7 Haziran seçimlerinin üzerinden 70 günden fazla zaman geçti ama hala yeni hükümet kurulamadı. Bundan sonra kurulacak olan hükümetin de beklentilere cevap veremeyecek bir hükümet olacağı açık.
Hükümetten beklentimiz neydi?
Beklenti açık; ülkenin huzur ve refahı, vatandaşın güvenliği, sorunların çözümü, içte ve dışta güven veren bir ülke beklentisi.
Bunu başarabilecek bir hükümetin bundan sonra kurulacağına inanıyor muyuz?
İşte burası tartışılacak bir durum.
Çünkü yukarıda saydığımız beklentilerin gerçekleşmesi konusunda halkımızın umudu kalmadı. Bunu sadece bir bölgeye yönelik söylemiyoruz batıda da doğuda da, Güneyde de Kuzeyde de durum aynı.
Sayın cumhurbaşkanı dağ başlarında cami açılışları yapa durdursun, isteseler de istemeseler de ülkede sistem değişmiştir desin lakin değişen şeyin ne olduğunu bütün halk görüyor.
Siyaset mekanizması sorunların savaşsız ve çatışmasız şekilde çözülmesi için var olan bir sistem ve mekanizmadır. Bu dünyanın demokratik ülkelerinde de böyle bizde de böyle olması gerekiyor. Ancak görüyoruz ki bizde siyaset mekanizması anlaşılmış ancak yanlış anlaşılmış. Hani şu meşhur söz var ya “beni bir tek sen anladın sen de yanlış anladın” diye. Aynen böyle bir durumla karşı karşıya bulunmaktayız.
Bizimkiler siyaset ve sandıkta verilen desteği her şeyi yapabilme gücü ve desteği olarak algılamayı tercih ediyorlar.
Ülkede sorunlar çözülsün,
İstikrar sürsün,
Yatırımlar yapılsın e
Ekonomi güçlensin,
Kimse ile savaşmayalım diye verilen oylar ne yazık ki bizim siyasetçilerimiz tarafından
“ağzıma geleni söyleyeyim,
Koltuğu kaptırmayayım,
Kendi istediğim gibi yönetim şekli sergileyeyim,
Yasaları dinlemeyeyim” diye algılanıyor.
İşin ucu kendilerine değdiğinde vatan elden gidiyor naraları ile kendi isteklerini vatan sevgisi veya bağlılığı adı altında gizleyerek alanlara çıkmayı tercih ediyorlar. İşte tam da bu noktada dur demek gerekiyor. Gerçi halkımız tam da bu noktada dur diyor ama durup dinleyen kim?
Türkiye’nin sorunlarını çözecek olan hükümet geniş tabanlı bir hükümettir. Türkiye’nin sorunlarını çözecek olan meclis geniş tabanlı bir meclistir. Peki, bunu gerçekleştirecek bir ortam mevcut mu? Evet, mevcut ancak görüyoruz ki tek başına iktidar olma peşinde olanlar nedeniyle bu gerçekleşmiyor. “Dediğim dedik kestiğim kestik” mantığı ile hükümet kurmaya çalışırsanız ne hükümet kurabilirsiniz ne de istikrarı sağlayabilirsiniz. Bunu gerçekleştirmek için güç kullanmaya başladığınız andan itibaren de kusura bakmayın ama ortalığı berbat etmekten başka bir iş yapmış olmazsınız.
Türkiye’nin yeni dönemde yönetilmesi için 7 Haziranda sandığı gittik ve oylarımızı kullandık. Milletimiz bundan sonra bir dönem koalisyon dedi. Yani iyisiniz, güzelsiniz ancak artık birlikte çalışmayı da öğreniniz dedi.
Biz ne yaptık.
Mızıkçılık.
Efendim tabanımız şöyle demiş böyle demiş. Sanki tabanı çok dinliyormuşlar gibi. Taban diye söyledikleri aslında tavanının ta kendisi oluyor. Tavan emir komutasında olmayan bir hükümet istemiyor. Bu nedenle ortalığı bozarak yeniden seçime gitmeye çalışıyor. Çünkü durumun farkında.
Bunun için de hükümetin kurulmasının gecikmesi gerekiyor ve bu oluyor. Gerçi bu saatten sonra kurulacak hükümetin nasıl çalışabileceği de meçhul artık. Çünkü ülke ne yazık ki içerde ve dışarıda savaş ortamında gibi. Barut kokusu gittikçe yaklaşıyor.
Önümüze mecburen bir seçim geliyor ama nasıl seçim olacak orası biraz karışık olacak. Bir hükümet kurulacak olsa da bu milli savaş hükümetinden başka bir hükümet olmayacak ve yine seçim endeksli olacak. Madem öyle ne kadar erken seçim o kadar daha iyi olacak. Bakılım yurttaş gördüğü bu manzara karşısında nasıl bir tercih kullanacak, hep beraber göreceğiz.
Hükümet kurmanın bir anlamının kalmaması veya hükümeti anlamsız hale getirmek kimsenin işine gelmeyecektir. Eğer seçim ve ardından kurulacak olan hükümet bir istikrar getirmeyecek ise eğer yeni kurulacak olan hükümet bir baskı hükümeti olacak ise eğer yeni kurulacak hükümet sorunların çözümünü silahta arayacak ise eğer yeni hükümet parlamentoyu işlevsiz bırakıp sorunları namluların inisiyatifine bırakacak ise bu hükümetin bir anlamı kalır mı?
Bunun için öncelikle yapılması gereken tepe yönetimi başta olmak üzere bütün siyasilerimizin aklıselim düşünmeleri ve ona göre hareket etmeleridir. Çünkü ülkenin ve insanlarımızın geleceği liderlerin gururlarından daha önemlidir.
Next