Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğusunda yapıldığında neredeyse meşru görülen olaylar ve dolaplar Türkiye’nin batısında kısmı olarak yaşanmaya başlandığında yer yerinden oynamaya başlıyor. Bu durum karşısında batı yakası sakinleri şaşıra dursunlar biz ülkenin doğu yakısından olup biteni film gibi seyretmeye devam ediyoruz. Çünkü olacakları az çok tahmin etmek bizim gibi bir geçmişe sahip olanlar için çok da zor değil.
İktidar olmak, güç sahibi olmak demektir. İktidar olmak kendisine bağlı olanların da olmayanların da kaderlerini yönlendirecek konumda olmak demektir. Hele iktidar olmak aynı zamanda istenilen değişiklikleri de yapabilecek bir kudrete varmış ise o zaman mutlak iktidar olarak ülkenin de kaderini belirleme gücüne sahip olmak gibi bir durumla karşı karşıya kalınmış demektir.
İstikrarın sağlanması adına güçlü bir iktidara sahip olmak her zaman iyidir lakin bu iktidarın da gücünü lazım olduğunda kontrolde tutabilecek bir gücün veya mekanizmanın olması şart. Eğer bu mekanizma olmaz ise iktidar gücünü ellerinde bulunduranlar içinde yanlışa yönelenlerin doğruya getirilmesi güçleşir ve haksızlıklar baş göstermeye başlar ki bunun sonu da felaket olarak karşımıza çıkar.
Bu nedenle herkesin iktidar olmak için çırpınmasını, çabalamasını anlayışla karşılamak gerekiyor. Ancak hangi alanda olursa olsun iktidar için mücadele edenlerin de iktidarda olanların da adalet ve vicdan sahibi olmayı elden bırakmamaları gerekiyor.
Son yirmi yıllık sürekçe ülkemizde yargı, yürütme ve yasama erklerine de sıçrayan bir iktidar gücü kullanma anlayışı var. Bu gücü bürokrasinin bir kesimi de devlet adına kullanıyor. Ellerinde silah bulunanların uygulamaları ise devlet içinde ayrı bir cumhuriyet mantığı ile yürütülüyor nidaları taaa arşa kadar yükseldi ama kimse inanmadı. Ses Doğu yakasından çıkınca bunlar bölücü nidalar ve yakınmalar şeklinde batı yakasına aktarıldı. Ancak son dönemde meydana gelen birkaç gelişme sayesinde ülkenin batı yakasındaki yurttaşlar da olanlar karşısında dut yemiş bülbüle döndüler.
Çünkü bütün yurttaşlar gördü ki kendilerine yıllardır aktarılan bilgilerin büyük bir bölümü yalan ve dolandan ibaret. Mesele de bölünme falan değil. Adam çıkıp ben bölücü değil birleştiriciyim diyor ama buna da ceza yiyiyor. Baskı görüyor.
Yurttaşlar ilk kez Gezi eylemleri sayesinde devletin kolluk gücünün nasıl kullanıldığına ve nasıl güç kullandığına tanık oldular. Bu tanıklıkları Doğudaki TOMA’ların Batıya bir seyahat gerçekleşmesi ile anlaşılmış oldu. Hal böyle olunca şapkasını önüne koyanlar bir şeyler anladılar.
Bürokratik bazı çevrelerin dümenler çevirdikleri eleştiriler yapıldığında, cemaatlerin devlet bürokrasine sızmayı tamamladığı belirtildiğinde kulaklar sağır gözler görmez oluyordu. İktidar bunu iftira olarak kabul etmeyi meziyet sanıyordu. Nereye kadar? işin ucu kendilerine dokununcaya kadar.
Şimdi ortaya çıkan manzara ile herkes birçok konuda algısındaki bilgileri yenilemek zorunda kaldı veya kalacak. Birincisi iktidar olsanız bile yolsuzluk yapamayacağınız net olarak ortaya çıktı. Çünkü zaten kendi başına bir yanlış olan yolsuzluğun iktidar kılıfı altında gerçekleştirilmesi iktidarı perişan eden bir durumdur. Bu nedenle iktidar içinde yolsuzluğa adı bulaşanların temizlenmesinde büyük yarar bulunmaktadır. Bu durum geri kalanların daha kontrollü iş yapmalarını sağlayacaktır.
İkinci mesele iktidarın artık kendisine aktarılan bilgiler karşısında kulağını tıkamaması gerekiyor. Bazı grupların iktidarı destekleme kılıfı adı altında paralel devlete doğru gittiğini ve istediklerinde iktidarı bile değiştirebileceklerine inanır hale geldiklerine tanıklık ediyoruz. Bu durumun acı da olsa bu şekilde anlaşılmış olması iktidarı tedbir almaya yöneltmelidir.
Sonuç olarak mevcut operasyonların iktidarı baskı altına almaya ve zayıflatmaya yönelik olduğunu görmek gerekiyor ancak bu durum yolsuzluğa bulaşan iktidar mensuplarının korunacağı anlamına gelmez. İktidar ortaya çıkan yeni duruma göre ülkede gerekli olan düzenlemeleri mecliste gerçekleştirmelidir. Çözüm yolunda sarf ettiği çabayı sürdürmeli ve yolsuzlukların üzerine gitmelidir.
İktidarın bugünkü durumunu çok ağır görenlerin geriye dönüp bir susurluk meselesini, bir örtülü ödenek meselesine bakmaları da faydalı olabilir. O zamanlar Kürtler muhatap olduklarından mı sesler bu denli çıkmamıştı acaba? Oysa doğrular her zaman doğrudur ve doğrularda birleşmek gerekiyor. İktidar hırsı ülkeyi karıştırma sonucuna varmamalıdır.
Next