Son günlerde gazetelerde yaygın olarak yazılmaya başlanan ancak kamuoyunun yeterli duyarlılığı göstermediği ya da gösteremediği bir sorun görmekteyiz.

Yapılan yasal değişiklik ve düzenlemelerle Türkiye’de hızla artan işsizlikle mücadele kapsamında kurulacak “Özel istihdam büroları” aracılığı ile çözüm bulunacağı düşünülmektedir.

İşsizlik konusunun Türkiye’nin temel sorunlarında biri olduğu gerçeği kimse tarafından inkâr edilemez. İşsizliğe bir çözüm bulunması gerektiği konusunda da şüphe yok. Ancak işsizliğe çözüm adı altında yutturulan sermayenin taleplerine karşılık vermek ise orada durup biraz düşünmek gerekmektedir.

Son zamanlarda işçi hak ve hukuku konularında ya da çalışanlarla ilgili olarak yapılan düzenlemelerde çalışanların taleplerinin dikkate alınmadığın çok net olarak görebilmekteyiz.Bu tavır sadece ücretlere yapılacak olan zam oranı ile ilgili değildir. Sayın Başbakanı emeğe olan bakış açısının da bir göstergesidir.Ayakların  baş olduğu ….diye başlayan cümlesi, Türk İş ile ücret konusunda anlaşma sağlanamayınca arkadaşlar grev yapsınlar cümlesi , Özel istihdam büroları, Memurlara Toplu sözleşme hakkının verilmek istenmemesi gibi durumlar hükümetin emek konusundaki tavrının tatmin edici olmadığını da göstermektedir.

Denilebilir ki her talebin karşılanması eldeki olanaklarla mümkün değildir. Bu iddia ediliyorsa imkânlı olanların yolu açılır imkânsız olanlar ertelenir ve en azında herkes ortada iyi bir niyetin var olduğuna inanır. Ama takınılan tavır ne yazık ki öyle değil.

Gelelim Özel istihdam büroları aracılığı ile alınacak işsizliğe çare önlemlerine. Öyle anlaşılıyor ki hükümet Türkiye iş kurumu aracılığı ile yapılan iş başvurularını zaman içerisinde özel kesime devretmek istemektedir. Ancak istihdam gibi bir konuda böylesi tavırların pek yararlı olmadığı görülecektir özelilikle bizim gibi ülkelerde bu girişimler başlı başına değişik sektörler oluşturacaktır.

Son yasal değişikliklere bakıldığında işverenlerin eline işçiyi köle gibi kullanabilme hakkının verilmek istendiğine şahit olmaktayız. Yani işsizliğe çare diye sunulan konular ne yazık ki emeği köleleştirme anlayışı olarak karşımıza çıkmaktadır. Diyelim ki bir işveren İstanbul’da ki fabrikasına tekstil işçisi almak istemektedir. İstanbul’da ki bir vatandaş gidip işe başladı. İşveren Hakkâri’deki fabrikasında bu vatandaşı görevlendirirse karşı çıkamaz. Karşı çıkarsa işveren onun iş aktini fesh edecektir. Diyeceksiniz ki bu en uç örnek oldu bu kadarını kimse yapmaz. Aynı değişiklik İstanbul ili içerisinde de yapılırsa aynı anlama gelmez mi?

Bu sorunu bir köşeye bırakalım gelelim özel istihdam bürolarına; Bu bürolar iş bulmak için insanları bürolarına davet edeceklerdir. Zaten davet etmelerine de gerek yok insanlar aç ve işsiz oldukları için kendileri gidip başvuracaklardır. Bu insanların çoğun günü birlik işlerde temel haklarından yoksun olarak kayıt dışı çalıştırılacaklardır. Kimileri de aileye ya da büroya olan yakınlık derecelerine göre sosyal güvencelerden faydalanacaklardır.

Bütün bunlar olurken özel istihdam bürolarının sahipleri oturdukları yerde bilgisayar başında emekçilerin zaten az olan yevmiyeleri üzerinden pay kapacaklardır. Pamuk tarlalarındaki elçiler ve çavuşların yaptıkları gibi çalışmadan kızgın güneşin altında çapa sallayan amelelerin ücretlerinden pay alacaklar.

Sosyal devlet dediğin bu şekilde vatandaşını koruyacak! Sermayenin inanılmaz gücü karşısında emeğin hakkına sahip çıkacak, koruyacak, kollayacak. Mevcut durum çok iyi sonuçlar doğurmuş olacak ki vatandaş kiralık olarak işverenin hizmetine sunulacak. Modern anlayış bu olsa gerek? Bu yasal düzenlemeyi de bu zihniyeti de beğenmediğimizi belirtelim.