İŞKENCEYE SIFIR TOLERANS HAKKÂRİ’DE GEÇERLİ Mİ?

“Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz” diye bir Atasözümüz var. Bu atasözü işkenceye sıfır tolerans diyen hükümetin emrindeki kolluk kuvvetinin durumunu analiz eden en güzel sözlerden biridir desek yeridir.

Hani bir çuval inciri berbat etmek denilen durum var ya işte hükümetin 23 Nisanda içine düştüğü durum budur.

23 Nisan ülkemizde ulusal egemenlik ve çocuk bayramı olarak kutlanan ve dünyada çocuklara armağan edilen tek bayram. Ülkemizdeki çocuklar bu günü ülkemize gelen dünya çocukları ile birlikte kutlarlar. Ankara da, İstanbul da, İzmir de şaşalı gösteriler yapılır. Dünya aleme Türkiye’de çocuklara ne kadar önem verildiği anlatılır.TRT int üzerinden bütün dünyaya güzel görüntüler seyrettirilir.Bu görüntüleri seyredince insanın içi ferahlar.Başbakan koltuğuna oturtulan makyajlı çocukların konuşmaları hayret içeren tebessümle karşılanır.

Ama 23 Nisan ulusal egemenlik ve çocuk bayramı ne yazık ki ülkemin diğer bölgelerinde aynı mutlu sahnelerle kutlanmamaktadır. Hele bir il var ki yönetimi düşman başına dedirtecek uygulamalarla ne bayram dinliyor ne seyran. Ne çocuk dinliyor ne yaşlı, ne orantı biliyor ne orantısızlık.

Bu yer ülkemin televizyon ekranlarından uzak olan köşesi; HAKKÂRİ

Hakkâri’de devletin polisi devletin vatandaşına her türlü işkenceyi yapmayı reva görmekte, orta yerde çocukları komaya sokana kadar dövmekte ve bundan anlaşıldığı kadarıyla hiçbir rahatsızlık duymamaktadır.

Burada önemli olan şey işkenceye sıfır tolerans diyenlerin bu sözlerinin arkasında ne kadar durduklarıdır. Ya da söyledikleri sözlerin Türkiye’nin tamamında geçerli olup olmadığının irdelenmesidir. Geçen Newroz da yine aynı coğrafyada çocukların kolları kolluk kuvveti mensupları tarafından kırılmıştı. Bütün ülke bu vahşeti televizyon ekranlarından izleyerek ne kadar demokratik ve insan haklarına saygılı (!) bir uygulama yürütüldüğünü görmüştü. O zaman gereken yapılmış olsaydı yirmi üç Nisandaki manzarayı seyrediyor olmayabilirdik.

Devletin Başbakanı “Çocuk ta olsa kadın da olsa….” Derse arkasında izlenecek manzara böyle olur işte. Filistinli çocuklar için gözyaşı döken Emine Hanım 23 Nisanda Hakkâri’de izlediğimiz görüntüler karşısında nasıl bir duyguya sahip olmuştur acaba? Sayın Başbakan ve Sayın Bakanlar gördükleri manzaranın arkasında durabilmektedirler mi?

Özel Harekât polisi, kameraların önünde bir çocuğa bu işkenceyi yapıyorsa kimsenin olmadığı, kulu Allah’ından başkasının duymadığı yerlerde acaba insanlara nasıl davranıyor?

Hakkari valisi Sayın Türker, bu durum karşısında yapılan kepenk kapatma eylemini yapılan işkenceye gerekçe olarak anlatacağına kendi ilinde bir yıldan beridir sergilenen bu yaklaşım tarzını izah etmelidir. Öyle anlaşılıyor ki Hakkâri’de devleti temsil edenler devletin hükümetinden, kurallarından, kanunlarından pek çekinmemektedirler. Uluslararası düzlemde yaptıkları hareketin ne anlama geldiğini ya bilmemektedirler ya da umursamamaktadırlar.

Hakkari de görev yapan valinin de emniyet Müdürünün de derhal görevlerinden ayrılmaları bu işin selameti açısından gerekli ve zorunludur. İşkenceye sıfır tolerans diyen hükümetin bunu yapması gerekmektedir. Bu işkenceyi yapan polis memurunun açığa alınması, Hakkâri’ ye iki müfettişin gönderilmiş olması olayı kapatmaya yetmeyecektir. Kabul edilmelidir ki Hakkâri’deki çocuk dövme vakaları bir çuval inciri berbat etmiştir.

23 Nisan günü yazdığımız yazıda da belirttiğimiz gibi; Çocukların erişkinlerden farklı fiziksel, fizyolojik, davranış ve psikolojik özellikleri olduğu, sürekli büyüme ve gelişme gösterdiği bilincinin yerleşmesi, çocukların bakımının bir toplum sorunu olduğu ve bilimsel yaklaşımlarla herkesin bu sorumluluğu yüklenmesi gerektiği düşüncesi, Cenevre Çocuk Hakları Bildirisi ile şekillenmiştir. Günümüzde çocuk hakları ile ilgili olan uluslararası belge 20 Kasım 1989 tarihinde Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen ve 193 ülke tarafından onaylanmış olan Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmedir.

 Çocuk hakları insan haklarıdır!

Çocuklar, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ve diğer anlaşmalarla korunmuş tüm hakların yanı sıra Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi başta olmak üzere birçok ek hakka sahiptir. Bu haklara göre hükümetler çocukların ekonomik, sosyal ve kültürel haklarının yanı sıra onların medeni ve siyasi haklarını da korumakla yükümlüdür.

Ulusal hukukumuza göre de çocuklara kötü muamelede bulunmak suçtur. Bu durumda merak ediyoruz;

Hakkâri ili ülkemizin içinde bulunan bir yerleşim yeri midir?

Hakkâri’de bu ülkenin kanunları geçerli midir?

Uluslar arası kanun ve kurallar bu ilimizde de geçerliliğini korumakta mıdır?

Hakkâri’de çocukların kolunu kırmak, çocukları komaya sokana kadar silah dipçikleri ile dövmek işini gerçekleştiren kolluk güçleri kimden destek almaktadırlar?

Ve hükümet bu duruma dur diyecek midir?

Gördüklerimiz karşısında bizim yüreğimiz yandı, vicdanımız sızladı. Hakkâri de vicdan yok mu? Hadi kuldan çekinmiyorsunuz, Allah korkusu da mı kalmadı?