Elif Güngen henüz iki yaşında bir kız çocuğu. Olup bitenden habersiz markette bulunurken hiç tanımadığı bir cismin başına isabet etmesiyle yere yığıldı.
Yer; Şırnak’ın Silopi ilçesi. 16 Nisan günü meydana gelen toplumsal olayda yürüyüş yapan insanlara yönelik yapılan müdahale sırasında polis gaz bombası kullandı. Bu gaz bombalarından biri de o sırada evlerinin yanında bulunan markette bulunan Elif Güngenin başına isabet etti. Aile kanlar içinde kalan çocuğunu hastaneye kaldırdı ama oradaki imkânlar yetersiz kaldı. Baba Mecit Güngen imkânlarını seferber ederek kızını Batmana getirdi. Özel bir hastanenin yoğun bakım servisine yatırdı. Bu satırların yazıldığı sıralarda doktorları minik Elifi yaşarma tutmak için mücadele veriyorlardı.
İki yaşındaki bir çocuğun yaşamının nasıl etkileneceğini şimdilik bilmiyoruz, bildiğimiz bir gerçek varsa o da bu çocuğun hiçbir suç ve günahının olmadığı bir olayda başına böyle bir olayın gelmesidir. Dileriz iyileşir ve bu olaydan dolayı vücudunda kalıcı bir iz kalmaz ancak doktorlar yaşam tehlikesinin devam ettiğini söylemektedirler.
Şimdi sorulması gereken soru şu; bu ailenin yaşadığı acının hesabını kime soracağız?
Eylemi yapan guruba mı?
Gaz bombasını atan polise mi?
Bu sorunu bitirmeyen politikacı ve yöneticilere mi?
Sayın başbakan İsrail hükümetine ve devletine Davos’ta sizin çocukları nasıl vurduğunuzu biliyoruz diyordu peki Silopi’de vurulan Elif için ne diyeceğiz!
Otuz yılı aşkın süredir süren bu çatışmalarda 500’e yakın çocuk yaşamını yitirmiş bulunmaktadır. Hiçbir suç ve günahları bulunmayan olan bitenden bihaber bu çocuklarımıza bu kaderi hoş görmek reva mıdır?
Herkesin artık elini vicdanına koyup gerçekleri konuşması lazım.
Herkesin artık bu sorunun daha fazla masumun canını almadan bitmesi için elini taşın altına sokması lazım.
Herkesin artık empati kurarak ölenlerin kendi evlatları olması durumunda nasıl davranacağının hesabını yapması lazım.
Elifler, Enesler ölürken vicdanı olan hiçbir yöneticinin rahat uyumaması gerekir. Bir sorunu çözmedikleri için her gün çocukların yaşamlarını yitirdikleri bir ülkede ben huzurluyum diyebilecek hangi ana ve baba olabilir?
Pazar günü bu ülkenin güvenlik güçlerinin sıktıkları gaz bombasının isabet etmesi nedeniyle çocuğunu hastaneye getirip yoğun bakım servisinin kapısında bekleyen acılı anne ve babanın gözlerindeki çaresizliği gördük. Açıkçasını söylemek gerekirse onlara ne diyeceğimizi bilemedik. İnsandık, insanların haklarını savunuyorduk ve mağdurların acısını paylaşmaktan başka bir yapacağımız yoktu.
Sorunun ölümle bitmeyeceği her ölümde insanların acılarının daha da büyüyeceğini her ölüm haberinden sonra insanların daha da agresifleceğini hesaplayamayacak duruma mı geldik?
Vicdan mı bitti?
İnsanlık mı bitti?
Biz mi bittik?
Elifleri, Enesleri ölüme gönderen bir toplumun, onları öldüren bir toplumun hangi haklılığını hoş göreceğiz?