İnsanın ekmek ve suya duyduğu ihtiyaç kadar sanata da ihtiyacı var. Yaşamın dramatik keşmekeşliği içerisinde bu fark edilmezse bile bu gerçeklik yok sayılamaz. Siyasal ve sosyal sorunların büyük etkiler yarattığı dönemlerde sanatsal etkinlikler lüks bir beklenti olarak ortada dursa da sosyal ve siyasal konuların gelecek nesillere ve başka alanlara taşınma yolu yine de kültürel ve sanatsal etkilerlerden geçer.
Sosyal ve siyasal yaşam normalleştikçe kültürel ve sanatsal alandaki eksikliklerimiz de yavaş yavaş su yüzüne çıkacaktır. Toplum olarak o kadar acı çektik ki içimizden gelerek gülmeyi unuttuk desek yalan olmaz. Sırf güler yüzlü görünmek için etrafımıza ne kadar gülücükler dağıtsak da yüreğimizin derinliklerinde derin “ahlar” bulunmakta.
Kültürel ve sanatsal etkinlikler acılarımıza bir “es” verme zamanları olarak görülse de aslında derdimizi anlatacağımız en temel yollardan biridir.
Bir ressamın fırçasından çıkacak bir resim bir toplumun aynası olabilir. Bir yazarın kaleminden çıkacak bir roman veya hikâye bir toplumun dertlerini anlatan ve aktaran bir sözcü olabilir. Bir müzisyenin söylediği veya çaldığı bir müzik eseri o toplumun dünyadaki sesi olabilir. Zaten toplumları toplum yapan özellikleri kültürleri, sanatları, tarihleri değil mi ve bütün bunlar kimler tarafından etrafa ve gelecek nesillere aktarılmaktadır?
Kültürel ve sanatsal etkinlikler sağlıklı olarak yürütülürse toplumların birbirlerini daha iyi tanımak ve diyalog kurmalarına da neden olabilirler. Çünkü bu tür etkinlikler konuşmadan birçok şeyin aktarıldığı alanlardır.
Batmanda da bu tür etkinlikleri hem bölgesel, hem ulusal hem de uluslar arası arenada gerçekleştirmemiz gerekiyor. Kendimizi, kültürümüzü, geleneklerimizi, tarihimizi ve tarihi eserlerimizi aktarmanın yollarından birisi de bu tür etkinliklerdir. Bu nedenle valilik, Belediye, Üniversite başta olmak üzere sivil bütün dernek ve oluşumlarımızla bu alanda var olmak zorundayız.
Bu çalışmalar kapsamında hareketli günler yaşıyoruz. Turizm haftası etkinlikleri çerçevesinde İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından önemli etkinlikler düzenlendi. Yine Belediyemizin de bileşeni olduğu bir çalışma kapsamında Almanya’dan katılımcıların yer aldıkları bir organizasyon yapıldı. Dema Demê olarak isimlendirilen etkinliğe katılan sanatçılarla görüştük. İnsanlarımız hakkında çok şey duyduklarını ancak buraya gelip gördükten sonra insanların ilgileri karşısında şaşırdıklarını ifade ettiler. Kültürel etkinliklerin sürekli olarak geliştirilmesi gerektiğini ve bu köprünün kurulup geliştirilmesi gerektiğini vurguladılar. Bu da kültürel işbirliği ve diyalogla sağlanabilir.
Atalier 22 Resim Atölyesi, Mala Êzdiya Celle ve Batman Belediyesi’nin organizasyonuyla gerçekleştirilen “Dema Demê” konulu resim sergisi 25-28 nisan tarihleri arasında Yılmaz Güney Sinema salonunda gerçekleştirildi. Etkinliğe Atalier 22 Resim Atölyesi, Mala Êzdiya ve Celle Belediyesi katıldı. Batman Belediyesi ise ev sahipliği yaptı.Atalier 22 Resim Atölyesinden Evelyn Reschke, Gabriel Alexander Reschke, Hans Udo Strohmeyer, Mala Êzdia Celle’den Veysi Emer,in katıldıkları etkinlik küçük ancak açtığı yol ve gösterdiği hedef açısından önemli bir etkinlik olarak kayıtlara geçirilmelidir. Çünkü etkinliğe katılan sanatçılarla yaptığımız görüşmede bu tür etkinliklerin karşılıklı olarak geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması gerektiği görüşü hâkim görüş olarak kabul gördü.
Bu etkinliği önemli kılan özellikler birden fazla birincisi kardeş Belediye olarak kabul edilen Celle Belediyesi ile diyalogların sürdürülmesi ve ortak etkinlikler düzenlenmesi açısından önemlidir. İkincisi etkinlik bileşenlerinden olan Mala êzidiya İlimizden Almanya’ya gidip yerleşen insanların oluşturdukları bir kurum. Bu kurumun bizimle kültürel olarak çok yakın ilişkileri ve ortaklıkları bulunmaktadır. Bu kuruma bağlı olan birçok insanın halen Batmanın köylerinde evleri bulunmaktadır. Bu nedenle bu insanlarımızla sağlıklı diyalogların geliştirilmesi ve sürdürülmesi gerekmektedir. Sonuçta Almanya’ya kadar gitmek zorunda kalmış olsalar da o insanlar bizim insanlarımız ve sahiplenmemiz gerekiyor. Üçüncüsü dünyada varlığımızı koruyabilmemiz ve kültürümüzü tanıtabilmemiz için diğer toplumların değişik kesimleri ile diyaloglarımızı geliştirmemiz gerekir ki bu etkinliğe katılan sanatçılar bu alanda işbirliği için burada bulunmaktadırlar. Bizim de onların emeklerine saygı göstermenin yanı sıra aynı duyarlılıkla orada etkinlikler düzenlememiz ve sanatçılarımıza sahip çıkmamız gerekiyor. Eğer sanatçılarımızı yetiştirecek ortamlar hazırlamaz ve destek vermezsek bu alanda önemli bir eksiklik yaşayacağımızın bilinmesi gerekir. Bazen bir sanatçının yaptığı bir eserin çıkardığı ses ve yaptığı etki birçok politikacının çalışmasından daha etkili olabiliyor çünkü.
Dileriz Dema Demê gibi etkinlikler her yıl geliştirilerek sürdürülür ve halklar arasında diyaloga neden olur.
Next