Ağır aksak yürüyen ve adına demokrasi dediğimiz tren neredeyse tekrar raydan çıkacaktı. Yıl 2009. Ve biz hala darbe endişesiyle yatıp kalkıyoruz.

            Taraf gazetesi tarafından ifşa edilen psikolojik hareket planı, siyasilerin bu konu ile ilgili gelişmeleri hep alttan aldıklarını göstermektedir. Siyasiler herhalde oy aldıkları kitleleri asker kadar önemsemiyorlar ki, askerin dediği hemen oluyor, halkın istekleri de hep öteleniyor. Bunun adı da demokrasi oluyor.

            Halk ne zaman hatırlanıyor? Tabii ki seçimden seçime. Bakıyorsunuz bir önceki seçim döneminde iktidara geldiklerinde çözeceğiz dedikleri sorunlarla tekrar baş başa kalmışız. Ülkenin aydınları, yazarları çizerleri hep yeni ve sivil anayasanın yapılması gerektiğini söylerler, Kürt sorununun çözümü için acil adımlar atılması gerektiğini söylerler, askerin siyasete müdahil olmaması için gerekli düzenlemelerin yapılması gerektiğini söylerler. Ama kim dinler? Ne zaman ki, andıçlar, psikolojik harp belgeleri ortalığa tekrar saçılır, bizim siyasetçiler de başlarlar günah çıkartmaya. Sormak lazım, bu tür durumları tekrar yaşamamak için ne yaptınız?

            Daha önce benzeri suçları işleyenlere neler yapıldı? Ergenekon yapılanmasının üst yönetiminde oldukları şüphelenilenler Gatakulli’ lerle tahliye edildiler. Haber alınması gerekenlerden hiçbir haber yok. Siz Haberal’larden haber alamazsanız, büyük balıkları tedaviye gönderirseniz elinizde Küçük balıklar kalır.

            Konu ile ilgili çok şey yazıldı. 28 Şubat sürecinde olduğu gibi dik duranlar olduğu gibi eğilip bükülenler veya yay gibi kıvıranları da gördük tekrar. Kıvırmayın beyler. Sizin kıvırmanız sadece belinizi ağrıtır.

            Her zaman olduğu gibi Taraf’tan Ahmet Altan, Yeni Şafak’tan Hakan Albayrak en çarpıcı reddiyeleri yazdılar. Halkımızın dillerine tercüman oldular.

            Artık herkesin işini en iyi şekilde yapmanın zamanı geldi, geçti bile. Ordu askerlikle ilgili işlerle ilgilenmeli, yani asker kışlaya dönmelidir. İrtica ile mücadele etmek, Kürt sorunu çözümü konusunda yol haritası belirlemek, toplumu psikolojik tedbirle tedip etmeye kalkışmak ordunun işi olmamalı. Aynı şekilde siyasiler de askeri işlerine karıştırmama konusunda daha ciddi olmalıdırlar. Karışanları da affetmemelidirler. Gerekli olanların istifalarını da isteyebilmelidirler.

            Millet artık kendisine amirlik edecek kimseleri istemiyor. Millet derdiyle dertlenen, yediği ekmeği paylaşabilecek, refah ve huzur vaat edecek ve gerçekleştirecek dirayetli idareciler istiyor. Bugün gerekli tedbirleri almazsanız yarın derdinizi anlatacak kimse bulamayacaksınız.