İnsanların vazgeçilemez ve inkâr edilemez bazı temel hakları vardır. Yaşam hakkı, inanma hakkı, düşünce ve ifade etme hakkı, konut hakkı, evlenme hakkı, seyahat etme hakkı gibi.
Bazı haklar doğuştan gelir bazı haklar ise sonradan kazanılır ancak vazgeçilmez temel haklardır. Bazı haklar ve tanımlamalar konusunda sizin belirleyici olma gücünüz yoktur. Anne ve babanı seçme, ırkını seçme, doğulan coğrafyayı seçme gibi haklar bu türdendir. Anadil konusu da insanın kendisinin belirleme şansına sahip olmadığı durumlardan birisidir. Ananızın ya da sizi anne olarak besleyip büyütenden öğrendiğin dildir ve yaşama bu dil ile başlarsın. Bu dilde söylenenler sana güvenli gelir. Bu dildir seni tehlikelerden korumaya yarayan ya da yaşama bağlamaya çalışan öğeleri sana tanıtan. Ana dil kişinin öğrendiği ilk dildir ve bu nedenle her ilk gibi o da kutsallık derecesinde önemlidir. Ana dili öğrenme veya öğretme başkasının vermesi gerektiren bir hak değil insanın en doğal hakkıdır.
Yaşam gibi…
Bu nedenle ana dillerin yasaklanması insanın temel haklarından birinden yoksun bırakılması anlamı taşır. Ülkemizde birçok dil korunmaya alınmayarak kaybolmalarına neden olunmuştur ve bu durum devam etmektedir. Oysa bütün ana diller dünyanın ortak mirası olup korunmaları gerekmektedir.
Kürtçe de bu dillerden birisidir. Ülkemizde kimilerine göre 20 kimilerine göre 15 milyon Kürt yurttaş yaşamaktadır. Oysa daha birkaç yıl öncesine kadar dilleri olan Kürtçe tanınmamaktaydı varlığı kabul edilmemekteydi. Şimdilerde bazı alanlarda yasaklı olmasına rağmen varlığı artık inkâr edilmiyor. Bundan birkaç on yıl öncesinde ise Kürtçe konuşanlara para cezası bile verilmekteydi. Bırakın bir dilin korunmasını sağlamayı konuşulmasını yasaklayarak yok edilmesine çalışılan politikalar güdülmekteydi. O politikalar doğru olmadığından iflas etti.
Bütün doğru olmayan politikaların bir gün iflas edecek olması gibi.
Dünyanın değişik ülkelerinde olduğu gibi Birçok Avrupa ülkesinde de birden çok dil resmi dil olarak kabul edilmiştir. Resmi olmayan birçok dil de eğitim ve öğretimde kullanılmaktadır. Yani medeni ülkeler bu sorunlarını çoktan aşmış durumdadırlar ama bizim ülkemizde durum bütün tersliği ile hala tartışma konusu olabilmekte ve yanlışta ısrar edilip durulmaktadır.
İlginç olan konu ise demokrasi ve haklar konusunda açılımdan bahseden Sayın Başbakanın son dönemde takındığı tavırdır. Bir yandan ben Kürt kardeşimle oturur sorunlarımı çözerim diyor öte yandan yaptığı açıklamalarla Kürt vatandaşlarını yerden yere vuran söylemler geliştiriyor. Sadece Kürt vatandaşları ile değil aynı zamanda aynı partideki yol arkadaşlarına karşı da tepki ortaya koyuyor. Anadil konusunda son olarak Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlunun yaptığı bir açıklama olmuştu. 6 Ekim tarihli Radikal gazetesinde yayımlanan bir haberde kısaca bu konu ile ilgili olarak;
“AK Parti Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu, anadilde eğitimin bir hak olduğunu, bu hakkın mutlaka tanınması gerektiğini söyledi.” Denilmekteydi. Sayın Başbakanın bu konunu arkasında durması gerektiği düşünülürken yapılan açıklama herkesi şaşırttı. Sayın başbakan’ın konu ile ilgili gazetelere düşen açıklaması şöyle oldu; “AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan partisinin grup toplantısındaki konuşmasında anadilde eğitimin bir hak olmadığını söyledi.
"Anadilde eğitim diye bir şey yoktur. Bu bir hak değildir, Resmi dil Türkçedir. Seçmeli olabilir."
 
Anadilde eğitim veya öğretim olması resmi dilin Türkçe olmasını engelleyen bir durum değildir ki buna bağlı olarak anadil bir hak olmasın!
Kaldı ki neyin hak olup olmadığına iktidarlar değil evrensel insanlık alemi ve iradesi karar verir.
 
Bir hakkın hakkını vermemek ayrı bir şey bir hakkı yok saymak ayrı bir şeydir. Bize göre Sayın Başbakanın bu değerlendirmesi hem yersiz hem de haksız bir değerlendirme olmuştur. Bunun böyle olduğunu da ileriki süreçlerde yine başbakanın yapacağı açıklamalarda görmek mümkün olabilecektir. Sadece beklemek bile görmeye yetecektir.
 
Bütün bunlara rağmen çok iyi bilmekteyiz ki Anadil ana sütü kadar;
Pak,
Ak
Ve haktır.