Bu günlerin dikkat çeken siyasal tartışmalarından biri de milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılmasıdır.

Kuvvetler ayrılığının temel öğelerinden olan yasamanın faaliyetlerini sürdürmesi için sahip olduğu avantajlardan biri olan milletvekilliği dokunulmazlığı aynı zamanda yasama dokunulmazlığı olarak tanımlanmaktadır.

Mesele cumhurbaşkanının konuya değinmesi ile gündeme geldi. Cumhurbaşkanı HDP Eş Genel Başkanlarının açıklamalarının Anayasa suçu olduğunu belirterek;” "Dokunulmazlıklarının kaldırılması suretiyle başlayacak süreç, terörle mücadele açısından ülkemizdeki havayı da olumlu yönde etkileyecektir" belirlemesi ile işareti vermiş oldu.

Konunun hükümet başkanı veya siyasi partilerin genel başkanlarından ziyade tarafsızlık konumunda bulunan cumhurbaşkanı tarafından gündeme getirilmesi aynı zamanda iktidara da yön verme çabası olarak algılanabilir. Nitekim bu açıklamalardan sonra iktidar partisine mensup siyasiler tarafından yapılan açıklamalar da mesajın nereye iletildiği hususunda tereddüde yer bırakmadı.

Peki, neden bu milletvekili dokunulmazlığı bu güne kadar kaldırılmadı?

Anayasa konuyu şu şekilde düzenlemiştir.

“4. Yasama dokunulmazlığı

MADDE 83. – Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, Meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, Mecliste ileri sürdükleri düşüncelerden, o oturumdaki Başkanlık Divanının teklifi üzerine Meclisçe başka bir karar alınmadıkça bunları Meclis dışında tekrarlamak ve açığa vurmaktan sorumlu tutulamazlar.

Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili, Meclisin kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz. Ağır cezayı gerektiren suçüstü hali ve seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olmak kaydıyla Anayasanın 14 üncü maddesindeki durumlar bu hükmün dışındadır. Ancak, bu halde yetkili makam, durumu hemen ve doğrudan doğruya Türkiye Büyük Millet Meclisine bildirmek zorundadır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi üyesi hakkında, seçiminden önce veya sonra verilmiş bir ceza hükmünün yerine getirilmesi, üyelik sıfatının sona ermesine bırakılır; üyelik süresince zamanaşımı işlemez.

Tekrar seçilen milletvekili hakkında soruşturma ve kovuşturma, Meclisin yeniden dokunulmazlığını kaldırmasına bağlıdır.

Türkiye Büyük Millet Meclisindeki siyasî parti gruplarınca, yasama dokunulmazlığı ile ilgili görüşme yapılamaz ve karar alınamaz.”

Bu güne kadar milletvekillerinin dokunulmazlığı konusunda birçok kez tartışmalar yaşanmış ve nedense özellikle hükümete mensup partilerin üyeleri olan vekillerin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına pek sıcak bakılmamıştır. İktidar partisi olan Adalet ve Kalkınma Partisinin de milletvekili dokunulmazlığı konusundaki hassasiyetleri bilinmekteydi. Lakin son süreçteki açıklamalar ve yaklaşımlar bu politikadan uzaklaşıldığı izlenimi yaratmaktadır.

Mesele eğer siyasal zeminde baş edilemeyen siyasetçilerin diğer yöntemlerle bu faaliyetlerinin engellenmesi ve siyasi rekabetlerinin ortadan kaldırılması ise bu demokrasi açısından da, hukuk açısından da, etik açısından da kabul edilebilir bir durum değildir. Hele hele bu dokunulmazlık meselesinin sadece belli politikacılar veya belirlenmiş bir siyasi partinin milletvekillerine yönelik bir çaba ise bunu izah etmenin de imkânı yok.

Kürt meselesinin çözümsüzlüğünü bu yöntemlerle daha da zora sokmak gibi bir durumla karşı karşıya kalınacağını da hatırdan çıkarmamak gerekiyor. Nitekim bu konuda canlı örneklerimiz de bulunmaktadır. Bahsedilen konu ile ilgili olarak defalarca siyasi partiler kapatılmış ve yöneticileri cezaevine gönderilmiştir. Lakin görülmüştür ki bu derde deva olmamaktadır. Çünkü hemen akabinde yeni bir siyasi parti açılmış ve bu parti kapatılan partiden daha güçlü bir şekilde siyasi arenada yer almıştır.

HEP’in kuruluş döneminden başlanarak HDP’nin geldiği noktaya gelinirse nasıl bir siyasal tablonun ortaya çıktığı görülecektir. Şimdi siyasi partilerin kapatılması yerine suç işlediği iddia edilen  siyasilerin sistemin dışına itilmesi hedefleniyorsa bunun da medeni dünyada belirlenen standartlara göre yapılması gerekiyor. Şu anda ortaya çıkan tablo Kürt siyasetçilerin siyaset yapmalarının engellenmesi olarak algılanmaktadır. Cumhurbaşkanlığı seçimleri dahil olmak üzere Selahattin Demirtaşın Cumhurbaşkanına rakip olarak siyaset yaptığını bütün dünya biliyor. Şu anda da Cumhurbaşkanının oturtmaya çalıştığı siyasi sistemin karşısında duran en etkili siyasetçi Demirtaş. Demirtaşın dokunulmazlığı kaldırılır ve siyasetten uzaklaştırılırsa bu meselenin siyasi olduğu ve rakibi seçim sistemi dışında oyundan atmak olduğu kanaati genel kabul gören kanaat olur. MHP sözcüsünün HDP kapatılsın Genel başkanları içeri atılsın yaklaşımı da bu kanıyı güçlendiren unsurdur.

Eğer dokunulmazlıklar kaldırılsın isteniyorsa o zaman kürsü dokunulmazlığı dışındaki bütün dokunulmazlıklar herkes için kaldırılsın. Yok, dokunulmazlık iktidara göre belirlenecekse veya güçlüye göre belirlenecekse o zaman bu adil olmaz bu da bilinmeli. Öyle ya insanlar düşüncelerini milletvekiliyken bile dile getiremiyorsa o zaman neyin mücadelesini veriyoruz?