İnsanın yaşamını etkileyen kurallar zincirinden kurtulup bağımsızlaşması delirmesiyle denk algılanmasa dâhilikle izah edilebilir bir seviyeye gelmiş. Toplumsal yapı bireyi öylesine zapt u rapt altına almış ki özgür hareket etmek neredeyse imkansız hale geliyor.

Bazı uygulamalar toplum tarafından kanıksandıktan sonra artık kimse o uygulamanın yanlışlığından bahsedemez oluyor. Aslında herkes uygulamanın yanlışlığının farkında ama ben kötü olmayayım anlayışı kör gözle bakışı sürdürüyor.

Bunun altında yatan gerçeklerde göz ardı edilmemeli bireylerin çıkarlarının toplum çıkarının üstünde olduğu anlayıştan toplum çıkarının birey çıkarının üzerine çıkartılması aşamasına geçiş kolay olmuyor.Birincisi egemenliği eline alan ve yapının faydasını gören birey genel düzeltmeye karşı çıkar.İkincisi toplum çıkarına alınacak yada alınan kararları lehine olduğu halede sessizlik ve pişkinlikle geçirmeye çalışan toplum genel yapısının değişime olan alerjisi(!) yolu tıkamaya çalışır.

İşte böylesi çelişkilerin yaşandığı toplumlarda uygulamalardaki hataları düzeltmek pek kolay olmuyor.

Vatandaş kamu yolunun tam ortasında kaçak bina dikmiş. Kanunen, örfen yanlış yapmış ama geleneksel yapı ve duygu sömürüsü nedeniyle bu bina yakılamaz.

Vatandaş arabasına kaldırımın üzerine çıkararak park hakkını kullanmış. Uyarıya dükkânımın önüdür cevaplamasıyla karşılık verir.

Vatandaş kentin en işlek caddesinde motosiklet tamir dükkânı açar hem kaldırımı hem yolu işgal eder. Uyarıya gidip hırsızlık mı yapıyım cevabıyla karşılık verir.

Vatandaş iki kilo domates satmak için, bir torba çimento satmak için kentin ana nefes borusu olan ulaşım yolunu tıkar düzenlemeye mülkümün değeri düşer diye karşı çıkar.

Vatandaş aynı meslek grubuna dahil olduğu halde mesleki siteye gidip iş yapmaya yanaşmaz. Hep itiraz eder.

Toplumsal çıkarlar ile bireylerin çıkarları çeliştiğinde hukukun içinde kalmak kaydıyla toplumsal çıkarların savunulması ve düzenlemelerin buna göre yapılması zorunluluk arz eder. Çünkü toplumu kendi ilerleme hızına bırakır kendi inisiyatifine terk eder ve önünü açacak düzenlemeler yapmazsanız sonuçta kaosla karşı karşıya kalırsınız. Yolcu otobüsünde tavuk,keçi taşıyan toplumlarla aynı seviyede kalmaya devam edersiniz.

Toplumun ilerlemesi için topluma yön verme görevi üstlenen bütün kesimlerin yol açıcı ve ilerici olmaları gerekmektedir. Bile bile bireysel çekinceler nedeniyle yanlışta ısrar etmek toplumsal temsiliyet sahibi olanlara yakışmaz.

Bir şeyi düzeltmeye çalışmak onu yeniden yapmaktan daha zordur. Çünkü yeni yaptığınızı bildiğiniz şekilde yapılandırırsınız ama var olanı kendi yapısı ile muhafaza edip düzeltmek daha da zordur. Bu yapı işlerinde de, toplumsal kurallarda da, geleneklerde de böyledir.

Bir şeyleri düzeltmeye kalkıştığınız an görünmez kalkanlarla karılaşırsınız. Çünkü toplum çıkarına yarayan her düzenleme aynı zamanda bazılarının toplumdan aldıklarının geri verilmesi anlamına gelir. Toplumun çıkarlarına sahip çıkması, Aydınların yön vermesi ve yöneticilerinin desteklerinin ve uygulamalarının bu yönlü yapılması toplumun genel çıkarınadır.

Toplumsal değişim ve dönüşümün tüm zorluklarına rağmen sürdürülmesi dileğiyle…