Türkiye’de emekleri ile geçinmek zorunda olan insanların çektikleri zorluklar bir türlü bitmiyor. Önce işsizler ordusunun bireyleri oluyor insanlar. Daha sonra bir iş bulma umudu ile umut yolculuğuna başlıyorlar. Olur  da bir iş bulurlarsa karınlarını doyuracak o an sevinçlere boğulurlar, sevindikleri iş onların canlarını riske sokan bir iş olsa bile.
Emekleri ile geçinen emekçilerin ölüm haberlerini tersanelerde artan kazalardan öğrendik. Sonra anladık ki açlıktan ölmekten ise insanlar yaşamlarını tehlikeye atmayı yeğliyorlar. Çünkü başka çare bulamıyorlar. Yüzme bilmeyenlerin gemi testlerinde kullanıldığına ülkemizde şahit olduk. Hiçbir Allahın kulu çıkıp “kardeş sen yüzme bilmiyorsun suda boğulursun” demedi. Ne zaman insanlar boğuldular işte o zaman çıktı birileri “ya yüzme de bilmiyordu” demeye başladı.
Evde çoluk çocuğu açlıkla pençeleşiyordur
Kirasını ödeyemiyordur
Hastasına ilaç bulamıyordur
Girdiği borç batağından çıkamıyordur
Evlilik hazırlıkları için para biriktiriyordur derken bu sıkıntılarla yaşamaktan ise en riskli işlere evet diyor emekçiler.
Daha öncekilerin yarası kapanmadan Soma’da yaşadık en büyük acılardan birini. 301 madenci girdikleri maddenden çıkamadı. Mezarlara yan yana dizildi. Yürekler parçalandı. Ağıtlar yakıldı. Yaşarken kıymet göremeyen emekçiler için öldükten sonra değer verildi.  Onların ölümlerinden bir ders çıkarılır bu ülke bir daha böyle büyük acılar yaşamaz diye umut ederken ne kadar yanıldığımızı görmemiz pek uzun sürmedi.
Bu kez Ermenek’te madene girmekten başka şansları kalmayan yurttaşlar ölüm inişine geçtiler.350 metre yerin altında kazılar yapıp kömür çıkarmaya çabaladılar. Sonuçta madene dolan su yüzünden yaşamlarını kaybeden 18 madencimiz oldu ve cesetlerine ulaşmak için bile günler günleri kovaladı.
Aileler maden içinde mahsur kalan canlarının cesetlerinin çıkarılışını beklerken can verdikleri madenden çıkan kömür evlerinde yoktu. Yani evlerinde yakacak kömürleri bile yoktu. Hepsi borçlu hepsi fakir hepsi perişan halde Allahtan umut kesilmez diye bekliyordu.
Ermenek’te tek sermayeleri emekleri olan insanlar Ekmek için yaşamlarından oldular. 18 can yaşamak ve yaşatmak için girdiği madenden bir daha çıkamadı.
Bilimsel olarak madenlerin riskli alanlar olduğu elbette somut bir gerçek. Ancak tecrübeler de göstermiştir ki madenlerde çıkabilecek göçük ve benzeri kazalarda insanların yaşamlarını kurtaracak çareler ve metotlar var. Dünyada kömür sadece bizim ülkemizde çıkarılmıyor. Çin’de de kömür çıkarılıyor ama orada bu kazalardaki ölüm oranlarını düşürmek için büyük bir gayret sarf ediliyor. Yaşam odası adı verdikleri alanlar oluşturuyorlar. Bir kaza olasılığı karşısında madende bulunanların sığınacakları ya da oradan çıkabilecekleri alternatif yollar yapıyorlar.
Açık söylemek gerekiyor ki bu kadar fazla can kaybı yaşamak insanın zoruna gidiyor. İnsanların başka alternatifi olmadığı için açlıkla maden ocağına girmek arasına sıkıştırılması ahlaki gelmiyor. Bu durum madende birileri öldü diye maden sahiplerini de öldürmek veya ölüm cezasına çarptırmak anlamına gelmiyor. Ancak o maden ocaklarında emekleri ile geçinen insanların ölmemesi için gerekli olan güvenlik önlemlerinin alınmasını zorunlu hale getiriyor.
Bu kadar acı yaşayıp bu kadar can vermekten ise o kömürleri çıkarmamak daha mantıklı geliyor. Ya teknoloji kullanılarak kömür çıkarılsın ya da gerekli güvenlik önlemleri alınsın ki Ermenek ve Somada olduğu gibi emekçiler bir lokma ekmek için canlarından olmasın.