16 mart 1988 tarihinde Kuzey Irak olarak bilinen Irak Kürdistan´ın´da  tarih olacak kadar acımasız ve büyük bir katliam meydana geldi. Irak´ın Hitleri diyebileceğimiz zalim, acımasız, insanlık duygularını yitirmiş Saddam Hüseyin İran´la sürdürdüğü savaşı kendi lehine çevirmek için 8 Mig-23 uçaklarıyla Halepçe´ye zehirli gazın atılması için Kimyasal Ali olarak bilinen Korgeneral Ali Hasan El-Mecit Et-Tikriti´ye emir verdi. Kimyasal Ali de hemen emri yerine getirdi ve 8 Mig-23 uçakla Halepçe´ye saldırıp şehri zehirli gazlarla toz duman içinde bıraktı. Çoçuk, kadın, yaşlı ve sakat demeden resmi rakamlara göre beş bin, bazı batılı gözlemcilere göre de daha fazla insan yere serilerek can verdi. Mahşeri bir manzara meydana geldi. Kimisi sokaklarda, kimisi evlerinin içinde, kimisi iş yerinde, kimisi ibadet ederken ve kimisi zalimlere karşı mücadele verirken birbirlerin üzerine yıkılarak can verdiler. Yedi bin kişi de sakat kaldı. Kürtler buna “Komkuja Halebçê” derler.

       Süleymaniye Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi Prof. Fuat Baban, 7 Aralık 2002 tarihli ´The Sydney Morning Herald´ gazetesinde yayımlanan ´Experiment in Evil´ başlıklı makalesinde, Halepçe´de özürlü doğum oranının Hiroşima ve Nagasaki´nin 4-5 katı olduğunu iddia etti.

        İşin en şaşırtıcı yönü, bu vahşet karşısında dünyanın suskun kalmasıdır. Amerika ve Avrupa´dan kınama yapılmadığı gibi, İslam aleminden de herhangi bir ses çıkmadı. Herkes suskunluğa büründü. Çünkü söz konusu kimyasal silah Avrupa´dan sağlanmıştı. Saddam Hüseyin de piyon olarak kullanılıyordu. Sekiz sene İran´la savaştırıldı. Herhangi bir netice alınmayınca da Küveyt´e saldırttılar. Ondan sonra da ABD bir kurtarıcı misyonunda Küveyt´e girerek Saddam´i geri püskürttü. Bu oyunlar hep yapılmaktadır. Hele hele katliama uğrayan Kürtler olunca, dünya seyirci kalmayı alışkanlık haline getirmiştir. Avrupa´nın seyirci kalmasının altındaki neden, Selahaddin Eyyubi´den kaynaklanabilir. Çünkü dünya tarihinde haçlılara en büyük darbeyi Selahaddin Eyyübi vurmuştur. Kudüsü onlardan almıştır. Bunu unutmamış olabilirler.

         Birinci dünya savaşından sonra Başta Barzan kabilesi olmak üzere Irak´taki Kürtler, diğer kavimlere verilen bağımsızlığın kendilerine de verilmesi için hep savaşmışlar. Dağlardaki mağaralarda yaşamayı, köşklerdeki yaşamaya tercih etmişler. Küveyt, Katar, Bahreyn ve diğer körfez ülkelerine verilen hakların benzerinin kendilerine de verilmesini talep etmişlerdir. Bundan daha tabii bir hak olamaz. Bu dünya, üzerinde yaşayan bütün kavimlerin ortak malıdır. Kürtler dışında herkese ırksel hak verildiği halde Kürtler bu haktan mahrum bırakıldılar.

           Dünyadaki İslami sivil insiyatifleri de Halepçe katliamına karşı çifte standartı tercih ederek Kürtlere karşı zalimce davranan egemen güçlerin izledikleri suskunluğu tercih ettiler. Oysa Filistin´deki katliamlara karşı hemen meydanlar dolduruluyordu. Protesto yürüyüşleri düzenleniyordu. Oysa Yaser Arafat, Mahmut Abbas yönetimindeki El-fetih grubu İşlamcı değildir. Belki Layık çizgidedirler. Buna Rağmen Başta Türkiye´dekiler olmak üzere dünyadaki İslamcı kesimler, Bunlara karşı yapılan zulümleri protesto ediyorlardı. Oysa Halepçe halkı o şartlarda Şeyh Osman´a bağlı idiler. Şeyh Osman da İslam´i Kurallara göre Halepçe´yi yönetiyordu. Türk, Arap, Fars ve diğer kavimlerdeki İslamcıların Halepçe ve Halepçe Kürtlerin arkasında olmaları gerekirdi. Çünkü bunlar hem mazlum, Hem de İslam´ın hükümlerine inanıyorlardı. Ancak Zulme uğrayan Kürtler olunca İslamcı olup olmamaları önemli değildir. Hep yalnızlığa itilirler ve öksüz kalırlar. Ancak zalimlerin bir hesabı olduğu gibi Allah´ın da bir hesabı vardır. Kimin aklında geçiyordu ki Amerika Saddam´ı göz ardı edecek ve onu rezil rüsvay ederek asacak, yerine de terörist dedikleri Celal Talabani´yi oturtacaklar. Bunlar İnsanların gücüyle meydana gelen hadiseler değildir. Saddam Hüseyin, Kürtleri, Türkmenleri, Şiileri ve kendisine karşı olan daha nice Sünni Arapları yok edip hayatlarına sn verdi. Güvenilir birisinin bana söylediğine göre, isimleri yazılabilen 180 bin genç kürt Saddam polisleri tarafından evden alınıp karakola götürülmüşler ve bir daha geri gelememişler. Hepsi de öldürülüp yok edildiler. Bu yalnız bir örnektir. Daha nice örnekler vardır. İşte Cenabı Allah, bunların intikamını Amerika gibi bir zalim tarafından aldırdı. Çünkü Kur´an´da buyrulur ki: İşte böylece biz, işledikleri kötülüklerden ötürü kimi zalimleri diğerlerinin peşine takarız.”(En´am: 129)

       Peygamber (s.a.v) de Haksız yere adam öldürmenin ne kadar günah olduğunu beyan edip buyurur ki: “Dünyanın yıkılması, Allah nazarında Müslüman bir adamın öldürülmesinden daha hafif gelir.”(Müslim)

         Ancak son senelerde Kürtlerde büyük bir kıpırdanma ve uyanış olduğunu görmekteyiz. Halepçe komkujî nerede ise bütün Kürt sivil kuruluşları tarafından lanetlenip yürüyüş, konferans ve tiyatro oyunları ile protesto edilmektedir. Muztazaf Der. Batman Şubesi olayı Kürtçe olarak tiyatro şeklinde sahneledi. Çok katlı oto park konferans salonu tıklım- tıklım doldu. Saadet Partisi Gençlik kolları Batman Şubesi de olayı aynı yerde seminer şeklinde protesto etti. DPT Batman Şubesi de Yürüyerek Protestosunu yaptı. Toplum Der Mizgin Dergisinde ve dernek binasında, diğer ufak tefek kuruluşlar da kendi gazete ve dergilerinde olayı gündem de tutup protesto ettiler.

        Bunlar gelişmelerdir. İslamcısı, Solcusu, sağcısı, layik ve demokratçısı bütün kuruluşların bunu protesto etme seviyesine gelmeleri Kürt sorunun çözümü için küçümsenmeyecek bir gelişmedir. Çünkü Kürt sorunu Bütün Kürtlerin ortak sorunudur. Aslında bütün Müslümanların ve bütün insanların sorunudur. Sorun yalnız Halepçe katliamından ibaret değildir. 12 Martta kamışli´de da katliam yapıldı. Bydigi.Net sitesinde Kürt soykırımların bazıları şöyle özetlenmektedir: 1917 de Rusya ve Ermeniler tarafından 128 bin kürt katledilmiştir. Koçgiri, zilan ve Agri katliamları. Zilan deresinde 15 bin, Munzir çayında 50 bin, kişi katledildi. 1925 te Şeyh said ve 46 arkadaşı asıldı. Birinci dünya savaşında 1.5 milyon kürd ölmüştür. Dersim´de 70 bin kişi öldürülmüştür. Sarıkamış´da çoğunluğu Kürt olan 90 bin kişi ölüme terk edildi. (alıntı Bydigi. Net. Kürt soykırımları)  PKK- Devlet savaşında kırk bin kişinin hayatını kaybettiği resmi ağızlarca açıklanmaktadır. Dört bin köyün tarihten silindiği herkesçe bilinmektedir. O halde sorun çözülmedikçe komşu devletlerde de huzur olmaz. Türkler, Araplar ve Farslar da huzurlu olamazlar. Sorun bir dünya sorunu haline dönüşmüştür. Avrupa Artık bu sorunu görmemezlikten gelemez. Çünkü Kürtler Avrupa ve diğer dünya ülkelerine sıçramışlar. Oralarda teşkilatlanmışlar. Avrupa gözünü kapatmakla bu yükün altından çıkamaz. Halepçe katliamını yapanları telin ediyoruz. Allah´a emanet olun!

.