Türkiye genelinde istihbarat toplamak amacı ile jandarma bünyesinde kurulan bir yapı olduğu halde Ülke onu bölgemizdeki uygulamaları ile tanıdı.
Korucularla birlikte giriştikleri eylemlerde insanları kaçıran ve daha sonra öldüren birilerini kırsalda, kentlerde dolaştıkları haberleri kulaktan kulağa yayılmaya başladı. Genelde beyaz toros arabalarla dolaşan bu ekipler hedefledikleri insanları alıp sorguluyor ardından da duruma göre gereğini yapıyorlardı!
Uygulamalar hız kazanıp canından olan ve ya kaybolanların sayısı artmaya başlayınca işin adının Jitem olduğu dilden dile dolaşmaya başladı.
Demokratik, laik, sosyal hukuk devletinde insanlar illegal yöntemlerle kaybediliyor ama yönetimler suspus oluyorlardı.
İnsanlar ölmeye, devlet mekanizmasının ilgilileri ise “jitem” yok demeye devam etti. Ta ki işin içinde yer alanların çıkıp itiraflar yapmaya başlayıncaya kadar. Arkası zaten çorap söküğü gibi gelmeye başladı.
Türkiye’de Jandarma istihbarat ve terörle mücadele adında kısaca “Jitem” denilen bir yapının varlığı dünya aleme beyan olduğu halde inkar olunmaya devam edildi. Konu ile ilgili olarak mahkemelerin taleplerine bile olumsuz yazılar yazıldı. Böyle bir birim yok denildi.
Yani anlayacağınız anlayış âli Cengiz oyunları ile bunca olayı örtbas etmeye çalıştı. Oysa mızrağın çuvala sığmayacağı daha başından belliydi.
Adına inat diyebileceğimiz bu koruma ve kollama çabaların “Jitemi” kuranlar tarafından itiraf edildiği halde sürmeye devam etti. Ahmet Cem Ersever,Arif Doğan,Veli Küçük gibi isimler bu birimi kendileri kurduklarını ifade etmelerine rağmen, düzinelerce itirafçı ve rütbeli varlığından söz etmesine rağmen bir türlü “Nuh’a peygamber” denilmedi. Ve hep yok denilmeye devam edildi. Oysa bu birimin var olduğu ve neler yaptığı herkesçe bilinen bir gerçekti. Ne yazık ki bu gerçek ülkemizde kabul edilmek istenmiyordu.
Aradan yıllar yıllar geçti. Dereler, tepeler, ölülerle geçildi sonunda 2011 yılının sıcak bir temmuz gününde devletimizin içişleri bakanlığından bir açıklama yayınlandı. Haber noktasına virgülüne şöyle;”İçişleri Bakanlığı, 1987'de Jandarma Genel Komutanlığı İstihbarat Başkanlığı bünyesinde kurulan Jandarma İstihbarat Grup Komutanlığının adının 1988 yılında Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele Grup Komutanlığı (JİTEM) olarak değiştirildiğini, birimin, 1990'da reorganizasyona tabi tutularak, tekrar önceki adıyla çalışmalarına devam ettiğini bildirdi.
İçişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, bölücü terörle mücadelede etkin istihbarat sağlanması amacıyla 1987 yılında İçişleri Bakanlığı Jandarma Genel Komutanlığı İstihbarat Başkanlığı bünyesinde Jandarma İstihbarat Grup Komutanlığının teşkil edildiği, söz konusu birimin adının 1988 yılında Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele Grup Komutanlığı (JİTEM) olarak değiştirildiği ve 1990 yılına kadar faaliyetlerini bu çerçevede sürdürdüğü belirtildi.
1990 yılında reorganizasyona tabi tutulan bu birimin tekrar Jandarma Genel Komutanlığı İstihbarat Başkanlığı bünyesinde Jandarma İstihbarat Grup Komutanlığına dönüştürüldüğü kaydedilen açıklamada, söz konusu birimin çalışmalarına bu doğrultuda devam ettiği bildirildi. 12 Temmuz 2011 21:05 AA”
Ancak haberin bir de dikkat çeken bir unsuru var. Açıklamaya göre Jitem aslında 1988 tarihi ile 1990 tarihleri arasında var olan bir birimmiş! Ya sonrası ve öncesi orada birimin adı artık “Jitem” değil “Jit” miş. Yani Jandarma istihbarat. Şimdi bizim bundan şunu anlamamız mı gerekiyor.”Jit” bu tarihten sonra operasyonel faaliyetler yürütmedi! Peki, bu durumda şunu da soralım. Bu tarihten sonra JİTEM tanıtım kartı kullanıldı mı acaba? Bu konuda bilgisi olan devlet yetkilisi var mı?
Çok acele ediyoruz değil mi?
Varlığının kabulü bile anca 23 yıl sonra resmen kabul edilin bir yapı hakkında soru sorup hemen cevap bulmak kolay olmasa gerek zaten cevabı beklemeye de gerek yok. Yapılan açıklama yirmi yıl gecikmiş olsa bile mahkemede devam eden davalar işin aslını astarını ortaya çıkaracaktır.
Bizim gibi ülkelerde bu tür işlerin çözümü demek ki epey zaman alıyormuş.
Next