane tahsisinde bulunmuştur.
Bunu nereden mi çıkarıyoruz?
Tabi ki basına da yansıyan verilerden. Mehmet Ağar için tahsis edilen Yenipazar cezaevinin kapasitesi 42 kişilik.
Peki, burada bulunan tutuklu ve hükümlü sayısı ne kadar?
24 kişi.
Mehmet Ağar teslim olmadan evvel bu 24 kişiden 21’i görülen lüzum üzerine Aydın cezaevine naklediliyor.
Kalan kişi sayısı 3
 Mehmet Ağar dahil cezaevindeki insan sayısı 4 kişi.
Cezaevinin güvenliği yeterli görülmemiş dışarıdan dört koruma ev tutarken Ağarın ailesi de ilçeye taşınmış.
 Bir yandan bu ülkenin genelkurmay başkanı ile komutanları F tipi cezaevlerinde olacak. Milletvekilleri üst üste istiflenecek ki suçlulukları dahi henüz kesinleşmemiş öte yandan özel cezaevi tahsisi yapılacak!
Biraz Tuhaf durmuyor mu?