Malum sorunlarını demokratik usuller içerisinde çözen, medeni insanlar gibi bir araya gelerek konuşan, karşısındakini incitmeden eksikliklerini aktaran bir toplumuz!
Karşımızdaki vatandaşın bir öf çekmemesi için saatlerce beklemeyi beceren, eğitim ve bilim alanında dünyanın sayılı ülkeleri arasında bulunmaktayız.
Eğitim ve öğretim hizmetlerindeki başarımızı yükseltmekteki asıl amacımız asla girmeye çalıştığımız medeni ülkelerin seviyelerine yükselmek veya bir işe kapak atmak değil de kendimizi ve çocuklarımızı geliştirmek içindir. Bu nedenle de her ilimizde okul sayımız diğer sosyal amaçlı yapılarımızın çok çok üzerinde bulunmaktadır!
Bunların latife olduğunun biz de farkındayız. Son bir yıl içerisinde uygulanan politikalar nedeniyle kendimizi hem içerde hem de dışarıda perişan eden nadir ülkelerden biriyiz.
Ne selam vereceğimiz bir komşumuz kaldı ne de içerde muhabbet edeceğimiz bir insanımız. Kamplaşmalar almış başını gidiyor.
Her başarısızlığın ve uzlaşmazlığın acısını da gücümüz kime yetiyorsa ondan çıkarıyoruz. İşte bu başarısızlığımızın cefasını da çocuklarımız çekiyor.
Malum son seçimden sonra ortaya çıkan iç çatışmalarda çatışma bölgelerinde yaşayan insanlarımız büyük bir acıya ve kayba uğradılar. Canlarını, mallarını, evlereni barklarını yitirdiler. İyi durumda olanlar bile eşe dosta muhtaç hale geldi. Esnaflar iş yapamaz duruma geldi. Bu çatışmalar nedeniyle işlerinden olan esnaf sayısı sadece çatışma bölgelerindeki ilçelerde onbeşbinlere yükseldiği belirtiliyor. Diğerlerinin iş yaptıkları da söylenemez.
Bu çatışmaların yaşandığı Cizre, Silopi, Sur, Dargeçit, Nusaybin ve Silvan gibi ilçelerde nüfusun yaklaşık %22’lik bölümünün yaşam merkezlerini terk ettikleri resmi rakamlar ve makamlarca açıklanmış durumda.
Peki, bu durum ortaya çıkan manzarayı yansıtmaya yetiyor mu derseniz alınacak cevap kocaman bir hayırdır!
Bu hafta içinde okulların tatile girmesiyle Cizre ve Silopi’deki 8. Ve 12. Sınıf öğrencilerinin yapılacak olan sınavlara hazırlanması için MEB bir çalışma yaptı. Bu çalışma kapsamında yaklaşık bin beş yüz öğrenci Batmana getirilerek telafi eğitimine tabi tutuldular. Konu ile ilgili haberi aktaralım.
“Cizre ve Silopi'de yaşanan sokağa çıkma yasağı ve çatışmalardan dolayı eğitime ara verilmesi nedeniyle iki ilçede eğitim gören yaklaşık bin 559 öğrenci, telafi eğitimi için Batman'a geldi. Cizre Milli Eğitim Şube Müdürü Ahmet Ak, "Cizre'den yaklaşık 600 öğrencimiz gelecek. Batman'da yurtlara yerleştiriyoruz. Telafi eğitimi, Milli Eğitim Bakanlığımızın yapmış olduğu bir çalışmayla inşallah öğrencilerimize 10 günlük bir çalışma ile başarılı bir eğitim vermeyi amaçlıyoruz." dedi. Batman İl Milli Eğitim Müdürü Hasan Aslan, öğrencilerin eğitimi hakkında şu bilgileri verdi: "Şu anda öğrencilerin intikali başladı. Yaklaşık bin 559 öğrenci buraya gelecek. Bu öğrenciler 8. ve 12. sınıf öğrencileridir. TEOG ve üniversiteye hazırlanan öğrenciler yarıda kalan eğitimlerinin telafisi için Batman'da eğitimlerini tamamlayacaklar. Bakanlığımızın planlaması doğrultusunda bu öğrencilerimiz gelmeye başladı.”
Peki, sözüm ona bu telafi eğitimi derde derman olacak mı?
Bu dersler elbette derde deva olmayacak. Çünkü bu çocukların maruz kaldıkları durum sadece derslerinden geri kalmak değil.
Bu çocukların yakınları yaşamlarını kaybettiler.
Bu çocukların babaları işlerini kaybettiler.
Bu çocukların öğretmenleri kentlerini ve okullarını terk ettiler.
Bu çocukların evleri ve yuvaları başlarını yıkıldı.
Bu çocukların oyun alanları bombaların, tankların, zırhlı araçların ve çatışmaların merkezi oldu.
Bu çocukların yaşamları ve rüyaları silah sesleri ve ölü bedenlerin resimleri ile şekillendi.
Bu çocukların psikolojileri bozuldu, kimyaları değişti.
Şimdi iyi niyetlerinden şüphemiz olmayan Milli eğitim Müdürlerimiz on günlük bir eğitimle ortaya çıkan bu açığı kapatmaya hedeflediklerini belirtiyorlar. Bunun mümkün olmadığını ve olmayacağını hepimiz çok iyi biliyoruz. Kendimizi kandırmanın bir anlamı yok. Bu telafi eğitimi bu çocukların on gün bile olsa o ortamdan uzaklaşmalarını sağladığı için düzelmeleri manasında faydalı olacaktır ancak bu on günlük süre bittiğinde bu çocuklar aynı ortama geri döneceklerdir.
O ortama döndüklerinde burada yaşadıkları belki de berbat ettiğimiz yaşamlarında tatlı bir anı olarak kalacaktır. Bu çocuklardan bu saatten sonra başarı beklemek pek de akıl karı bir durum olmayacaktır.
Hiç yoktan iyidir derseniz ona bir şey dediğimiz yok lakin onlara bu yaşamı reva görenlerin de bir ders çıkarmalarında fayda var.
Bu ortamın oluşmasına neden olanlar şunu düşünmelidirler aynı psikolojiye kendi evlatları yaşasaydı ne düşünürlerdi.
Evlatlarına eğitim konusunda ülke beğendirmeyenlere Cizre ve Silopili çocukların ahına verecekleri bir cevaplarının olmasını diliyoruz.
Çocukları on günlüğüne bile olsa taşımayı başardık peki sorunu nereye taşıyacağız?
İl merkezi değil ki ilçeye taşıdığında çözümlenmiş olsun!
Next