MOR KURYAKOS MANASTIRI

Batman geçtiğimiz günlerde il oluşunun 30.yılını kutladı. Kuşkusuz il oluşu Batman’ın gelişimi için büyük bir fırsat olmuştur.

MOR KURYAKOS MANASTIRI

Batman geçtiğimiz günlerde il oluşunun 30.yılını kutladı. Kuşkusuz il oluşu Batman’ın gelişimi için büyük bir fırsat olmuştur.

21 Mayıs 2020 Perşembe 16:03
6987 Okunma
MOR KURYAKOS MANASTIRI

Batman geçtiğimiz günlerde il oluşunun 30.yılını kutladı. Kuşkusuz il oluşu Batman’ın gelişimi için büyük bir fırsat olmuştur. Ancak Batman’ın binlerce yıldır pek çok uygarlığa ev sahipliği yaptığını da unutmamak gerekir. Batman’ın hemen hemen her köşesinde onun “kadim geçmişini” hatırlatan izler bulunmaktadır, bunlardan biri de hiç kuşkusuz Mor Kuryakos Manastırıdır.

2011 yılında büyük bir heyecanla Batman Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinde öğretim üyesi olarak göreve başladım ve Güneydoğu Anadolu bölgesindeki ilk sinema-televizyon bölümünün kurucularından biri oldum. O tarihte İstanbul-Beşiktaş’ta yaşıyordum ve ailecek Batman’a taşındık. En yakınlarımın bile Batman’a gitme kararıma itiraz etmesine rağmen hiçbir önyargı taşımadan adeta koşarak Batman’a geldim. Üç kuşak eğitimci bir ailenin çocuğu olarak gerek öğrencilerim gerekse de ekmeğini yediğim kent için neler yapabilirim düşüncesiyle çalışmaya başladım.

Seyahat yazarı olmam nedeniyle yerimde durmayı da pek sevmem, dere tepe Batman’ı dolaşmaya başladım. Göreve başladığım ilk haftanın sonunda Mereto Dağının zirvesine çıktım. Daha sonraki günlerde yolum Beşiri’nin Ayrancı köyüne düştü ve buradaki Mor Kuryakos Manastırını ziyaret ettim. Gördüğüm manzara içler acısıydı. Bin beş yüz yıllık tarihi manastır yüzlerce büyük ve küçükbaş hayvanın konulduğu bir ahıra dönmüş, çatısı çöktüğü için içi molozlarla dolmuş berbat bir durumdaydı. Gerçekten çok üzülmüştüm.

Derhal ne yapabilirim sorusuna cevap aramaya başladım. Mor Kuryakos Manastırı geçmişte Süryani Cemaatinin mülkü iken 04.07.1960 tarihinde Siirt İli Tüzel Kişiliği adına tapuya kaydedilmişti. Manastır, 1991 yılında Diyarbakır Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu tarafından kilise olarak tescil edilerek korumaya alınmıştı. Ancak Batman Müze Müdürlüğünde dosyalanan ve incelediğim yazışmalardan bu kararın gereğinin yerine getirilmediğini anlamıştım. Manastırın koruma altına alınması için kurumlar arası yazışmalar yapılmış, ancak herhangi bir adım atılmamıştı. Bu nedenle akademik alanımın dışında olmasına rağmen manastırın kurtarılması için adım attım ve bir Bilimsel Araştırma Projesi (BAP) hazırladım. Bu projemin amacı ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapıp gerekli izinleri de alarak manastırın temizliğini ve çevre düzenlenmesini yapmak ve böylece manastırı turizme açmaktı.

Proje kapsamında öncelikle manastırın bağlı olduğu Diyarbakır Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kuruluna başvurularak, 25 Nisan 2012 günü alınan 462 nolu kararla kazı-temizlik izni alınmış ve yapının 1.grup yapı olarak tescilinin değiştirilmesi de sağlanmıştır. (Manastır daha önce 2.grup tarihi yapı idi.) Alınan izinle Batman Müze Müdürlüğüyle birlikte 2012 yılında kazı-temizlik çalışmalarına başladık. O yıl 2342 metrekare büyüklüğündeki manastırdan tonlarca çöp ve toprak çıkarılarak üç katlı manastırı oluşturan galeriler ortaya çıkarıldı. Ben o yılın sonunda Batman’dan ayrıldım ancak manastırdaki çalışmalar daha sonraki yıllarda da Batman Müze Müdürlüğü tarafından sürdürüldü.

Bu arada çok özlemekle birlikte ne yazık ki yedi yıldır Batman’a gelemedim, ancak her akşam internetten Batman Çağdaş’ı okumayı sürdürüyorum. Batman’daki gelişmeleri böylece günlük olarak takip ediyorum. 29 Nisan 2020 tarihli Batman Çağdaş gazetesinde okuduğum habere göre restorasyon çalışmalarının ilk etabı tamamlanmış ve Sayın Valimiz Hulusi Şahin ikinci etap çalışmalarının hızlandırılması talimatını vermiş. Demek ki manastırdaki çalışmalar artık son aşamaya gelmiş.

2012 yılında hazırladığım BAP projesiyle Mor Kuryakos Manastırını ayağa kaldırarak eski görkemine kavuşturmayı ve ülkemize yeni bir kültür turizmi noktası kazandırmayı hedefliyordum. Şimdi projemin amacına büyük ölçüde ulaştığını görüyorum. Daha sonraki yıllarda bu çalışmaları sürdüren ve emeği geçen herkese teşekkür ederim. İnsanlığın ortak mirası olan tarihi yapıları koruyup, geleceğe taşımak ülkemizin imajı açısından da büyük önem taşımaktadır.

Batman ilindeki turizm hareketliliği büyük ölçüde Hasankeyf ile sınırlıdır. Hasankeyf’in Ilısu Barajı nedeniyle su altında kalması nedeniyle ilin turizm etkinliğinde düşüş olması beklenmelidir. Öte yandan Batman ilinin değerlendirilmesi gereken büyük bir turizm potansiyeli de bulunmaktadır. Bunların başında da Mor Kuryakos Manastırı gelmektedir. Çorbada tuzum olduğu için çok mutluyum zira yıllar önce yaptığım çalışmaların sonucunda manastırın çehresi değişmiş, en azından ahır olarak kullanılmaktan kurtulmuş ve turizme hazırlanmıştır. Böylece hem Batman yeni bir turizm merkezi kazanmış hem de Hasankeyf için Batman’a gelen turistlerin görecekleri yer sayısının artması sayesinde ilde kalış süresinin uzaması sağlanmıştır.

Batmanlılar ilerleyen yıllarda manastıra gelen yerli ve yabancı turistlerin arttığına tanık olacaktır. Çok yakın zamanda pandemi salgını geçtikten sonra Mardin merkezli turlara Mor Kuryakos manastırının da ekleneceğini düşünüyorum. Bu sayede Batmanlılar için yeni iş ve istihdam olanakları da doğacaktır. Şunu da belirtmekte fayda var. Mardin son yıllarda turistik merkez durumuna geldiyse, bu gelişmede Mardin’de bulunan ve işlevini sürdüren Süryani manastır ve kiliselerinin büyük rolü olmuştur. Özellikle yabancı turistler bu tür yapıları daha çok ziyaret etmekte ve görecekleri yerlerin başına eklemektedir. Her yıl milyonlarca yabancı turist başta Sümela Manastırı, Göreme ve Ihlara Vadisindeki kilise ve manastırlar olmak üzere inanç turizmi kapsamında Türkiye’deki kilise ve manastırları ziyaret etmektedir. Bu kapsamda Mor Kuryakos Manastırının da hatırı sayılır ölçüde turist çekeceğini düşünüyorum. Zira Mor Kuryakos Manastırı bir zamanlar metropolitlik merkeziydi yani Süryaniler için önemli bir dini merkez idi. Dolayısıyla Mor Kuryakos Manastırı Batman için büyük bir şanstır. Bu nedenle yakın zamanda yerli ve yabancı turist sayısında artış olacağı öngörülmeli ve hazırlıklar buna göre yapılmalıdır.  

Doç.Dr. Ersoy Soydan

Kastamonu Üniversitesi İletişim Fakültesi

Dekan Yardımcısı

ersoy.soydan@gmail.com

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ekrem Ataer 2020-05-22 07:52:25

Değerli Soydan'ın geçmişe, geleceğe, ortak değerlerimize, ışık tutan ve yol gösteren bu değerli satırlarının son derece önemli olduğu kaçınılmazdır. Her türlü emeğin tarih içinde yanıtını bulacağı düşüncemi tekrar ediyor, tespitler ve gayretler için kutluyorum.

Avatar
Süleyman Kartal 2020-05-21 21:12:43

yazınızı büyük bir zevkle okudum..ülkem adına umutlarımıı yeşertiniz..
Sizin gibi yurtsever akademisyenlerin halen varoluşu sayesinde geleceğe daha umutlu gireceğiz..
özellikle acı ve terörle anılan Güneydoğu coğrafyasında Ersoy Soydan'lara ihtiyaç var..
çok teşekkür ederim ..

Avatar
Nazar 2020-05-21 19:49:51

Tebrik ediyorum, kültürel mirasın korunmasına, günümüze taşınmasına ve ülke turizmine kazandırılmasına, yılmadan usanmadan çalışarak, önayak olduğun için seni kutluyorum.