Son dönemde basına takip edenler sık sık ilimizde yabancı uyruklu insanların yurda kaçak girdikleri gerekçesiyle yakalandıklarını gözlemlemişlerdir. Son iki aylık dönemde yaklaşık 500 civarında insan bu kapsamda yapılan operasyonlar sonucunda gözaltına alınmıştır. Olayın iki vahim yönü bulunmakta;
1- Çoğu Afganistan, Pakistan, Irak ve benzeri önasya ülkelerinden gelen bu insanlar bu serüvene neden atıldıkları?
2- Bunca sıkı güvenlik önlemlerine rağmen toplu olarak bu insanların nasıl ilimize kadar getirilebildikleri?
İnsanlar durup durdukları yerde vatanlarından, eşlerinden, dostlarından, tanıdıklarından ve çocuklarından ayrılıp hiç tanımadıkları ama umut besledikleri yerlere doğru yola çıkmazlar. Hele hele ellerinde avuçlarında ne varsa insan tacirlerine kaptırıp böylesi bir çileye ya da tam adıyla ölüm kalım savaşına yönelmezler. Öyle anlaşılıyor ki bu girişimde bulunan insanların artık kendi yaşam bölgelerine dair bir umutları, bir beklentileri kalmamış. Ölümleri pahasına batıya doğru yol almaya karar vermişlerdir. Bu durumdan dersler çıkarmamız gerekmektedir. Bir ülkede eğer huzur ve güven kalmıyorsa, bir ülkede eğer yıllarca ne adına olursa olsun savaşlar, açlıklar, huzursuzluklar hüküm sürüyorsa o ülkelerin insanları artık hayatlarına hiçe sayarak bir ümit uğruna böylesi işlere girişebilmektedirler. Açlık ve huzursuzluk insanları göz göre göre yanlışların içine sürükleyebilmekte bilinmezi çare olarak lanse edebilmektedirler.
Yakalananların tamamı erkeklerden oluşmaktadır. Bir ülkeden bu kadar erkek kaçak yollarla bu çileli yolculuğu göze alabiliyorsa yada insan tacirleri bu kadar erkeği götürüp getirebiliyorlarsa acaba kadın ticareti gibi bir konuda nasıl davranıyorlar? İnsanlığın yüz karası olan bu alanda ne tür ciritler atılıyordur. Yakalananlar belki insan tacirlerinin başarısızlık hanelerine yansıyan bir gösterge ya yakalanmadan Batıya yürüyüşlerini devam ettirenlerin durumu nedir, nicedir?
Kim ne derse desin bu insanlar modern çağların köle tacirleri tarafından alınıp satılıyor. Konteynırların içine onlarcası istiflenerek götürülüp getiriliyor. İnsanlık dramı gözler önüne seriliyor. Kim bilir Afganistan’dan ilimize gelene kadar insanlık ne acılara tanık oluyor! Bir umutla kaçıp gelenler bile yürek sızlatırken, kalanların durumunu insan düşünmek bile istemiyor. Bir gün biz de böylesi durumlarla karşılaşabiliriz endişesi insanın yüreğine korku tohumları ekiyor.
İkinci husus insan tacirlerinin insanları transfer etmedeki maharetleri ile ilgilidir! Sınır bölgelerinde adeta etten duvar örüldüğü hemen hemen her gün yapılan açıklamalardan anlaşılıyor. Yüzbinlerce asker sınırda operasyon üzerine operasyon düzenleniyor. Hava sahası didik didik. Havadan casus uçakları hiç boş durmuyor. Karadan da havadan da güvenlik berkemal iken nasıl oluyor da bu kadar sayıda insan sınırdan geçirilip Batmana kadar getiriliyor? Batmandaki güvenlik görevlilerinin görev sahasına gelinceye kadar yüzlerce kilometrelik yol kat edilirken nasıl bu kadar insan gizlenebiliyor? Bu durumun ciddi bir güvenlik zaafı kaygısı yarattığını belirtmek gerekmektedir. Öyle anlaşılıyor ki böylesi durumlarla mücadele için bölgede çok sayıda askerin bulunması yetmiyor.
Sonuç olarak son zamanlarda Önasya ülkelerindeki savaş ve çatışmalar nedeniyle insanların zor durumlar içinde bulundukları anlaşılıyor. Bur yaşam umudu, bir gelecek umudu ile insanlar varlarını yoklarını insan tacirlerine vererek karanlık bir yola çıkmaktadırlar. Çoğu yakalanıp geri gönderilirken birçoğu da bu yol serüvenlerinde hayatını kaybediyor. Kazananlar ise insanlıktan nasibini alamayan insan tacirleri oluyor. Bu durumu değerlendirip aynı akıbeti yaşamamak için gerekli önlemlerin alınması her ülke yöneticisinin boynunun borcu olmalıdır. İkinci önemli husus ise ne kadar çok sayıda asker bulundurursanız bulundurun ne kadar casus uçaklarını kullanırsanız kullanın eğer yüzlerce insan sınırlarınızdan geçirilip ülkenin 300–400 km içine kadar getirilebiliniyor ise güvenlik konusunda sınıfta kalmışsınız demektir. Demek ki marifet söylemde değil ortaya çıkan sonuçtadır. İnsan kaçakçılığı ve ticareti bir insanlık suçu olup insan haklarını ihlal etmektedir. Herkesi insan haklarına bütün alanlarda uymaya çağırıyoruz. İnsanların kendi yurtlarında özgürce bir yaşam sürmeleri dileğiyle.
DÜZELTME: Van Mitingi ile ilgili değerlendirmede Hakkarideki kol kırma olayı Hakkari yerine Van olarak yazılmıştır. Yanlışlığı düzeltiyor okurlarımdan bu yanlışlık nedeniyle özür diliyorum.
Next