Çok çok eski zamanlarda insanlar mal ve can güvenliklerini sağlamak amacı ile etraflarını saran setler yapmaya başlamışlardı. Bu aniden gelişecek bir saldırı karşısında gafil avlanmamak için atılan bir adımdı. Kendini ve toprağını koruma içgüdüsünün bir sonucu.
Tarih kitapları ve romanlarda sağlam surları veya kaleleri ile ünlü yerleşim yerlerinden bahsedilirken bu koruma setlerinden, duvarlardan veya kalelerden de bahsedilir.
Amed surları, Çin Seddi gibi yapılar tarihsel kalıntılar olarak hala korunmaktadır. Ancak günümüz teknolojisinin ve ilişkilerinin geldiği seviye artık insanların duvarlarla engellenmesi, ilişkilerin sınırlandırılması yerine sınırların ortadan kaldırılarak serbest dolaşım hakkının verilmesi yönünde.
Avrupa Birliği ülkelerinde serbest dolaşım hakkı var ve insanlar ceplerindeki kimliklerle sorgusuz sualsiz her tarafa gidebilmektedirler.
İnsanların birbirinden ayıran Berlin Duvarı da hatırlanacağı gibi doksanlı yıllarda yerle bir edilerek ortadan kaldırıldı. Bir insanlık utancı olarak ortada duran bu duvarın yıkılması ile Almanya birleşti ve geleceğine yeni bir yön vermeye başladı.
Bu duvarların son örneğini İsrail’de gördük. İsrail yönetimi Filistinlilerin dolaşım özgürlüğünü kısıtlamak ve onları dar alanda ambargo altında tutarak sınırlandırmak için sınırı boyunca beton duvarlar ürüyor. Bunu yaparken de dünya insanlığının gözünün içine baka baka bir insanlık dışı uygulamalarını sürdürüyor. Kendine göre güvenlik sağlıyor.
Duvar politikasına yönelen son ülkelerden biri de Türkiye oldu. Suriye sınırında Ceylanpınar ilçesi bölgesinde devlet eliyle duvar örülmeye başlandı. Bölgenin Belediye Başkanı dikenli tellerle örülü mayınlı alana girerek eylem yaptı. İnsan ilişkilerinin duvarlarla kesilmesine karşı çıktı. Berlin’de yıkılan utanç duvarının yıkıldığı bir dönemde yeni duvarların örülmesinin mantıksızlığı dile getirildi. Ancak bakış açısı da mantalite de değişmiş değil. Oysa o bölge ülkemizin imzaladığı ve mecliste onayladığı Ottowa sözleşmesine göre yeni duvarların yapılması gereken alan değil mayınlardan arındırılması gereken bir bölgedir.
Şimdi bin bir emekle rojavada yıllardır egemenliğini sürdüren baas rejimine veya Esat rejimine karşı özgürlüğüne kazanmaya çalışan Suriye Kürtleri yeni bir duvar siyaseti ile karşı karşıya kalıyorlar. Türkiye Kuzeyden mayın ve duvarlar onları kuşatıp ateş çemberinde tutmaya çalışırken bir de Doğu tarafından Kürdistan yönetiminin hendek siyaseti ile karşı karşıya kalıyorlar.
Yıllarca Irak baas rejiminin zulmü altında inim inim inleyen. Saldırılara maruz kalan. Ölen, sürgün edilen, kimyasal bombalarla imha edilen, soykırıma tabi tutulan bir halkın temsilcilerinin kendi ırkdaşlarına karşı böylesi bir siyaset izlemelerini anlamak gerçekten güç bir durumdur.
Bölgeden gelen haberlerin çelişkili olması endişelerin giderek artmasına da neden olmaktadır. Çünkü oradaki halkın güvenliği ve geleceğinin her türlü iç politik çekişmenin önünde olması gerekiyor. Bu konuda en büyük adıma atması gerekenler ise siyasal otoriteyi temsil eden güçlerdir. Bir halkın kaderinin belirlendiği dönemlerde siyasal otoriteler eğer uzlaşma örneği sergilemezlerse bu tarihsel sorumluluğun vebalini acaba nasıl ödemeyi düşünecekler?
Ortadoğudaki değişim ve dönüşüm Kürtlerin kendi geleceklerini belirleme ve daha özgür bir ortamda yaşamalarına olanak sağlamaya yönelik büyük bir fırsat sunmuş durumdadır. Bu büyük fırsatın Kürt siyasal temsilcilerinin anlaşmazlıkları nedeniyle tehlikeye sokulması elbette kabul edilebilir bir durum değildir. Çünkü Kürtlerin özgür yaşama hakkı siyasal temsilcilerin kendi egolarını tatmin etmek mücadelelerinden daha önemli bir konumdadır. Kürtler siyasal temsilcilerden çatışma, sürtüşme, tartışma, duvar siyaseti sürme yerine uzlaşma ve yardımlaşma adımları atmalarını beklemektedirler.
Bu  talep;
KDP için de
YNK içen de 
GORAN hareketi için de
YNK için de
PKK için de geçerli bir talep ve beklentidir.
Kendi içinde uyumu sağlayamayan Kürtlerin taleplerini başkalarına kabul ettirmelerinin güçlüğünü en çok bu hareketlerin siyasal temsilcileri bilmektedirler. Dileriz örtülü veya açık sürdürülen bu duvar siyasetlerinden en kısa zamanda vazgeçilir ve uzlaşma yolları bulunur.