Kemal Burkay, her ne kadar şair ve yazar tanımlamaları ile Tv ekranlarında görünüyorsa da aslında bu işin makyaj kısmı. Kendileri bu özelliklerinin yanı sıra aslında bir Kürt siyaset adamı ve yurt dışında otuz küsur senedir sürgün hayatı yaşamasının nedeni de yazarlık ve şairlik serüveni değil Kürtler konusundaki siyasi düşüncesi ve bu düşünce doğrultusundaki siyasal etkinliğidir.
Kendi tanımlaması ile hükümetin açılım politikasına destek vermek üzere ülkeye geri dönüş kararı vermiştir. Memleketini seven bir insan için en zor şeylerden biri de şüphesiz memleketinden uzak kalmaktır. Bunu Nazım Hikmetin durumundan çok iyi anlamak mümkün. Bu nedenle kim ve ne adına olursa olsun birisinden memleketinden uzak kalmasını beklemek ya da gelişini yadırgamak mantıksal ve duygusal olarak anlamlı bir davranış değildir.
Öncelikle hükümetin açılım politikasından Sayın Burkay’ın ne anladığını veya kendisine ne söylendiğini süreç içerisinde anlamak gerekiyor. Aynı çağrının muhatabının Sayın Burkay’dan ibaret olmadığını da biliyoruz. Şıvan Perwer başta olmak üzere birçok kişiye aynı çağrı yapılmış onlarda gelme hazırlıklarına girişmiş ancak sonradan vazgeçtiklerini açıklamışlardı.
Ülkeye dönüş çağrısı mantıksal olarak, stratejik olarak doğru bir yaklaşımdır ancak bu yaklaşımın dürüstçe ve güven verici olması gerekir. Bu yetmez aynı zamanda herkesi kapsayan çözüme katkı sunan bir yaklaşımla ele alınmalıdır. Nasıl ki kemal Burkay gelişinden sonra hükümetin ilgili bakanları tarafından kabul ediliyorsa sürgündeki diğer politikacılara da aynı sıcaklıkla olmasa bile aynı mantıkla yaklaşıldığında niyetin ne olduğu net olarak ortaya çıkacaktır. Bu anlamda Sayın Burkay’ın yurda gelişi anlamlıdır. Ancak bu anlamın gerçek amacına ulaşması için bu yapı ve anlayışın içeriğinin doldurulması gerektiği ortadadır. Mesela Zübeyir Aydar, Ali Yiğit, Nizamettin Toğuç gibi eski milletvekillerinin yurda dönmeleri durumunda da aynı yakınlığın gösterilmesi bu dönüşlerin içeriğini daha anlamlı kılacaktır. Bunun için yapılması gereken şey bellidir ve hükümetin bu konuda iyi niyetli ve kararlı olması durumunda da bu adımı atması gerekir. Sürgün hayatı yaşayan yurttaşların ülkeye dönmelerinin önünü açacak yasal düzenlemelerin yapılması durumunda bu adımın anlamlı olacağı açıktır.
Kamuoyu tarafından tartışılan bir konu da Burkay’ın Kürt siyasetine bir aktör olarak sunulup sunulmayacağı ve Kürtlerin bölünmesine yol açıp açmayacağıdır. Açıklamalardan anlaşıldığı kadarı ile Burkay’ın böylesi bir tartışma içerisine girmeye niyeti yok. Bu aşamadan sonra böylesi bir tavır sergilemesinin bir anlamı da olamaz zaten. Ancak yurda döndü diye veya siyasal görüşleri farklıdır diye kimsenin onu veya dönmek isteyenleri hedef tahtasına koymasının da bir anlamının olmadığını düşünmekteyiz.
Kürt siyasetinin dinamosunu oluşturan kesimlerin eleştiri yerine Burkay’ı güç birliğine davet etmelerinin yararlı bir adım olacağı da açıktır. Katkı sunup sunmaması veya gelip gelmemesi elbette kendisinin belirleyebileceği bir davranış olacaktır ama kapıları açmadan insanlar hakkında karar vermenin de eleştiri konusu olabileceğini hatırdan çıkarmamak gerekir.
Burkay’ın yurda dönmesi son dönemdeki stratejik yaklaşımın bir parçası olarak değerlendirilmelidir. Önemli olan stratejiler karşısına stratejik planlarla karşı çıkıp yanlışları çürütmektir. Sadece eleştirmek çoğu zaman yeterli gelmeyen, istenen sonuca ulaştırmayan bir yaklaşım olarak ortada kalır.
Binlerce Kürt siyasetçini hapishanelerde tutuklu bulunduğu, anadillerinde savunma yapma haklarının engellendiği bir dönemde yurt dışından Kürt siyasetçi ithal etme girişimlerinin masumane olduğunu iddia etmek çok mantıklı olmayacaktır. Buna rağmen gelenleri eleştirme yerine mevcut durumu onlara da izah edip çözüme katkı sunmalarını beklemenin yararlı bir davranış olacağını düşünmekteyiz.
Next