Memleket ölümcül sancılar yaşarken iktidar ile muhalefetin başında bulunan zatı muhteremlerin derdi ise kimin karın ağrısının bulunduğu meselesidir.
Bu ülkenin çektiği karın ağrısının zatı âlilerinin didişmelerinden daha önemli olduğunun ne zaman anlaşılacağı ise ayrı bir merak konusu.
Bu sert üslup ve yaklaşımların memleket sorunlarının çözümü noktasında çok sorun doğuracağını daha yıllar önce yazmaya başladık ve yazmaya da devam edeceğiz. Sayın liderler her ne kadar bu gerginlik politikasının oy devşirmede işe yaradığını hesaplasalar da bu hesabın sağlaması yapıldığında memleketin kayıplarını gördüğümüz için mutlu olmadığımızı ifade edelim.
Siyasi parti liderleri ve devletin tepesi bu tartışmaları öyle bir doza getirdiler ki artık cenaze merasimlerinde bile birbirlerine selam vermekten imtina eder hale geldiler. Farzı misal rahmetli Mustafa koç’un cenaze töreninde ortaya çıkan fotoğraf gibi.
Şimdi soralım sayın liderlerimize; bu manzara size ve bu ülkeye yakışıyor mu?
Eğer cenaze törenlerinde bile selamlaşmayı içinize sindiremiyorsanız bu ülkenin sorunlarını nasıl çözmeyi düşünüyorsunuz?
Bu memleketin meseleleri sizin kişisel ihtiraslarınızdan daha önemli değil mi?
Bu yaklaşımlar nedeniyle ne yazık ki ülkenin çektiği karın ağrıları gün gittikçe artmaktadır.
Ülkede sorun çözme yerine didişmeyi yeğleyen siyaset mekanizması ne yazık ki bölgemizi savaş ortamında izlemeye devam etmektedir.
Bölgeye gelen ziyaret heyetleri ise sanki çatışan güçler bu ülkenin silahlı kuvvetleri, yurttaşları değiller ya da bu çatışmalar bu ülkenin topraklarında yaşanmıyormuş gibi raporlar ve basın açıklamaları ile yetinmektedirler.
Ülkenin Cizre ilçesinde onlarca yaralı vatandaş milletvekili ile birlikte mahsur kalıyor, ambulans ulaşamıyor ama bu durum sanki normal bir olaymış gibi algılanıyor.
Mesele sadece bu kadar da değil.
Ülkenin silahlı kuvvetleri tarafından yapılan açıklamaya göre çatışmaların başladığı Aralık başlarından bu yana (2 Aralık 2015) ölen insanların sayısı 7 yüzün üzerine çıkmış bulunmaktadır. Bu verilere göre;
Cizre’de 446
Silopi’de 145
Sur'da 120
Yine Genelkurmay başkanlığının açıkladığı verilere göre ölen sivil insanların sayısı 18 kişi
Ölen güvenlik görevlisi sayısı ise 24
Bu rakamlar resmi makamlar tarafından açıklanan rakamlar.
Gerçeklerin bu rakamlarla sınırlı olup olmadığı ise net değil.Çünkü çok iyi bilmekteyiz ki savaş ortamında hiçbir silahlı güç kendi kayıplarını kamuoyuna tam olarak açıklama gibi bir sorumluluk ve görev üstlenmiyor.
İçişleri Bakanı Ala, Afyondaki toplantıda milletvekillerini bildirirken şu bilgileri vermişti: “Cizre’de 233 PKK’lı 173’ü öldürüldü, 18’i yaralı olarak ele geçirildi. 42 gözaltı var.
Silopi’de 125 PKK’lı 27’si öldürüldü, 4’ü yaralı olarak ele geçirildi. 94 gözaltı var.
Sur’da 123 PKK’lı 67’si öldürüldü, 3’ü yaralı olarak ele geçirildi. 41 gözaltı var.
Dargeçit’te 45 PKK’lı 32’si öldürüldü, 3’ü yaralı olarak ele geçirildi. 10 gözaltı var
Nusaybin’de ise 3 PKK’lı öldürüldü.
Yapılan sunuma göre, operasyon yapılan il ve ilçelerde görev alan asker ve polis güvenlik gücü sayısı 14.068. Bunların 6.182’si asker, 7.889’si ise polis.
Asker, polis ve geçici köy korucusu olmak üzere güvenlik güçlerinden 24 kişi hayatını kaybettiği ve 24 kişiden 16’sı asker, 7’si polis, 1’i ise geçici köy korucusu olduğu belirtildi. Güvenlik güçlerinin yaralı
sayısı 264.”
Ölen siviller ise 18.
En çok Cizre’de siviller yaşamını yitirdi.
Cizre’de 14,
Silopi’de 1,
Dargeçit’te 2
ve Sur’da 1 sivil hayatını kaybetti.
Ala, sivillerin yaklaşık yarısının ölüm sebebinin tespit edilemediğini, diğerlerinin ise PKK tarafından öldürüldüğünü iddia etti!
Şimdi bu tablo karşısında kimin ne karın ağrısının bulunduğu önem arz ediyor mu?
Kimin karın ağrısının olduğunu bilecek halimiz yok ancak siyasilerden ve ülkeyi yönetenlerden beklentimizi ülkenin karın ağrısı haline gelmiş olan ve ölüm sancısına dönüşmüş olan bu çatışmalardan ülkeye kurtarmalarıdır.
Tabi bunu yaparken daha fazla ölüme sebebiyet vermeden ve yeni karın ağrılarını ortaya çıkarmadan bunu becermelerini bekliyoruz.
Next