Kürt sorununda silahların suskun olduğu veya az patladığı dönemlerde de silahların susmadığı dönemde de tekrarladığımız ve inatla sürdürdüğümüz fikir diyalog konusudur. Şunu bölgede yaşayarak edindiğimiz tecrübelere dayanarak belirtiyoruz ki bu meselenin kanla temizlenmesinin imkânı yoktur. Sağlıklı bir sonuca oluşmanın yegâne ve eninde sonunda deneneceği yolu konuşarak sorunu çözüme kavuşturmaktır.
Tarafların her görüş ayrılığında döndükleri ve göstermek istedikleri öldürücü güçleri birkaç ocağı daha söndürmekten başka bir işe yaramamaktadır. Sözler duyulmaz olduğunda, dudaklar suskunluğu tercih ettiğinde devreye giren silah namluları maalesef ölüm kusmaktadır. Yüzlerce gencimizin insanımızın yaşamı silindikten sonra ancak kapalı olan dudaklar açılmakta kulaklar kurşun sesleri yerine sözcük sesleri ile tanışmaktadır.
Bu durum bumerang gibi etrafımızda sürekli yaşanmaktadır. Artık yeter diye diye dilimizde tüy bitmiş olsa da bu ısrarımızdan vazgeçecek lükse sahip değiliz. Çünkü bizim için her insanın ve yurttaşın yaşam hakkı kutsaldır ve heba edilemeyecek derecede önemlidir.
Açık söyleyelim ki her ne gerekçe ile olursa olsun meydana gelen son olumsuzluklardan önce sürecin iyiye evirileceği noktasında epey umutluyduk. Yerli ve yabancı meslektaşlarımızla bölgeye gelen yerli ve yabancı araştırmacılarla yapılan diyaloglarda hep bu umutlu duruşumuzu sergiledik. Bize göre umutlu bir yolun başlangıcı yapılmıştı. Bu umutlarımızı korurken Oslo görüşmeleri de kamuoyuyla paylaşılmamıştı.
Sürecin tıkanmasından sonraki manzarayı göz önüne aldığımızda talebimizde ve umudumuzda ne kadar haklı olduğumuz çok açık olarak görülmektedir. Devletin sınırsız süre talebi ile sorunu zamana yayarak istediği şekilde çözüme kavuşturma modeli ile Kürt silahlı mücadele tarafının takvimlerinin birbirine uymadığını net olarak görebiliyoruz artık. Ancak bu durum silahların yeniden devreye bu şekilde sokulmadan hal edilmesi gereken bir durumdu ve ne yazık ki bu gerçekleşemedi.
Son yaşanan olaylardan sonra bir kez daha diyalogun ne kadar önemli olduğu ortaya çıktı. Meydana gelen olayların ne kadar ürkütücü olduğunu fark etmeyen kalmadı sanırız. PKK’nin bile sivil hedefler konusunda yaptığı açıklamalar takip edenler tarafından dikkatle izlenmektedir. O halde yapılması gereken acilen diyalog sürecinin tekrar başlamasıdır. Bu konu ile ilgili olarak Pazar günü gazetelere düşen haberlerin umut verici olduğunu belirtmek gerekmektedir. Dileriz bu görüşler çok kısa bir süre içerisinde yaşama geçirilir. Başbakan yardımcısı Bülent Arınç ve Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’dan gelen açıklamalar dikkat çekicidir ve yerinde ve doğru bir yaklaşımın ürünüdür diye düşünmekteyiz. Konu ile ilgili olarak DHA’nın geçtiği haber şöyle;”Anadolu Ajansı’nın Brüksel’de düzenlenen “Medya Buluşmaları” konferansında konuşan Arınç, “Bu ses kaydı yayınlandığı andan itibaren belki de öncesinden görüşmeler inkıtaya uğramış da olabilir. Yine inanıyorum ki Milli İstihbarat Teşkilatları ya da onlara yardımcı kurumlar bu örgütle, örgütün eylemlerinin sona erdirilmesi konusunda, eylemlerin sonuçsuz kalması noktasında, en azından örgütün silahlı eylem yapamaz hale gelmesi noktasında görüşmeler yapmalıdır, yapabilir. Bunların geçici bir süreyle inkıtaya uğramış olması bundan sonra yapılmayacağı anlamına gelmez” dedi.
Öcalan’la görüşme doğal
MİLLİ Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) PKK ile görüşmesine ilişkin ses kaydının internette yayınlanmasıyla ilgili şunları söyledi: “Abdullah Öcalan yakalandığında ne söyledi; ’Devletin hizmetindeyim’ dedi değil mi? ’Devlete hizmet etmeye de varım’ o zamanki sözleri bu. Dolayısıyla devletin ilgili birimleri acaba söylediğinde samimi mi diye değerlendirebilir. Dolayısıyla devlet birimlerinin Öcalan ile görüşmesi normaldir. Doğaldır. Devlet kin tutmaz, devlet intikam almaz. Güvenlik içinde ne gerekiyorsa o yapılır.”
Öcalan’la görüşme doğal
MİLLİ Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) PKK ile görüşmesine ilişkin ses kaydının internette yayınlanmasıyla ilgili şunları söyledi: “Abdullah Öcalan yakalandığında ne söyledi; ’Devletin hizmetindeyim’ dedi değil mi? ’Devlete hizmet etmeye de varım’ o zamanki sözleri bu. Dolayısıyla devletin ilgili birimleri acaba söylediğinde samimi mi diye değerlendirebilir. Dolayısıyla devlet birimlerinin Öcalan ile görüşmesi normaldir. Doğaldır. Devlet kin tutmaz, devlet intikam almaz. Güvenlik içinde ne gerekiyorsa o yapılır.”
Bu görüşlerin gerçekçi olup olmamasının en somut göstergesinin Öcalan’ın avukatları ile görüştürülüp görüştürülmemesi konusunda ortaya çıkacağını tahmin ediyoruz. Sayın Bakanlar eğer bu görüşlerinde samimi bir görüntü sergiliyorlarsa ve söylediklerinin arkasında duruyorlarsa yapacakları veya atacakları ilk adım görüşmelerin ilk ayağını oluşturacak olan avukatların görüşlerine izin vermeleridir. Aksi takdirde bu umudun da sulara gömüleceğini söylemekten başka bir şey yapamadan olup biteni seyretmeye devam edeceğiz.
Next