“DEVLET SIRRI”
Her kurum ve kuruluşun olduğu gibi devletlerin de kendilerin korumaları günümüz dünyasında eğer mümkün ise gereklidir. Gelinen teknolojik ortamda artık neyin kimler için sır olduğu ada olacağı gerçekten tartışılması gereken bir konudur.
Gelişmiş olan ülkelerin sahip oldukları teknolojiler sayesinde ulaşamadıkları bilgi yok gibi. Bir bilgiye ulaşamıyorlarsa o bilgi teknolojik olarak kullanılmıyordur da ondan.
Son dönemde Çukurambar operasyonu ile devletin Başbakan yardımcısına yönelik suikast planları ile ilgili yapılan inceleme kapsamında Genel Kurmay Başkanlığına bağlı şimdiki adıyla seferberlik tetkik kurulunda devletin hâkimi tarafından incelemeler yapılıyor. Bu incelemeye itirazlar gecikmedi. Gerekçe Devlet sırlarının bulunduğu yerde yapılan incelemenin bilgilerini sızması durumundan duyulan rahatsızlık.
Devlet sırlarının saklandığı iddia edilen yer kamuoyuna sonradan yansıdığı kadarıyla 1950´li yıllar da Dış ülkelerin finansmanı ile kurulan bir birim. Yani zaten o birimi kuranlar ve bu birimi bugüne kadar yaşatanlarında çok iyi bildikleri gibi sır sadece vatandaşa karşı mevcut yoksa bizim dışımızda kendisine bilgi lazım olanlar zaten istediklerini bir şekilde ulaşıyorlardır.
Burada Genel Kurmay başkanlığı ile Savunma bakanlığının tavırlarını anlamak biraz güç. Birincisi Kozmik veya başka bir isimle adlandırılan ortamın yasal olarak incelenmesinde bir sakınca olmadığı açık. Genel Kurmay da buna zaten itiraz etmedi. Ardından ise incelemenin durdurulmasına yönelik talepleri oldu. Belli ki orada bulunan bilgilerin kamuoyuyla paylaşılması ya da kamuoyuna sızması durumunda bazı sıkıntılar doğabilir.
Devlet millet için varsa Dış devletlerin kurucusu olduğu bir birimin belgelerinin yargı kanalı ile incelenmesinden kimsenin itirazının olmaması gerekir. Yani herkesin yargının denetimine kendisini alıştırması bir zorunluluk arz ediyor. Hiç kimse gerekçesi ne olursa olsun hakkın ortaya çıkmasını engellememesi lazım. Yargısal denetim herkes için geçerli olmak zorunda. Bu devirde artık kimse padişahlığa soyunmamalı.
Ancak bu yapılırken kimsenin de hesaplaşma mantığı ile kurumlara yüklenmesinin bir anlamının olmayacağını da belirtmek gerekiyor. Bu güne kadar kurumsal anlamda kim ne yapmış ise yapmış. Eğer bir dönüm noktası oluşturulacaksa geçmişte neyin nasıl yapıldığından ziyade gelecekte kimin nasıl davranması gerektiği hususlarına yönelik çalışmaların yapılması lazım.
Sayın Cumhurbaşkanı Türkiye´de Darbe ve Muhtıra dönemlerinin kapandığını belirtmekte. Bu elbette sevindirici bir tespit.
Başbakan ülkedeki tüm kurum ve kuruluşların kendilerine yasayla verilen görevlerini yerine getirmeleri gerektiğini hatırlatmakta. Bu da yerinde bir uyarı.
Sivil siyaset yürütenlerin de siyaseti sivil bir mantıkla ve demokrasinin kurallarına göre yapmaları lazım. Eğer herkes kuralına göre kendi rolünü oynayacaksa bu rollerin belirlenmesini sağlayan ve kuralları koyan Parlamentonun da gerekli yasal düzenlemeleri zaman geçirmeden yapması lazım.
Kanunları, kuralları değiştirmeden sadece inisiyatifle kurumlar arası çatışmanın önlenemeyeceğini de bilmek lazım.
Bugün artık ne devleti oluşturan kurumlar 80 yıl önceki özelliklerine sahip ne de millet o dönemin milleti. Kimseni sesini çıkarmadığına bakıp aldanmamak lazım. Uluslararası politikaların bir gereği olara bir müddet daha etnik milliyetçilik ve kökten dincilik gibi geleceği olmayan yönelimlerle millet meşgul edilebilir ancak eninde sonunda bu millet uyanacak ve kendisine dayatılan yaşama daha düzgün bakmaya başlayacak.
Küresel dünyada gidişatı belirleyen temel unsur devletlerin sırları değil ekonomik güçlerinin ne düzeyde olduğudur. Uluslar arası sermaye kendini korumak ve geliştirmek için ulusların ne şekilde yönlendireceklerine dev şirketlerinin kapalı odalarında kara veriyorlar. Bu karalar IMF ve Dünya Bankası gibi kuruluşlar aracılığı ile de hükümetlere empoze ediliyor. Yerel güçler kendi iç anlaşmazlıkları ile uğraşırken bunu fırsat bilen uluslar arası sermaye patronları o ülkelerin kaynaklarını nasıl hiç edeceklerinin planlarını yapıyorlar. Asıl mesele bu güç odaklarını ülkemiz için yaptıkları planları öğrenip halkla paylaşmaktır. Kendi kendimize gelin güvey olup çöplük tartışmasına girmenin ne devlet sırrı ile nede başka bir gizlilikle izah edilecek yanı yoktur.
Taktığımız at gözlüklerini çıkarıp etrafa bakmanın zamanı geldi geçiyor. Sır diye saklanan şeyler çoktan sır olmaktan çıkmış bilinsin.
Next