Hasankeyf hatırası ve gazetecilere müdahale!
Hasankeyf kalesi bildiğiniz gibi bir süreden beri kapalı…
Ilısu barajı tam hızıyla sürerken, yerli ve yabancı turistler de tarihi mekanı son kez görmek için Hasankeyf’te…
Bu gelişmeler yaşanırken Hasankeyf esnafının bir tablosu ise düşündürücüydü. Yerli ve ulusal basına da konu olan tablo aslında umutların da tükenişini yansıtıyor.
Kapatılan kapının önüne bırakılan ‘Hasankeyf hatırası’ tablosunun önünde fotoğraf çektiren çektirene…
Birçok medeniyete başkentlik eden Hasankeyf ne yazık ki tablolarda yer alacak artık. Aslında Hasankeyf baraj tehdidinden çok yağmacılar, defineciler ve ilgisizlikten çektiğini hiçbir şeyden çekmedi. El birliğiyle herkes Hasankeyf’i sulara gömmek için elinden geleni yaptı.
Oysa tarihi 100-200 yılı bulmayan tarihi eserler bile 10 bin yıllık Hasankeyf’ten daha çok korunuyor.
Barajla ve sahipsizlikle tanınan Hasankeyf’te ne yazık ki üzerine düşeni yapmadı. Bazı tarihseverler dışında kamuoyunun büyük bölümü duyarsızlıktan öteye gidemedi. Oysa bırakın Avrupa’yı, batı illerimizde bile tarihe ve çevreye gösterilen duyarlılık ders alınacak türden.
Bizde ise tarihe verilen değer ortada…
Valiliği,
Kaymakamlığı,
Yerel yönetimi,
İşletmecisi,
Hiçbiri sahip çıkmadı Hasankeyf’e. Tarihi bir an önce sulara gömmek için adeta el birliği yaplıdı.
Velhasılı gitti, gidecek Hasankeyf.
Yüzyıllardır büyük savaşlara, doğa felaketlere karşı direnen antik kent ‘hatıra fotoğrafları’nda kalacak...
Dicle’nin akıttığı gözyaşlarını göremesek de tarihin yok oluşunu görebiliyoruz.
***
BASININ SUÇU NE?
Bölgedeki sıcaklık, olaylar ve tedirginlik malumunuz. Yaşanan bu olayları kamuoyuna yansıtan da bildiğiniz gibi gazeteciler. Kamuoyunu doğru bilgilendirme adına görev yapan gazeteciler ne yazık ki hep mağdur edilen kesim oluyor.
Özgür gazeteciliğin sorgulandığı bugünlerde Batman’daki basın mensuplarının polis tarafından tazyikli suyla dağıtılması şu günlerde gündemde. Her ne kadar Emniyet Müdürünün sorumlular hakkında soruşturma başlatacağı haberleri olumluysa da yaşanan hadise düşündürücüdür.
Haberin olduğu her yerde gazeteciler vardır. Görevleri tehlikeli ama düşündükleri tek şey: haber...
 
Kimi yerde hakaret
Kimi yerde küfür
Kimi yerde dayak
Kimi yerde de ölümle karşılaşıyorlar...
 
Polisin müdahalesi fotoğraflarda takılıyordu.
Tazyikli suyla çil yavrusu gibi dağılan ve makinaları tuz-buz olan gazetecilerin görüntüsü tek kelimeyle Türkiye’nin bir ayıbıdır.
 
O gazetecilerin elinde pankart, silah, poster, taş ve sopa yoktu…
TOMA’daki görevliler ise her ne gördüyse ilk müdahaleyi basına yapıyordu.
Yazık, günah...
Yaşananlar, değişmek isteyen Türkiye’de ayıptan öte değil. Hükümetin sağduyulu temsilcileri özgür basın için yoğun çabalar sarfederken, Batman ve yörede gazetecilere uygulanan yöntemler Avrupa’da ne yazık ki Türkiye’yi zor durumda bırakıyor.
 
Basına müdahalenin olmadığı bir Türkiye dileğiyle.