İlimiz Beşiri ilçesi İkiköprü beldesinde geçen hafta yapılan yol kontrollerinde yabancı uyruklu yüzün üzerinde insan yurda izinsiz girdikleri için gözetim altına alınmışlardı. Doğal olarak bu insanların bir yargı sürecinden geçirilmesi gerekiyor. İkiköprü jandarması ve yetkilileri de bunu yapıyorlar. Ancak kulağımıza gelen bilgilere göre süreç oldukça yavaş işliyor. Bunun mutlaka izah edilebilir yanları olmalıdır..

    Normal olarak yabancılar ya da ülkeye izinsiz giriş yapan yabancılar geldikleri ülkeye geri gönderilmektedirler. Ancak bizim konuklarımız ülkenin içlerine doğru bir hayli ilerlemiş olduklarından yani sınırı geçtikleri yerde yakalanamadıklarından dolayı sanırız geldikleri ülkeler de bunu kabul etmemekte ve sinir savaşları başlamaktadır. Uluslar arası hukukta tabi ki bu gibi durumların çözümü mevcut yetkililer de bunu gerçekleştireceklerdir ama sorun da burada başlıyor.

    Ne zaman?

    Biz olayın hukuki boyutundan ziyade yaşanan insanlık dramından bahsetmek istiyoruz. Şu şekilde veyahut bu şekilde bu insanlar şu anda İkiköprü jandarmasının gözetimi altında bulunmaktadırlar. Yapılması gereken bu insanların sınır dışı edilene kadar insanca yaşamlarını sürdürmelerinin sağlanmasıdır. İnsanlar ülkelerindeki çözümsüzlük nedeniyle bir umut kapısı ararken umut tüccarların eline düşmüş ve konteynırlar içinde insan onuruna yakışmayan bir tarzda taşınarak ilimize kadar getirilmişlerdir. Adam öldürmemiş, hırsızlık yapmamış çete kurmamışlardır. Hata ne onlar bizi ne de bizler onları tanıyoruz. İnsanlara ait dünyada bu şekilde yada şu şekilde bir umut uğruna egemenlerin çizdiği sınır çizgilerini saklana saklana ihlal etmişlerdir. Bu bir cezayı gerektiriyorsa buyuralım cezayı keselim. Ama buna rağmen insan olduğumuzu, onlarında birer insan olduklarını gözden kaçırmayalım.

   Onları da geri gönderene kadar Bulgaristan’dan gelen Türk yada Iraktan gelen Kürt soydaşlarımız gibi insanlık soydaşı kabul edip açlıktan,kirlilikten,hastalıktan telef olmalarını engelleyelim.Onları misafir gibi görüp uğurlayalım.Kabul ediyorum onlar İngiliz kraliçesi gibi muhteşem protokol kuralları ile ülkemize teşrif etmemişlerdir.Umut adına göze aldıklarına bakılırsa İngiltere kraliçesinden kat kat cesaretli olduklarını söylemek mümkün.Onların derdi de protokol değil zaten bir sıcak ekmek,bir sıcak kucak,bir sıcak gülüş.

    Onların ne dilleri, ne dinleri, ne soyları belirgin olmamalıdır bu durumda. Onların en belirgin özellikleri insan olmalarıdır. İnsan oldukları için insanlık soyundan geldikleri için ikiköprüde yaşanan insanlık dramına seyirci kalmamalıyız. Vatandaşın en hızlı iletişim gazetesi olan fısıltı gazetesi her gün yeni baskılar ve abartılı manşetlerle bu dramı konuşuyor. Söylenenler hiç iç açıcı değil. Yetkililerin bunları duymak istediklerini sanmıyorum. Ama şu kadarını söylemekte fayda görüyorum. Gerek askeri yetkililer gerekse mülki erkân ikiköprüyü ziyaret ederek bu insanların sorunları ile ilgilenme zahmetine girişmelidirler. Aynı durum STK’lar için de geçerli ve İnsan Hakları Derneği acilen bu işe el atmalıdır.

      Evrensel olarak insanların Hakları için Mücadele eden İnsan Hakları Derneği durum hakkında bir inceleme ve tespit raporu hazırlayarak kamuoyuyla paylaşmalıdır. Mademki ilkeleri arasında ırk,cins,din,kültür farkı gözetmeksizin insanların özgür ve insan onuruna yakışır bir şekilde yaşam sürdürmeleri var.O halde bu olay tam onların ilkelerini ortaya koymaları için gerekli olan bir koşulları taşıyan bir olaydır.İHD’ye de haydi görev başına diyoruz.

     Sonuç olarak yanı başımızdaki ikiköprü ilçesinde Belediye ve Halkın Domates, salatalık, ekmekle beslenmelerine yardım etmeye çalıştığı yüzlerce insan sefil bir şekilde umut tacirlerinin yaşattıkları bir dram yaşıyorlar. Birer insan olarak onlara yurtdışına çıkarılana kadar misafirperverliğimizi göstermek zorundayız. İnsanlık için yapmamız gereken budur herkesi insanlık görevine çağırıyoruz.