Sporda şike yapanlara yönelik ceza indirimini ön gören yasal düzenleme sürecinde yaşadıklarımız parlamenter demokratik sistem içerisinde halkın desteğini alan parlamenterlerin mensubu oldukları AKP, MHP ve CHP’den oluşturulan siyasi partileriyle demokraside şikeye bulaştıkları görülüyor.
Bu üç siyasal partinin desteği ile Çankaya’ya gönderilen yasanın toplum vicdanı ve makam tarafından uygun görülmeyip geri gönderilmesine rağmen üç siyasal partinin anlaştıkları gibi yasayı aynen kabul edip onay makamını onaya mecbur etmeleri düşündürücüdür.
Bu üç siyasal partinin yani iktidar ile muhalefeti birleştiren ve yanlış olsa dahi kabul etmek zorundasınız dedirten konunun hassasiyeti nereden gelmektedir?
Cumhurbaşkanı ve parlamentoda grubu bulunan BDP tarafından benimsenmeyip kabul edilmemesine rağmen yasallaştırılması için adeta direnilen bu ceza indiriminin altında yatan gerçek neden merak konusu olmuştur.
Bu son şike yasası bize çok açık göstermiştir ki kişiye yönelik yasal düzenlemeler, gruplara yönelik özel düzenlemeler ülkede model haline getirilmek istenmektedir. Kürtler için uygulanan bu model son dönemde boyut değiştirilerek başka alanlarda da kullanılmaya başlandı. Kürtler için ceza artırımı olarak, özel yetkili mahkemeler olarak, özel yetkili savcılar olarak, özel yetkili kolluk güçleri olarak gerçekleştirilen düzenlemeler silahlı çatışma konusuna dayandırılıyordu. Bu gerekçe ile de ceza artırımı ve ceza düzenlemeleri yapılmaktaydı. Ancak çıkar sağlamak, etkinlik kurmak, spor müsabakalarına ve anlamına dinamit koymak anlamına gelen sporda şike konusunda ceza indirimini meşru bir hakmış gibi gösterip cezayı indirmenin hangi sistemle veya mantıkla bağdaştırılacağını gerçekten merak ediyoruz. Bu konuda sayın cumhurbaşkanının tavrının doğru bir tavır olduğu kanaati taşıyoruz.
Ancak burada kollanan özel kesimler bizim ilgi alanımızı fazla meşgul etmiyor. Eğer bir haksızlığa uğramışlarsa, yani suçsuz iseler elbette uğradıkları haksızlığın giderilmesi ve serbest bırakılmaları gerekir. Ancak daha ceza bile almamış insanlar için konu ile ilgili olarak cezai indirim yapmak demokrasiye şike olmuyor mu?
Spor kulüplerinin yöneticileri, antrenörleri, sporcuları için -ki suçlulukları henüz ispat edilmemiştir- mahkeme süreçleri devam ederken, özel yasa çıkaran ve bu konuda anlaşan iktidar ve muhalefet, yıllardır cezaevlerinde tuttukları belediye başkanları için neden böyle bir düzenleme yapmadıkları veya anlaşmadıkları merak konusudur. Halkın oyları ile seçildikleri halde sabit adres ve makam sahibi oldukları halde, siyaset yaptıkları halde cezaevlerinde tutulan ve bir çoğununun ceza almaları bile söz konusu olmayacak olan insanlar için kılını kıpırdatmayan parlamenterlerin ve mensubu oldukları siyasi partilerin bu tavırları demokrasiye karşı yapılan bir şike değil midir?
Ha demokrasiye böylesi bir tarzda şike yapmışsınız ha demokrasiye darbe yapmışsınız yöntemi hariç mantıksal olarak ne fark var? Her iki durumda da demokrasi ve demokratik yönetim ve sisteme duyulan güven alaşağı edilmiş olmuyor mu?
Parlamento ve mensuplarının yapmaları gereken iş kendilerine güvenip onları temsilci olarak seçen halkın nabzını yoklamak ve seçmenlerinin vicdanlarına uygun yasal düzenlemeler yapmalarıdır. İstisnai durumlarda ülkenin ve milletin geleceği için parlamenterler ve siyasi partiler uzlaşarak bazı yasal düzenlemeler yapabilirler. Bu tür düzenlemeleri anlayışla karşılamak gerekmektedir. Ancak bunun gerekçelerinin en azından aklıselim düşünen yurttaşlarca kabul edilebilir bir durumda kamuoyuyla paylaşılmalıdır.
Cezaevleri kapasitelerinin iki katı kadar doluluk oranı ile bizi ve ülkeyi dünya aleme rezil ederken,
Siyaset yapanlar değişik suçlamalarla görevlerinden alınıp cezaevlerine tıkılmışken,
Belediye Başkanları kentlerini cezaevlerinde izlemek zorunda bırakılmışken,
Ülkenin ordusunu oluşturan generallerin üçte biri cezaevinde yargılanmayı bekliyorken,
Gazeteciler, yazarlar, akademisyenler ve yayıncılar cezaevlerinde tutukluyken bunların tamamını unutup sporda şike yapanlara ceza indirimi yapan bir mantık ve zihniyete nasıl bakmamız gerektiğini varsın kendileri karar versinler.
Next