Geçen sene Batmanda yaşayan yoksul vatandaşların acil gıda ihtiyaçlarının karşılanması amacı ile otuzdan fazla kurum ve kuruluşun kurucular kurulu üyesi olduğu bir yapılanmaya gidildi.
Kentin çeper mahallelerinde yaşayan ve evine ekmek götüremeyecek durumda olan ailelerin tespit edilmesi, bu ailelere yardım yapılması hedeflenmekteydi.
Üç mahallede yapılan kontrol ve sayımlar neticesinde yaklaşık olarak 3000 hemşerimizin mutlak açlık olarak tanımlanan cinsten açlıkla karşı karşıya oldukları tespit edildi. Bu insanlara istihdam imkanı tanınsa bile çalışacak insanları ve imkanları bulunmamakta. Ya çalışabilen fertleri cezaevini girmiş, ya askere gitmiş ya özürlü ya da yaşlı ve çalışamayacak durumda olan insanlardan bahsediyoruz. Sadece üç mahallede üç bin insanın açlıkla yüz yüze olduğu bir durum bu.
Bu insanları renciden etmeden gıda ile buluşturma, ihtiyaçlarını karşılama modeli olarak gıda bankası düşünüldü. Toplanacak olan yardımlar değerlendirilecek yapılan başvurular değerlendirilecek ve verilen kartlarla vatandaş belirlenen mağazada incinmeden ihtiyaçlarını karşılayacaktı. Düşünce ve niyet oldukça iyi bir projeyi ortaya çıkarmıştı ancak aradan geçen bir buçuk yıllık sürede hesapta olmayan gelişmeler yaşandı.
Gıda Bankasına başvuruda bulunan 10 bin insan değerlendirilmiş bunlardan 1000 aileye acil yardım yapılması gerektiği belirlemesi yapılmış ancak sadece 300 aileye yardım yapılabilmişti. Yardımların her ay düzenli yapılan yardımlar olduğunu da belirtelim ancak bu oran ihtiyacın karşılanmasından çok uzak bir oranı göstermektedir. Proje bileşenleri ve yönetim ihtiyaç duyulan parasal kaynağı bulmakta zorlanmıştı. İşte bu sıkıntının anlatılması ve çözüm bulunması amacı ile geçen Cuma günü Belediye Konferans salonunda Gıda Bankası sorumlusu ile Belediye Başkan vekili Serhat Temelin de katıldıkları bir toplantı gerçekleştirildi. Seksene yakın sivil toplum kuruluşu davet edilmesine rağmen birçok sivil Toplum kuruluşunun toplantıya katılmadığı görüldü.
Bu toplantıda ortaya çıkan ihtiyaç ve yapılması gerekenler konusunda görüş alışverişinde bulunuldu ve gerekli olan yardımın toplanması için destek istendi. Bu amaçla insanlara sorunun anlatılması için birebir ilişkiye girilmesi ve acil ihtiyaç duyulan kaynakların bulunması hedeflendi.
“Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir” anlayışına rağmen bir sıkıntı yaşadığımız bir kez daha ortaya çıkmıştır. Bilindiği gibi Gıda Bankası projesi bir yardımlaşma mantığından ziyade bir dayanışma örneğidir. El açtırtmadan ihtiyaç sahipleri ile dayanışma ve insani olan görevin gerçekleştirilmesi projesi. Valilik bünyesinde Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma vakfı tarafından bu konu ile ilgili yardımların yapıldığını biliyoruz. Ancak sistem içerisinde sorunların yaşandığı yardımların ihtiyaca göre dağıtılmadığı yönünde endişelerin var olduğunu Cuma günü yapılan toplantıda gözlemledik.
Gıda Bankası çalışmasını önemsiyor ve bu anlayışın geliştirilmesini destekliyoruz ancak fakirlik siyasal ve sosyal bir sorundur ve bunun önüne geçilmesi sosyal devletin bir gereğidir. Açlık ise Sosyal devlet görevinin ötesinde bir durumdur. Daha evvel mahallelere açılan aş evleri önünde bir tas çorba için uzun kuyrukların oluştuğunu bilmekteyiz. Birçok kesim insanlar rencide ediliyor diye bu çalışmalara karşı tepkiler ortaya koydu ve bu çalışma bitirildi. Oysa aç olan insanlar bu şekilde en azından karınlarını doyuracak bir imkâna sahip oluyorlardı. Evine ekmek götüremeyen insanlar nasıl anlaşılırsa anlaşılsın bir lokma ekmek alabiliyorlardı ama o da gitti.
Mevcut durum ciddi çalışmaları gerektiriyor. Toplantıda da hatırlattığımız gibi bu konuda gerek Merkezi hükümet olanakları gerekse yerel yönetim imkânları seferber edilmeli mutlak açlık sınırında olanların acil gıda ihtiyaçları sağlanmalı diğerleri için de sosyal politikalar geliştirilmelidir. Bu kadar insanın aç yaşadığı bir toplumda huzurlu yaşamanın imkânı kalmaz. Tokların açların halinden anladıkları bir toplumsal yapıyı çok geç olmadan kurmak zorundayız. Yoksa bu vebalin hesabını hiçbir yerde veremeyiz.
Next