Geçenlerde İstanbul’da bir görüşme için yıllık yirmi beş bin tl ödenilerek eğitim-öğretim görülen bir koleje gittim. Kolej müdürüyle görüşmeden önce koleji gezmeye çıktım ve öğrencilere sunulan imkanları yerinde görme şansı buldum. Kolejde öğrencilerin günlük ihtiyaçlarını karşılamaları için her şey mevcut. Kapalı futbol ve basketbol sahasından, yüzme havuzuna, oyun sahasından yemekhanesine, labaratuarından konservatuarına kadar. Kolejde öğrenciler için tanınan bu imkanları gördükçe çocukluğuma, ilkokul yıllarıma gidiyordum. Hatırlıyorum da ilkokulu tek sınıf ve bir idare odasından oluşan başka da hiçbir şeyi olmayan bir okulda okuduğumu. Okulun öğretmeni tek ve aynı zamanda okul müdürü. Okulun bir kütüphanesi bile yoktu doğal olarak kitap okuyanı da. İlkokul yıllarım gözlerimin önünden film şeridi gibi geçerken, kolejdeki çocukların piyano çalmalarının sesiyle irkildim ve koleji gezmeye devam ettim. Koleji gezdikten sonra müdürün odasına ilerlerken bir sınıfın kapısının üzerinde liderlik sınıfı yazısı gözüme ilişti ve epey dikatimi çekerek beni merak içinde bıraktı. Bende merak uyandıran bu durumdan sonra kolej müdürünün odasına geçtim, şimdi de kolej müdürü; kolejin öğrencilere sunduğu imkanları, öğrencilerinin başarılarını, öğrenci velileriyle sık sık görüştüklerini bir bir detaylı bir şekilde bana anlatıyor; ama hala liderlik sınıfı hakkında bir şeylere değindiği yok. Sonunda dayanamadım ve merakımı gidermek için sordum: “ Hocam bir sınıfınızın kapısının üzerinde liderlik sınıfı yazıyordu, nedir bu liderlik sınıfı bu sınıf hakkında beni bilgilendirebilir misiniz?”. Kolej müdürü: “ evet doğrudur, öğrencilerimize liderlik dersi veriyoruz, onlara paylaşmayı, arkadaşlık kurmayı ve liderliğin nasıl olacağını anlatıyoruz”. Peki Hocam bu saydıklarınız derste anlatılarak olunacak şeyler mi, bunlar yaşanılmadan olunabilir mi, diye sordum. Kolej müdürü de evet eğitim konusunda eksiğimiz yok her şey tamam; ama bu saydıklarımda maalesef başarılı olamıyoruz; çünkü çocuklar okulun dışında hiç arkadaşlarını göremiyorlar, birbirleriyle bir şeyler paylaşmıyorlar dolayısyla anlattıklarımız da pratiğe geçemiyor.
      Evet şimdi anlatmak isteğime geçersek; doğuda okumanın zorluklarını, imkansızlıklarını hep dile getiriyoruz ve yakınıyoruz; ama her nedense güzel taraflarını hiç dillendirmiyoruz, tartışmıyoruz. Evet doğudaki öğrenciler zor şartlar altında okuyor, imkansızlıklar var; ama bu şartlar düzeltilebilir, imkansızlıklar ortadan kaldırılabilir yeter ki istekli ve gayretli olalım. Bugün, Batı’da çocukların paylaşımı, iletişim kurmayı ve liderliği öğrenebilmeleri için özel dersler veriliyorken, Doğu’da buna hiç gerek kalmıyor; çünkü bu saydıklarımın hepsini çocuklarımız sokaklarda birbirleriyle oynadıkları oyunlarla, ve kurdukları iletişimle geliştiriyorlar. Dolayısıyla çocuklarımız bu konuda çok şanslı, geriye kalan tek şey; çocuklarımızın mevcut şartlardaki durumlarını düzeltmek, eğitimlerinin sürekliliğini teşvik etmek ve en önemlisi onlara bol bol kitap okutmak olacaktır.
Değerli yazı işleri müdürümüz Arif ARSLAN’ın annesinin Hakkın Rahmetine kavuştuğunu derin üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayım. Merhumeye Allah’tan Rahmet diler, değerli yazı işleri Müdürümüz Arif ARSLAN ve alisine Allah’tan sabırlar dilerim…