İstanbul’da yapılan yolsuzluk operasyonunda gözaltına alınan kişilerin soruşturmaları devam ederken ülke genelinde yarattığı etki dalga dalga yayılmaya devam ediyor.
Bu operasyondan sonra gözlerin yapılan operasyonun boyutları ve kişilerinden ziyade hükümet Fethullah Gülen cemaati  çatışmasına dönmüş olması ise işin üzerinde durulması gereken bir başka boyutu.
Hükümet kendi emrinde çalışan emniyet güçlerinin yürüttükleri bu operasyonu kendisine yönelik bir psikolojik harekât olarak görüyor. Bunu da başbakan yardımcısı ve hükümet sözcüsü Bülent Arınç yapmış olduğu basın toplantısında açık bir şekilde ifade etti.
Hükümet ve Gülen cemaati arasında bir süredir bir çekişmenin olduğu kamuoyunun yabancısı olduğu bir durum değil. Bu durum dershanelerin kapatılması meselesi ile iyice ayyuka çıktı. Fethullah Gülen’in kendi yapıları hakkında söylenen “örgüt” tanımlamasına gösterdiği tepki, basın açıklaması ve sohbet şeklinde televizyon ekranlarına yansıdı. Bu durumdan önce de yaptığı uyarıda kaset meselesini gündeme getirmiş ve dikkatleri bu yöne çekmeye çalışmıştı. Son olarak Futbolcu Hakan Şükür’ün AKP’den istifası ile bu çatışma artık net olarak ortaya çıkmış oldu.
Bu durumdan sonra bazı gelişmelerin yaşanacağı bekleniyordu ancak böylesi bir operasyon düşünülmüş değildi. Daha çok bireysel vuruşların gündeme gelmesi bekleniyordu. Bu operasyon her ne kadar cemaat tarafından bizimle ilişkisi yoktur denilerek farklı gösteriliyorsa da kamuoyu kendi kafasında bu bağlantıyı çoktan kurmuş bile.
Hükümetin 3 Y olarak tanımladığı bir hedefi bulunmaktaydı. Göreve geldiklerinden
Yolsuluk
Yoksulluk
Yasaklar
İle mücadeleyi gündemine yerleştiren AKP hükümetlerinin bu konudaki çabalarına karşın bu alanda vurgun yemesi yenilip hazmedilecek bir konu değildir. Hele bir operasyonla üç bakanın aile bireylerinin dahil olduğu ve aile mensuplarının gözaltına alınarak topluma deşifre edilmesi kolay kolay unutulacak bir konu olmayacaktır. Hükümet ve AKP’nin bu operasyon nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın zarar göreceği kesindir.
Hükümetin 3 Y formülünün 1 G darbesi yediği açıktır. Bu bir G (Gülen) darbesinin aradaki ilişkileri onarılamayacak bir duruma getirdiğini de belirtmek gerekir. Şimdi hükümeti ANA SOL döneminden bu yana devletin değişik kurumlarında değişik konumlara gelmiş olan Gülen yapılanmasına karşı alacağı tedbirler beklemektedir. Bu tedbirler alınırken de doğaldır ki bu kesimler de hükümete karşı boş durmayacak ve bugüne kadar edindikleri bilgileri kamuoyuna sızdıracaktır.
Dolayısıyla hükümet ve Gülenciler arasındaki çekişme yerel seçimlere yansıyacak bir durum olacaktır. Bu durum ise bazı konuların aydınlatılması açısından belki de hayra vesile olacaktır. Birincisi Gülen cemaatinin sandık yansımasını öğrenme şansına sahip olabiliriz. İkincisi bu cemaat üyelerinin devlet içinde ne kadar yapılandıkları ve paralel devlet yapılanmasına gidip gitmedikleri iddialarını öğrenme şansına sahip olabiliriz. Üçüncüsü bu gruba dahil olmuş insanların ülke söz konusu olduğunda nasıl davrandıklarını da daha iyi anlama gücüne sahip olabiliriz. Bu konudaki kafa karışıklığı ise çıkarlar söz konusu olduğunda kimin nasıl davrandığı konusundadır.
Sonuç olarak bu operasyonlar sayesinde takke düşmüş kel görünmüştür. Gülen cemaati kendisine dokunmaya çalışan hükümete rest çekmiştir. Bu konuda ise gücünü ortaya koymaktan geri durmamıştır algısı toplumda kabul görmüş algıdır.  Bakalım hükümet bu operasyon darbesine nasıl bir cevapla karşılık verecek. Hep birlikte görmeye devam edeceğiz.