Malum bu aralar memlekette duyarlılığı olan herkes süreçle yatıp süreçle kalkmaktadır. Herkes duyarlılığının bir gereği olarak zehir hafiye kesilmiş neler olup bittiğini öğrenip bulunduğu ortamda sohbette ahkâm kesmek için ya da duygu ve düşüncelerini aktarmak için büyük bir çaba göstermektedir.
Duyarlılığı bu kadar gelişmiş/geliştirilmiş bir toplumda bunların olması elbette normal olarak değerlendirilebilir ancak ortada normal olmayan bir durum var. Bunca tartışma elde yeterli ve doğrulanmış bilgiler olmadan yürütülünce riskli bir durum ortaya çıkmaktadır.
Durum iyi değerlendirildiğinde var olan emarelerin şu an topluma yansıyan şekliyle elde edilen sonuç konunun kamuoyunca tartışılıp çözümlenmeye müsait olarak algılandığını göstermektedir. Ancak aynı zamanda yürüyen diğer çalışmalar yaratılmak istenen uzlaştırıcı ortam zeminine uymayınca doğal olarak kafaların karışması söz konusu olmaktadır.
Şimdi cepheleri bakalım.
Sayın Başbakan son olarak grup toplantısında yaptığı açıklamada barış süreci ile ilgili olarak “Baldıran zehiri olsa da içerim” dedi. Bu söz sürecin başarılması için elinden gelin çabayı göstereceğini ifade etmesi anlamında önemli. Benzer bir sözü İran-Irak savaşının bitirilmesi konusunda en son İran’ın dini lideri Humeyni’den duymuştuk. Ancak bu sözlerin altının doldurulması gerektiği açık. Bu günkü koşullar değerlendirildiğinde son zamanlarda işleyen mekanizmada herhangi bir değişikliğin gözlemlenmediğini, gözaltıların, tutuklanmaların, operasyonların sınır içinde ve dışında devam ettiğin belirtmek gerekiyor.
PKK cephesinde ise sessizlik ve tepki hakim. Hem barış sürecinden bahsetmek hem de operasyonları sürdürmek anlaşılır ve kabul edilebilir olarak görülmüyor. Sürecin açıklanmasından sonra yapılan saldırılar sonucunda birçok militanın kaybedilmesi de bu konudaki öfkeyi artırıyor. Duran Kalkan’ın yaptığı açıklamalarda bunu gözlemlemek zor değil.
İşte bu durum kamuoyunda ve soruna duyarlı olan kesimlerde kafa karışıklığına neden oluyor. Bu kafa karışıklığı eğer morallerin bozulmasına ve sürece olan inancın yıkılmasına neden olursa uzlaşma noktasında tarafları zor günlerin bekleyeceğini hatırlatmakta fayda görüyoruz. Çünkü tarafları barışa ve sürece zorlayan kamuoyu talebi ve baskısıdır.
Bugüne kadar süren çatışmalarda hayatını kaybeden yaklaşık 50 bin insanımızın aile ve yakınları bu acılarına rağmen sürdürülmeye çalışılan barış çalışmalarına tepki yerine destek veriyorlarsa bunun taraflarca da iyi anlaşılması gerektiği açıktır.
Üzerinde hassasiyetle durulması gereken ikinci konu ise yaratılan beklentilerdir. Bu beklentilerin de doğru dürüst kamuoyuna aktarılması gerekir ki hayal kırıklıkları yaşanmasın. Kamuoyunun büyük bir bölümü özellikle Kürt kesimi 4. yargı paketi kapsamında tutuklu olan KCK davası sanıklarının serbest bırakılması beklentisi içerisinde bulunmaktadır. Cezaevlerinde son zamanlarda yaşanan yer değişiklikleri nedeniyle ortaya çıkan olumsuzlukların bir an önce sonlandırılması beklenmektedir. Yargılamalardaki durumun sürece paralel olarak geliştirilmesi beklenmektedir. Ve özellikle bölgedeki etkinliklerde ortaya çıkan yaralama ve ölüm vakalarının bitmesi gerektiğini düşünmekte ve beklemektedir. Bu beklentilerin hayal kırıklığı ile sonuçlanması elbette bilgi eksikliğinden kaynaklanacaktır.
Öte yandan detayları olmasa da kamuoyu devlet ile PKK lideri arasında nelerin konuşulduğunu en azından ana başlıklar düzeyinde ve aşamaları konusunda bilgi beklentisi içerisindedir. Aynı durumun bizler için de geçerli olduğunu hatırlatmak gerekir. Çünkü caddede, sokakta, toplantılarda, etkinliklerde en çok karşılaştığımız sorular bu konulardan gelmektedir.
Sonuç olarak belirtmeliyiz ki yapılan konuşmalar, gidilen ziyaretler, alınan mektuplar, dağıtılan mesajlar insanlarda bir umut havası yaratmaktadır. Bu olumlu bir adım olarak değerlendirilmelidir. Kamuoyu tepkisi değerlendirildiğinde kendini kalburüstü sayan muhteremler ve kesimleri saymazsak toplumun çoğunluğu konunun artık görüşmeler yoluyla çözümlenmesi konusunda hemfikir ve destekçidir. Bu durum iktidarın elini güçlendiren önemli bir aşamadır. Ancak toplumla paylaşılan bilgilerin yetersizliğinden kaynaklanan bir kafa karışıklığı yaşanmakta ve bu kafa karışıklığının olumsuz tepkileri tetiklemesi mümkün görünmektedir. Bunun önüne geçilmesi için toplumun bilgilendirilmesi ve söylemlerin eylemde de gösterilmesi gerekir. Toplum barış sürecinde hem çatışma ve ölümlerin sürmesini hemde barış adına zehir içilmesi söylemini mantıklı davranış biçimi olarak kabul etmemektedir. Bu nedenle her iki cephe yetkililerinden de talebimiz kafa karışıklılığı yaratmamalarıdır.
Next