Başbakan Recep Tayyip Erdoğan geçenlerde yurt dışı gezisinden dönerken yapmış olduğu basın toplantısında basına ve dolayısıyla kamuoyuna yapmış olduğu açıklamada “Eğer dökülen kan duracaksa müsteşarımı yarın İmarlıya gönderirim” açıklamasında bulunmuştu. Bu açıklama çoktandır kendisinden beklenen bir açıklamaydı. Gerçi insan yapılan bir konuşma içerisinde en çok arzuladığı cümleye öncelik verirmiş ama genel itibariyle bu cümlenin olumluya evirilme sürecine katkı sunma olasılığı yaratabileceğini inanmaktayız.
Başbakan daha evvel yine yapmış olduğu bir konuşmasından 4. Yargı paketi kapsamında Kürtçe ifade verme olanağının tanınacağına yönelik bir açıklamada bulunmuştu. Bu açıklamanın da “siyasi soykırım” olarak tanımlanmakta olan KCK duruşmalarındaki krizi çözüme katkı sunan bir açıklama olarak değerlendirildiğini belirtmek gerekir.
Bu iki açıklamada son bir aylık süreç içerisinde hükümetin en etkili ismi olan Başbakan tarafından dile getirilen açıklamalar. Dolayısıyla ciddiye alınması gereken açıklamalar. Bu açıklamaların politik içerikli ve belirlenmiş mesajlar içerdiğini anlamak için de kâhin olmaya gerek yok.
Ülkemizde Oslo sürecinin tıkanması ile başlayan ve İmralıda tecride dönüşen bir uygulama bir yıldan fazla bir süredir sürmektedir. Bu durum her ne kadar Silvan’da geçen 2011 Temmuz ayında meydana gelen çatışmalarla bağlantılandırılmak istense de sorun aslında Oslo’daki görüşmelerin sonuçlarının gerçekleştirilmemesinden kaynaklanmaktadır. Bu süreçten sonra önce Abdullah Öcalan’ın bütün avukatları tutuklandı ardından da İmralı tecrit süreci başladı. Sonra 23 Temmuzda Şemdinli saldırısı ile boyutlanan PKK saldırılar geldi. 23 Temmuzdan bu yana her ne kadar yetkililer rakamları değişik şekillerde sunsalar da şurası bir gerçektir ki Devlet güçleri ile PKK mensuplarının çatışmalardaki kayıpları binlerle ifade edilecek bir rakama ulaşmıştır. Bu da durumun vahametini ortaya koymaktadır. Vicdan sahibi hiçbir yurttaşın bu tablo karşısında yüreğinin yanmaması, vicdanının sızlamaması mümkün olamaz.
Bu tablo karşısında PKK tarafının ortaya koyduğu tavır Öcalan üzerinde yoğunlaşmaktadır. Tecridin kaldırılması ve diyalogun sağlanması talep edilmektedir. Bu isteklerinin dikkate alınmaması sebebiyle dışarıda ve içerde eylemlerini artırmaktadırlar. Çatışmaların yanı sıra son 40 günlük süreçte cezaevlerinde süresiz ve dönüşümsüz açlık grevleri başlatılmış durumda. Gelinen aşama bu açlık grevlerinin ölüm oruçlarına dönüşme aşamasıdır. Buradaki taleplere baktığımızda yine Öcalan tecridi ve Kürtçe üzerindeki yasaklamalar temel istekler olarak ön plana çıkmaktadır.
Hem çatışmaların hem de açlık grevlerinin temelinde yatan Öcalan üzerindeki tecrittir. İmralıda görüşmelerin başlaması durumunda ya da Avukatların İmralıya ziyaretlerinin engellenmemesi durumunda buradan gelecek bir çağrı açlık grevlerinin ölüm ve sakatlanmalar olmadan sona erdirilmesine büyük bir katkı sunacağı gibi PKK saldırılarının durmasına ya da azalmasına da neden olabilir. Bu da akan kanın durması anlamında büyük bir katkı demektir.
Aslında yapılan talepler ve Başbakanın yaptığı açıklamalar birbirinden çok uzak değil. Başbakanın söylediklerini gerçekleştirmesi durumunda hem cezaevlerindeki açlık grevlerinin gerekçesi olarak ortaya atılan şartlar ortadan kalkacak hem de büyük olasılıkla silahların susması beklentisi her kesimde ön plana çıkacaktır.
Başbakan Kanın durmasını sağlayacaksa Müsteşarımı yarın imralıya gönderirim demişti. Biz de sayın başbakana açıkça istekte bulunuyoruz. Çok geç olmadan müsteşarınızı hemen İmralıya gönderin Sayın Başbakan. Göreceksiniz ki bu çok yarar getirecektir. Bunu yapamıyorsanız tez elden Avukatların İmralıya gitmelerine izin verin. Bakarsınız bu bile sürece çok olumlu katkılar sunar. İnsanların ölmesi eminiz ki başta siz olmak üzere hiç kimseyi mutlu etmemektedir.
Suriyede ateşkes isterken ülkemizde yurttaşlarımızın ölmesine göz yummamamız gerekir. Kurban bayramında herkes kendi cephesinden bir jet yaparsa ortamın yumuşamasına da katkı sunmuş olur. Sadece Suriyede değil bizde de kurban bayramında kan akmasın istiyoruz. En azından bayram hatırına silahlar sussun. Bunun için de Başbakanın atacağı bir adım işi kolaylaştıracaktır.
Next