Türkiye ABD ile süren uzun görüşmelerden sonra İncirlik Hava üssünü DAIŞ çetesine karşı mücadele eden koalisyon güçlerine açmayı ve koalisyona katılmaya kabul etti. Bu kapsamda ilk saldırılarını da gerçekleştirdi ama DAIŞ’e değil Kandile.
Bu saldırıların ardından da gün yok ki şehit haberi almayalım.
Her gün sabah haberlere baktığımızda içimiz kan ağlıyor.Çünkü illaki bu ülkenin vatandaşlarından birileri yaşamını yitirmiş oluyor. Biz bu anlaşmadan(!) sonra kendi acımızla kavrulurken, canımız yanarken, her gün şehit haberleri ile sarsılırken anlaşmanın ana unsuru olduğu ileri sürülen DAIŞ ne yapıyor sizce?
Söyleyelim, Genel kurmay başkanı dahil kuvvet ve ordu komutanlarının ziyaret ettikleri yüzlerce tank ve topla korunduğu iddia edilen Güney sınırımızda DAIŞ çeteleri gelip askeri noktamıza saldırıyor, asker şehit ediyor, yaralıyor ve sınırı geçerek yaralı askeri alıp götürüyor. Biz ise öyle anlaşılıyor ki seyretmekle meşgulüz.
Karada, havada kuş uçurtmayan gücümüz o sırada ne yapıyordu gerçekten merak konusu?
Üstelik kayıp askerin kaçırıldığı da epey gizlendikten sonra ortaya çıktı. Sonra mesele anlaşılınca basına haber sızdı elbet. Haberi hep birlikte okuyalım; “Suriye sınırındaki Kilis'te 1 Eylül'de IŞİD'in etkin olduğu bölgeden Türkiye sınırına ateş açılması sonucu bir asker şehit olmuş bir asker de kaybolmuştu. IŞİD tarafından kaçırıldığı belirtilen Iğdırlı Sefer Taş'ınRakka'da bir cezaevinde tutulduğu öne sürüldü. Sputnik sitesinden Hikmet Durgun'un haberine göre, IŞİD, Türkiye'nin kendilerine yönelik hava saldırılarını durdurmak, üyelerinin tutuklanmasını engellemek ve Türkiye'de tutuklu olan militanlarının serbest bırakılmasını sağlamak için Türk askerine saldırmaya ve askeri esir almaya kararı verdi.
YARALANAN ASKERİ CİPLE GÖTÜRDÜLER
Bunun üzerine Rakka'dan gelen IŞİD'in özel kuvvetlerine bağlı ağır silahlarla donatılmış 4 kişilik ekip, Kilis'in Ardıçlı köyü yakınlarında sınırın sıfır noktasında bekleyen Türk askerine ateş açtı. Yusuf Beylem isimli asker şehit olurken, ayağından iki kurşunla yaralanan Sefer Taş ise Türkiye tarafına geçen militanlarca Suriye'ye kaçırıldı. IŞİD militanları sınıra kadar geldikleri ciple yaralı askeri Halep'e bağlı Çobanbey kasabasına daha sonra da Bab ilçesine götürdü.”
Aha! Dananın kuyruğunun koptuğu noktadayız.
Gazeteci yanım işin içinde bir bit yeneği’nin bulunduğunu söylese de biz yine de iyi niyetle olayı deşmeye devam edelim.
Eğer sınıra yapılan bunca yığınağa rağmen iddia edildiği gibi dört kişilik bir tim gelip askeri noktamıza saldırıyor, askerimizi öldürüp yaralıyor ve yaralı askerimizi kaçırıp Rakka’ya götürüp sorgulatıyorsa bu işte bir terslik yok mu?
Bizce var.
Birincisi askeri anlamda var.
İkincisi siyasi alanda var.
Açıklayalım eğer bu tayyakuz durumuna rağmen adamlar sınırı geçip cirit atıyor,adam öldürüp kaçırabiliyorsa iki ihtimal var. Ya onlara karşı silah kullanılması yasaklanmış, ya bizim askerlerimiz aşırı beceriksiz ve eğitimsiz, ya da adamlara hadi gelin buradan yakın anlayışı var.
Siyasi açıdan da terslik var. Eğer ekranlar karşısında mangalda kül bırakmayan siyasilerimizin dedikleri doğruysa nasıl olur da bu hareketten sonra hala sınırda adamların tur atmasını seyrediyoruz. Durumu sakın tezkereye falan da bağlamayın hiç alakası yokken onlarca uçakla sınır dışına harekât düzenleme emrini verenler ortada sıcak takip olanakları varken ve askerimiz kaçırılıyorken eğer hareket etmiyorlarsa ne zaman hareket edecekler?
Elbette savaştan yana değiliz.
Elbette Türkiye’nin Suriye’ye girmesi durumunda bataklığa düşeceğinin farkındayız ama bu durum bir işgal harekâtı değil asker kurtarma harekâtı ve kimsenin de bu durumu karşı çıkma hali olamaz.
Sonuç olarak eğer birileri çıkıp biz Rakka’dan askerimizi alıp getirdik derse şaşmayın! Ancak şunu da artık iyice bilmeliyiz ki böyle bir sonuç karşısında ortada pis kokan bir durum var. Adamların talepleri yerine getirilip karşılıklı değişim yapıldıktan sonra sahneyi zafere çevirmeye kalkışan olursa kusuru bakmasın ama inandırıcı olamayacak.
Next