Karakol kelimesi lügatımızda iyi bir yere sahip olmayan kelimelerden biridir. Karakollar toplumun hafızasında hep olumsuzluklarla anıla gelmiştir. Karakollar, bazen işkencenin merkezi, bazen soğuk koridorları ve çoğu kez de hiç kimsenin yolunun düşmesini istemediği mekânların başında gelmektedir.

            Rahmetli Erzincan Valisi Recep Yazıcıoğlu Karakol´un toplumdaki soğuk yüzünü daha sıcak göstermek için Erzincan´daki Karakolları Pembekol´ a çevirmişti. O zamanki şartlar altında büyük bir değişimdi yapılan bu değişiklik.

            Batman´da da yıllardır Merkez Karakolu´nun önündeki yol kapalı tutuluyordu. Ta ki, yeni Valimiz Sayın Ahmet Turhan bu bariyerleri kaldırtana kadar.

            Ne mi oldu? İnsanlar o yolda yürürken daracık kaldırımları değil, geniş caddeyi kullanıyor artık.

            İşte size yeni bir açılım daha. Artık Karakola yolunuz düşerse bir misafir gibi ağırlanacaksınız. Karakolların giriş katlarında misafirlerin oturabilecekleri odalar yapılıyor. O odada sıranızı beklerken veya işlemlerinizi yaparken ikram edilecek çayı da afiyetle içebileceksiniz.

            Karakola gitmek için sanık, şüpheli, suçlu olmaya gerek yok. Nasıl ki, işiniz için Milli Eğitim Müdürlüğü´ne, Sağlık Müdürlüğü´ne gidiyorsanız, aynen öyle de Karakola gidip çok rahat ve modern bir ortamda işinizi görüp çıkabileceksiniz.

            Toplum nezdinde devlet kurumları ile vardır. Bu yerine göre okul, yerine göre vergi dairesi ya da Karakol olabilir. Devlet vatandaşa hizmet için vardır. Devlet memurları vatandaşa hizmet ettikleri için maaş alırlar. Hiç kimse elindeki devlet imkânını başkasına tahakküm için kullanamaz.

            Üzülerek belirtmek gerekir ki, bunun tersi hadiseler ülkemizde ve özellikle bölgemizde çok yaşandığından, görevini suiistimal eden memurun şahsında devlet de kaba, emredici ve zorba olarak kabul edilmiştir.

            Artık bu anlayış geride kaldı. Bugün git yarın gel mantığı büyük ölçüde aşıldı. Vatandaşın hangi işinin kaç günde yapılması gerektiğinin standartları da bir genelge ile halka duyuruldu. Vatandaşa düşen hakkını bilmek ve haksızlığa uğradığında hakkını aramaktır.

            Peki eski alışkanlıklar hemen terk edilebilir mi? Maalesef hemen terk edilemez. Çünkü değişim bir süreçtir ve bu da zamana bağlıdır. Aynı zamanda kurum yöneticilerinin bu değişimi nasıl algıladıklarıyla da yakından ilgilidir. Değişimi anlayamayan ve algılayamayan yöneticilerin olduğu kurumlarda bu değişimi yaşamak daha çok zaman alır.

            Değişimin önündeki engellerden biri de eş, dost, ahbap ilişkilerinin ön plana çıkmasıdır. Vatandaş bir kuruma giderken illa ki bir tanıdık bulma telaşına kapılır. Neden mi, çünkü şimdiye kadar dayısı olanların, siyasetçilerden veya devletlulardan referanslı olanların işleri hemen görüldü, kimsesiz garibanların işi ise savsaklandı da ondan.

            Artık bizler tebaa değil,  vatandaşız. Kutsal olan devlet değil, insandır ve insan hak ve hukukudur.

            Karakollarda demli çay içebilme keyfini yaşamak dileğiyle…