Bart yani Batman Kültür sanat derneği ilimizin kültürel gelişimine katkı sunmaya devam ediyor. Dernek edebiyat, fotoğraf, sinema ve tiyatro alanlarında etkinliklerini belirlediği program çerçevesinde devam ediyor. Bu alanda sistemli çalışan tek derneğimizdir desek yanlış bir tanımlama yapmamış olduğumuzu düşünüyorum.
Edebiyat kolu çalışmaları Edebiyat coğrafyaları serisi adı altında başlamış bulunmakta. Bu çerçevede cumartesi günü Belediye Konferans salonunda bir söyleşi düzenlendi. Bart üyeleri konuya duyarlı hemşerilerimiz ve Belediye Başkan vekili Serhat Temel’in de izleyici olarak katıldıkları söyleşinin konuğu “Bildiğin gibi değil” kitabının yazarlarından Funda Danışman’dı.
Söyleşide konuşan yazar 1990’larda Güneydoğuda çocuk olmanın ne anlam ifade ettiğini öğrenmeye çalıştıklarında karşılaştıkları ve dinledikleri hikâyelerin kendilerini şoke ettiğini vurguladı. Diledikleri karşısında depresyona girip hastanede yattığını belirten yazar. Bunca eziyeti çeken insanların yaşadıklarını öğrendiğimizde durumun bilindiği gibi olmadığını anladıklarını ve bu çalışmayı kitaplaştırarak güneydoğuyu bilmeyenlerin duyarlılıklarını artırmayı düşündüklerini belirtti. Bu anlayış çerçevesinde konuyu Kürtlere anlatmaktan ziyade batıda yaşayan yurttaşların dikkatlerini çekmeye çabaladıklarını ve bu nedenle de yayın evi tercihi konusunda bile duyarlı davrandıklarını ifade etti.
Yaptıklarının sözlü tarih çalışması olduğunu belirten kitabın yazarlarından Funda Danışman diğer yazar Rojin Canan Akın’ın Batmanlı olmasının kendilerine avantaj sağladığını da dile getirdi. Metis yayınlarından çıkan kitabın yararlı bir çalışma olduğunu ve okunması gerektiğini hatırlatarak bu konuyu bitirmek istiyorum. Duyarlı okurlarımızın Bart’ın bu konudaki çalışmalarının yararlı olacağını da hatırlatmak istiyorum.
Cumartesi etkenliklerinden birisi de artık geleneksel hale gelen İnsan Hakları Derneğinin “Kayıplar bulunsun failler yargılansın” etkinliğidir. Bu hafta yine aynı saatte ve aynı yerde gerçekleşen basın açıklamasında kalabalık bir katılımcı kitlesi duyarlılık çağrısında bulundu. Ülkede son günlerde meydana gelen gelişmelerden rahatsızlık duyduklarını belirten dernek yetkilileri yaptıkları açıklamada özekle şu konulara değindiler;” Ülkemiz 1980 askeri darbe hazırlıkları ve ardından 1980 darbesi ile demokrasi yolunda önemli bir darbe yemiştir. Bu darbenin ve ardından gelişen insan Hakları ihlalleri ile bağlantılı olarak ortaya çıkan Kürt sorununun silahlı mücadele yöntemi ile çözümü süreci otuz yılı aşkın bir süredir sürmektedir.
Bu süreç içerisinde onbinlerce insanımızın yaşam hakkını kaybetmesinin yanında binlerce insanımızın akıbeti bile öğrenilememiştir. Binlerce insanımızın ölümü, sağ mı olduğunu hala bilemiyoruz.
Şubat 2009 tarihinde Silopi’deki ölüm kuyularının açılması ile başlayan “Kayıplar bulunsun failler yargılansın” eylem ve etkinliklerimiz yıllardır kayıp bulunan ve akıbetleri hakkında yakınlarının bihaber olduğu yurttaşlarımızın akıbetlerinin öğrenilmesi amaçlamaktadır. Üç yıla yakın bir süredir bu meydanlarda kaybettirilen vatandaşlarımızın bulunmasını, ölü iseler kemiklerinin ailelerine teslim edilmesini ve en doğal hakları olan bir mezarda barınmalarının sağlanmasını talep etmekteyiz. Bu talebimiz aynı zamanda vatandaşlarımızı kaybettirenlerin yargılanmalarını ve hak ettikleri cezaya çarptırılmalarını da içermektedir. Bu yüz karası tablonun aydınlatılması ve suçluların cezalarını çekmeleri için ülkemiz BM kişileri zorla kaybedilmeye karşı korumayla ilgili uluslar arası sözleşmeyi imzalamalıdır” denildi.
Son günlerde meydana gelen olaylardan büyük rahatsızlık duyduklarını ifade eden İHD; “Cezaevlerindeki uygulamalar bizleri rahatsız etmektedir. Kapasitelerinin iki katı kadar tutuklu ve hükümlü ile doldurulan cezaevleri içerde kalanlar için işkence merkezlerine dönüşmüş durumdadır. Bu durumun bir an önce düzeltilmesini ve cezaevlerinde ölümcül hastalıklara maruz kalanların serbest bırakılmalarını beklerken Van’dan İstanbul’a nakledilirlerken diri diri yanarak hayatlarını kaybeden mahkûmların durumu bizleri bir kez daha derin endişelere boğmuştur. Bu durum bir insanlık suçudur, cinayettir. Bu örnek de göstermiştir ki tutuklu olan insanların yaşam haklarının güvencesi bulunmamaktadır.
Son günlerde KCK operasyonları adı altında gerçekleştirilen seri operasyonlarda aralarında Belediye Başkanlarının da bulunduğu çok sayıda insanın gözaltına alınarak tutuklanması siyasi soykırım tartışmalarını tekrar başlatmıştır. Bu tür eleştirilerin kaynağını ve nedenini oluşturan Terörle mücadele yasası derhal kaldırılmalıdır. Operasyonlar ve tutuklamalar kamuoyuna rencide eden bir duruma dönüştüğü artık görülmelidir.
Biz insan hakları derneği olarak insan yaşamını kutsal kabul etmekteyiz. Kim olursa olsun insanların yaşamlarının korunması gerektiğini savunuyoruz. Bu nedenle kimden ve ne şekilde gelirse gelsin sivil insanlara yönelik saldırıları benimsemediğimizi tekrarlamak istiyoruz. Bu gerekçe ile sivil insanlara yönelik saldırıları kınıyoruz.
Bu tür olayların çıkmasına neden olan siyasal iklimin bir an evvel ortadan kaldırılması için hükümeti duyarlılığa davet ediyoruz. Kürt meselesinin silahlarla çözülemeyeceği gerçeğinin bilinmesine rağmen taraflarca ortaya konulan tavrı benimsemediğimizi hatırlatmak istiyoruz. Daha kötü olaylar gerçekleşmeden diyalog ortamının geliştirilmesini diliyoruz” denildi.
Next